16 Şubat 2009 Pazartesi

Bu Gidişatın Açıklaması Olamaz


Galatasaray'ın Antalyaspor mağlubiyeti göstermiştir ki; bu sezon UEFA'da "sen rüyanda göremezsin, kupa bizim müzemizde" tekerrür edecektir. Yoksa sezonun ikinci yarısının başlamasıyla hem lig hem de Türkiye Kupası'ndaki fiyaskoların açıklaması olamaz.

Girişi yaptım, devamını getireyim bari... Aslında dün Ekşi Sözlük'teki maç başlığına birşeyler yazacaktım da, "Bu da mı kural hatası" ya da "Bu da mı ofsayt hakim bey" tarzında yazıları okuyunca sinirlendim ve hakaret ederim diye birşeyler yazmadım. Tabii o hakaretlerin büyük bir kısmı da teknik direktörümüz Michael Skibbe'ye yönelik olacaktı ya neyse... Madem Scugnizzi beni bu bloga aldı, burada kafama göre takılayım ve başlayayım.

Galatasaray dışında, çocukken Sergen Yalçın zamanlarında satın aldığım İngiliz Milli Takımı forması ile aynı dizaynda olan Umbro İstanbulspor, arkadaşım Rasim Vardar'ın oynarken hediye ettiği Lotto Sakaryaspor, sözlükteki nickiyle Smerdyakov'un bir Bursa gezisinde bana getirdiği Hummel Bursaspor formalarından sonra koleksiyonuma kattığım bir başka Anadolu takımının forması Antalyaspor formasıdır. Düşünen Hayvanın Önde Gideni de iyi bilir ki, artık halısahalarda gollerime Djiheoua ruhu ile kattığım açık mavi renkli Antalyaspor forması ile devam ediyorum.

Neyse gene inanılmaz geyiğe kaçtım. Bu blogu şimdilik sadece dördümüzün (Kendi Kalesine Gol Atan Kaleci sana sesleniyorum: Bu fırtına dinmez :)) okuduğunu varsaydığımdan, yazı çığrından çıkmaya başladı sanırım.

Ne diyordum.. Evet Antalyaspor... Öncelikle kaleci Ömer Çatkıç. Futbolu geçtim, hayatta da klişelerden nefret ederim ama "kaleciler 30'undan sonra kaleci olur"un ispatıdır Ömer. Valla kaç yaşındaydı, bilmiyorum. Kendimi bildim bileli ligimizde. Tahminim 30'u da geçmiştir. Neyse... Ömer Antalyaspor'da alanen ikinci baharında. Nasıl Bilica'yı performansıyla ligimizdeki diğer stoperlerden ayrı bir yere koyuyorsak, Ömer de kalecilerde benim gözümde ayrı bir yerde. Antipatiktir, seyirciyi provoke eder, o başka... Ki ligin ilk yarısı Ali Sami Yen'de oynanan ve 90 dakikanın bitiminde kırmızı kart gördüğü maçta İch ile tribündeydim. Hakikaten kaşınmıştı ama adam çok iyi oynuyor arkadaş. Fenerli Volkan Demirel de çok iyi bu aralar ama hani onun kapasitesiyle Ömer'inki bir değil. Yani Ömer kendi sınıfında kendini aşıyor diye konuyu kapatayım, bitmeyecek... Yeditepe İstanbul'daki Ömer de aynı ben söz meclisten dışarı...

Gelelim Antalyaspor defansına... Bizdeyken bir Konyaspor maçında Uğur Uçar gibi çok ciddi biçimde sakatlanan Yalçın Ayhan"aslanlar gibi" mücadele ederken görmek çok güzel. Aslında bu Antalya'nın 2 tane Polonyalı stoperi vardı yanlış hatırlamıyorsam. Hatta ismi "Bieniuk" gibi olan uzun boylu stoper, ligin açılış maçında Beşiktaş'a da gol atmıştı, Jarabinski'nin ardından Antalya'dan da "Dzienski" gibi isminde olan takım arkadaşıyla ne alakaysa ayrılmışlardı. Amma ve lakin Yalçın, bu Polonyalı'nın yokluğunu hissettirmiyor.

Orta sahada Ahmet Kuru'ya golün asistini yapan Fatih Ceylan'ı da "es" geçmeyelim. Bu Fatih, 2004-05 sezonunda Sakaryaspor ile küme düşse de, o zamanki takım arkadaşları Emre Toraman ve Ragıp ile en azından gönüllerde küme düşmemişti. Hatta o dönemlerde Galatasaray'da yöneticilik yapan Bülent Tulun, Fatih Ceylan'ı transfer etmek istediklerini ama Sakaryaspor'a bonservis bedeli ödeyemeyeceklerini söylemiş, laf arasına Fatih'in Galatasaraylı olduğunu da sıkıştırmıştı. İşte bu tarz laf sıkıştırmalar, sahalarda görmek istediğimiz hareketlerden..

Bu arada çağımızın Reyting Hamdi'den sonra en büyük tehlikesi olan Özhan Abi yönetimindeki Mekteb-i Sultani'nin Fatih'e Kayserispor'un verdiği parayı veremeyecek bir konumda olduğunu da belirtmek gerek. Sonra Fatih, Kayseri'de sanırsam ağır bir sakatlık geçirdi ve forma şansı bulamadı. Ama Şifo kendisine güvendi ve Antalyaspor formasıyla takımının son 3 galibiyetinde önemli rol oynadı (2 güzel gol ve 2 mükemmel asist).

Yoruldum arkadaşlar, muhtemelen sizler de eğer okuma gafletinde bulunmuşsanız yorulmuşsunuzdur. Kusuruma bakmayın.

Yazımın başlığı aslında "Kılavuzu Skibbe olanın" idi ama yazarken konudan konuya atladığımdan Skibbe'nin kulaklarını çınlatamadım. O yüzden başka bir başlık yazdım ve kafama sıkıp gittim. Tıpkı benim gibi Zeytinburnuspor için ter dökmüş Çılgın Sedat, iyi ki varsın...

4 yorum:

  1. ilk yazı harika olmuş belgarath, başarılarının devamını dilerim. mizah anlayışınla beni gülmekten öldürüyorsun :)

    YanıtlaSil
  2. Nice Stuff!

    Commendable Blog indeed!

    Dear Blogger, need your valuable feedback for:

    www.octandigital.com

    Regards,
    Mehta

    YanıtlaSil
  3. belgarath tebrikler, güzel yazı olmuş.

    Ama Rasim Vardar bölümünü okurken bi an tıkandım nedendir bilinmez. :)

    YanıtlaSil
  4. Ellerine sağlık, güzel olmuş...Ama yazıya "Ski"bbe ümidiyle başlayınca aradığını bulamıyor insan, neyse yine de güzel olmuş, teşekkürler...

    YanıtlaSil