2 Mart 2009 Pazartesi

Her Maç Deplasmanda Olsa


Trabzonspor bu sezon deplasmanların açık arayla en iyi takımı. Zirvede yer alan diğer takımların deplasman karnelerine bakıldığında Trabzonspor’un bu açıdan bile bu sezon ne kadar büyük bir iş yaptığı gün gibi ortada.

Trabzon deplasmanı Avni Aker’e rakip takımlar her zaman için farklı bir gözle bakarlar, zorluğu hakkında değişik ve genelde hep aynı kapıya çıkan yorumlarda bulunurlar. Ancak olayın içerisinde olan bizler, Avni Aker’in Trabzonspor için daha zor olduğunu biliriz. En son örnek geçen haftaki Denizlispor maçı oldu. Trabzonspor’un 1 seneyi aşkın bir süredir ligde kendi evinde aldığı ilk yenilgiye sahne olan bu maçta stadı dolduran Trabzonsporlular son yılların en tiyatrovari seyrini gerçekleştirdiler ve çoğu kimse tarafından da maçın kaybedilmesinde önemli bir etken olarak gösterildiler. Deplasman maçlarında ise bu başarılı performansın saha içerisine ait bir çok sebebi vardır ancak bazen insan acaba futbolcular dışarıda kafa olarak daha mı rahat oluyorlar düşüncesi de akla gelmiyor değil.

Maçtan önce aslında çok da dillendirilmese de gergin bir bekleyiş vardı camiada. Zira son üç haftadır kaybedilen puanlar, bundan kötüsü sergilenen futbol Trabzonsporluları telaşlandırıyordu. Rakibin de hem Mehmet Özdilek sonrası genel performansı hem de kendi evinde zirvede takımlara karşı aldığı başarılı sonuçlar (ki buna ben kaybetmiş olmalarına rağmen ligin ilk maçındaki Beşiktaş karşılaşmasını da ekliyorum) tüm bunların sütüne Bordo-mavililer adına tuz-biber ekiyordu. Maçın ilk yarısında Trabzonspor, genelde İbrahima Yattara’nın başlattığı pozisyonlarda net gol atma şansları yakaladılar ancak girmeyince girmeyen top, az kalsın Trabzonspor ağlarından çıkacaktı ilk yarının sonlarında.

İkinci yarı artık Trabzonspor’un tam anlamıyla Antalyaspor’a baskı kuracağını düşünüyorduk ancak görüntünün yine ilk yarıdan çok fazla değişik olmadığını gördük. Trabzonspor yine ısrarla net pozisyonları kaçırıyor, hatta boş kaleye topu vuramıyordu ki bunların bir tanesinde başrolde Hüseyin Çimşir bile vardı. Maçın 75. dakikasında Trabzonspor’un son yıllardaki en başarılı kalecisi olan Tony Sylva’nın başlattığı atakta sahanın neredeyse tümünü kateden İbrahima Yattara’nın ortasına Umut Bulut’un (hem de yine eciş-bücüş bir durumda) vuruşuyla Trabzonspor 1 saatten fazla aradığı golü bulmuş oldu ve bu gergin bir şekilde beklediği karşılaşmadan istediği sonuç ve büyük bir rahatlama ile döndü.


Artık Trabzonspor için her hafta daha da kritik bir hal almaya başladı. Bu hafta alınan bu galibiyet 3 puandan da fazlasını ifade ediyor. Üç maçtır takım istediği oyunu ortaya koyamıyordu. Aslında Antalyaspor maçında da çok çok başarılı bir top oynadığı söylenemez Trabzonspor’un ancak bu üç maçın kötü futbolunu da takımın üstünden attığı bir gerçek. Haftaya Konyaspor karşısında alınacak bir galibiyet, hemen ardından oynanacak yine bir iç saha karşılaşması olan Galatasaray maçı için daha da moralli bir hale getirecektir takımı ve bu kısa süreç sonrasında oluşan tablo Trabzonspor’un ligde bahar aylarındaki kaderini biraz daha netleştirecektir. Şu sıralar kesinlikle iyi oyun yerine 3 puan almak daha değerli ancak birkaç hafta daha iyi futbolla bu galibiyetlerin alınması geleceğe umutla bakmak adına daha hoş bir durum olacaktır biz Trabzonsporlular için.

4 yorum:

  1. eline sağlık :) galip gelemeseydiniz çok kötü olurdu sizin için.

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler :)

    galip gelemeseydik büyük ihtimalle artık maçları daha rahat ve stressiz bir halde seyrederdik, artık bizden geçti diye :)

    YanıtlaSil
  3. bu sene şampiyon biziz. yoksa daha ne zaman bu kadar ki kadar kötü rakipler buluruz.

    YanıtlaSil
  4. ılk defa ts lu bı blogcuyu gordugum ıcın sevındım. gusel yazıların var gercekten de . takıpcın olacam basarılar

    YanıtlaSil