14 Nisan 2009 Salı

Başıma Bir Şey Gelmeyecekse Lugano'yu Sevmiyorum


Şu yazıyı 16 Mart 2009'da Ekşi Sözlük'e yazmıştım. Hiç dokunmadan buraya da aktarıyorum:

"2.5 seneyi aşkın bir süredir fenerbahçe'de oynuyor. oynadığı maçların büyük bir bölümünü de izlediğimden yorum yapabilirim. fenerbahçelilerin büyük bir bölümünün aksine lugano'yu deli gibi sevmiyorum ve fenerbahçe'de oynamasını istediğim bir stoper değil. bu gözler yakın dönemde uche-högh ikilisini de izledi, luciano-tomas ikilisini de. lugano-edu ikilisi diğer iki ikiliden daha kötü bana göre.

hakaret kapsamına giriyor mu bilmiyorum ama bence lugano'nun çok büyük sorunları var. tamam her insanın sorunları olabilir, benim yok mu, yazmaya başlasam saatler sürer ama lugano fenerbahçe'ye milyonlarca euro bonservis bedeliyle transfer olan ve yine milyonlarca euro para kazanan bir futbolcu. ha bana lugano böyle olmasaydı, yani psikolojisi sıradan bir insanın olduğu gibi olsaydı bu kadar büyük bir futbolcu olamazdı diyenler olabilir. zaten onlara katılıyorum, lugano aynen hasan şaş gibi o siniri, hırsı yüzünden bu noktalara gelebildi ama ben bu tarz futbolcuları sevmem. lugano bir psikiyatriste gitse, doktor ona çok ağır anti-depresanlar verir diye düşünüyorum.

oyununa gelince. tamam büyük maçların büyük bir kısmında ortalamanın üzerinde olduğunu söyleyebiliriz. objektif bakan bir insanım ben konuya. önemli olan fenerbahçe'nin başarısı. lugano'yu sevmiyorum diye iyi yönlerini görmeyecek değilim. fakat lugano'nun özellikle anadolu takımlarıyla olan maçlarda olması gerektiği gibi konsantre olduğunu düşünmüyorum. maç seçiyor demiyorum fakat konsantre olamıyor. ayrıca tek hamleli bir oyuncu, adamı kaçırdı mı yakalaması zor. ayrıca çok teknik bir oyuncu olduğunu da söyleyemez herhalde kimse. örneğin şu an herkes güiza'yla dalga geçiyor lugano ondan daha çok gol attı falan diye ama lugano'nun esas işi gol atmak değil takdir edersiniz ki. tamam arada bir atsın, ama onun esas işi defans. özellikle edu ile birlikte deplasman maçlarında oyunu kurmakta büyük sıkıntı çekiyorlar.

her an lugano oyundan atılacakmış hissi var içimde ve 90 dakika esnasında bu bende ağır bir stres yaratıyor. ayrıca ben hakem olsam en kötü 2 maçta 1 lugano'ya sarı kart gösteririm. yani onun senede 34 maçını yönetsem, herhalde 17 sarı, 4 kırmızı kartla tamamlar sezonu.

lugano'yu ilk geldiğinden beri sevemedim, bundan sonra da sevemeyecekmişim gibi geliyor. güney amerikalı futbolcular yerine daha önceki uche-högh ikilisi gibi bir afrikalı-iskandinav ikilisiyle defansı kurabiliriz. bir mellberg'i almak çok mu zor? lugano'ya verilen paralarla ne oyuncular alınır.

tekrardan belirteyim, lugano kötü futbolcudur, fenerbahçe'ye yararsızdır falan demiyorum. ekstra olarak geçtiğimiz sene şampiyonlar ligi'nde çeyrek final oynanmasında onun payı çok büyüktür. fenerbahçe için sonuna kadar savaşıyor, buna da bir şey demiyorum. ama ben biraz daha sakin, biraz daha teknik, deli dolu olmayan bir stoper istiyorum. acaba bu maç kırmızı kart görür mü korkusuyla yaşamak istemiyorum. çok mu şey istiyorum acaba?"

Bu yazdıklarım hala arkasındayım. Özellikle şu kısım dün bir kez daha ortaya çıktı: "her an lugano oyundan atılacakmış hissi var içimde ve 90 dakika esnasında bu bende ağır bir stres yaratıyor. ayrıca ben hakem olsam en kötü 2 maçta 1 lugano'ya sarı kart gösteririm. yani onun senede 34 maçını yönetsem, herhalde 17 sarı, 4 kırmızı kartla tamamlar sezonu."

Sonradan çıkıp özür dilemesi kolay. Böyle dengesiz ve psikolojisi çok kötü bir durumda olan futbolcunun Fenerbahçe gibi bir takımda işi yok. İster Juventus'a gitsin, ister Lazio'ya. Başarılı olmasını isterim fakat bu dakikadan sonra düzeleceği yok Lugano'nun... Temennim bir an önce Fenerbahçe'den ayrılması...

3 yorum:

  1. Keşke Uche-Hogh, Luciano-Tomas yerine Bülent-Popescu'yu izleseymişsin karşim :)

    Stoper dediğin futbolcu mücadeleci olacak, kafa, ayak, bacak havada uçuşacak, dogfighter olacak yani :)

    Zaten kimsenin "katil/kasap stoper" anlayışına bir itirazı yok; ama herkes serin kanlı katil peşinde.

    Popescu o işi çok güzel yapardı. Ama onun gibi bir adam Türk futboluna 20 senede bir isabet eder.

    Sonuçta Olof Mellberg gibi, Lucio gibi adamlar sen ne kadar para verirsen ver, Türkiye gibi bir ülkede futbol yaşantısını sürdürmek istemezler. Zaten aynı parayı veren orta sınıf bir premier league kulübü vardır her zaman.

    Yani şu kombinasyonu yakalamak lazım;

    - Üçüncü dünya ülkesi vatandaşı olacak (Brezilya, Uruguay, Bosna-Hersek, Arjantin, Sırbistan, Romanya, Ukrayna, Bolivya... vb)

    - Kaliteli stoper olacak, kumaşı işi olacak.

    - Kendi ülkesindeki büyük takımlardan birinde oynamak istemeyecek (Corinthians, Steau, Dinamo, Boca, River, Partizan...)

    - İtalya, İspanya, İngiltere gibi ülkelerdeki üst sınıf takımların dikkatini çekmemiş olacak; orta sınıf takımlara gitmeye de cesareti olmayacak.

    - Menajeri normal insan olacak. Uyuşturucu tüccarı, kaçakçı, tefeci, pezevenk olmayacak. Masaya oturup adam gibi pazarlık edebielceksin.

    ...

    Bu liste daha uzar. Böyle bir adamı bulabileceksek Lugano hemen bugün bavulunu toplasın.

    Ama Fenerbahçe van Hooijdonk'lu, Aurelio'lu, Anelka'lı, Appiah'lı kadrosundan Deivid'li, Selçuk'lu, Deniz'li, Maldonado'lu bir takıma gerilemişken; bir Beşiktaş kadar olamayıp Fabian Ernst ayarında bir adam bile bulamıyorken...

    ...hangi defans? hangi stoper?

    ;)

    YanıtlaSil
  2. abi bir uche, bir luciano, bir tomas bulmak çok mu zor?

    YanıtlaSil
  3. değil, ama uche, tomas, luciano, servet, emre aşık, ibrahim toramam vb. adamlarla en fazla Turkcell Super Lig kazanılır :)

    YanıtlaSil