20 Eylül 2009 Pazar

Eyüpspor-Göztepe: 0-1


Ne zamandır Eyüpspor'un maçına gitmiyordum. 2 seneyi geçmiş olmalı. Gerek çoğunlukla Bursa'da olmam, gerek İstanbul'da olduğumda zamanımın uymaması. Geçenlerde Akhisar Belediye'ye 3-0 yenildiğimiz maça gidecektim ama Belgarath gelemeyince ben de vazgeçtim. Aslında heyecan işi biraz bu. Takım 3. Lig'den 2. Lig'e yükseldiğinden beri, ne şampiyonluğa oynuyor, ne de küme düşmeye. Esasında geçtiğimiz sezon yükselme grubuna çıktık ama kötü sonuçlar aldık. Küme düşmeye oynasak, bir amacımız olsa, her maça giderim.

Dün Göztepe maçı vardı, bilindiği gibi Göztepe bu sezon 2. Lig'e yükseldi. Eyüpspor'un da durumu gayet kötüydü, gitme zorunluluğu hissettim kendimde. Oynadığımız 3 maçta gol atamamıştık ve sadece 1 puanımız vardı. Sadece kupada oynanan Gebze maçını 2-1 kazanmıştık.



Maçtan önce forumlara vs. baktım, İzmir'den çok taraftarın gelmeyeceğini biliyordum. Maksimum 3 otobüs diyorlardı. Maç 16:00'daydı, yarım saat önceden çıktım evden. Bu yaşa kadar Eyüpspor'un kendi sahasında oynadığı hiçbir maçın girişinde bilet almamıştım. Alt lig maçlarına gidenler bilirler, semtin gençleri içeri para vermeden girerler. Aslında dün de girebilirdim, baktım bilet sadece 5 tl, sırada beklemek istemedim. Göztepe ve Eyüp gençleri arasında nasıl bir diyalog olduğunu bilmiyordum. Eyüpspor taraftarlarının anlaştığı, kardeş kulüp gözüyle baktığı çok az takım vardır. Stada doğru ilerlerken Göztepeli taraftarları dışarda beklerken gördüm. Anladım ki gayet dosthane bir havada geçecek bu maç. Normalde stadın dışında polis korumasız o şekilde herhangi bir deplasman taraftarının beklemesi mümkün değil. Göztepeli toplam 100 kişi ya vardı, ya yoktu. 2 veya 3 otobüs gelmiş olmalılar. Eyüplüler de maça gerekli ilgiyi göstermediler açıkçası.



Bizim takım maça gayet iyi başladı. Önemli pozisyonlar yakaladı, maçın ilk yarısı en kötü ihtimal 2-0 bitmeliydi fakat net pozisyonlar değerlendirilemedi ve 0-0 girdik devre arasına. Örneğin; yeni transferimiz golcü Muzaffer'in şutu direkten döndü, devamında da müsait pozisyonda yapılan vuruş auta gitti. Göztepe vasatın altındaydı ilk 45 dakika boyunca, üstün olan takım pozisyonlar haricinde de bizdik.

İkinci yarıda Eyüpspor'dan daha iyi oynamasını beklerken, aksine daha kötüydük. %60 Göztepe, %40 Eyüp diyebilirim ikinci yarı için. Daha üstündü sarı-kırmızılı ekip, kabul etmek lazım. Defansı sağlam tuttular. 60. dakika civarı Şadi Çolak girdi oyuna Göztepe'de. Yanımdaki abiye, ısınan Şadi'yi gösterip, "girerse golünü çakar, dikkat et!" demiştim. Nitekim ceza sahasında önüne gelen topa iyi vurdu ve takımını 1-0 öne geçirdi. "Ne şom ağızlı adamsın!" tepkileriyle maça devam ettik. Maçın sonlarına doğru yine Muzaffer'le net bir pozisyonu değerlendiremedik. Son dakikalarda tempo iyice düştü, 4 maçta 0 gol ve 1 puanın da vermiş olduğu haklı sinirle teknik direktör Nevruz Şerif haklı olarak protesto edildi. Sonuçta bu takım geçen sezon grubu 1. bitirmişti.

Taraftara geri döneyim, iki ekip taraftarları yazının başında da dediğim gibi dost kulüp olma yolunda adımlar atmışlar herhalde. Gayet güzel, hatta abartı görüntüler oluştu. Örneğin Eyüpsporlu taraftarlar, "Göztepe, Göztepe" diye tezahurat yaptı. Maçın sonunda Göztepeli futbolcuları tribüne çağırıp alkışladı. Göztepeli bir avuç taraftarın da oyuncularıyla birlikte marş söylerken geçen dakikalar görülmeye değerdi.

Göztepe'yi Hasan Çelik'li dönemde severdim. Ama İzmir takımlarından en çok Karşıyaka'ya sempati duyarım. Sırf Göztepelilere yağ olsun diye Karşıyaka'ya küfredilmesini de anlayamadım. Gerçi onlar da bize jest olsun diye Karagümrük'e küfrettiler.

Böyle bir maçtı işte. Eyüpspor'un durumu kötü, en kısa sürede bir şeyler yapılması gerekiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder