5 Ekim 2009 Pazartesi

Hem Hatice Hem Netice


Twente maçının haricinde sonuca bakıldığında süper gidiyordu Fenerbahçe. O maçı da kazanabilirdi Sarı-Lacivertli ekip. Fakat birkaç maç haricinde oynanan futbol vasatın altındaydı, tempo düşüktü, taraftarları tatmin edecek mücadele sergilenmiyordu. Bu yüzden Christoph Daum'u eleştirmeye devam ediyordum. Ne olduysa takım bugün bir başkaydı. Seyreden herkes farketmiştir umarım. Belki çok süper bir oyun ortaya koymadı Daum'un öğrencileri ama bana göre "şampiyon" gibi oynadı. Daum haftalardır "oynanan oyuna puan verilmiyor, kimse bize ligin en iyi top oynayan takımı ödülü vermeyecek" vs. diyordu. Üstüne "Sheriff maçında alınacak 1 puan güzeldir" diye bir laf söyledi. Beni acayip hayal kırıklığına uğrattığı gibi şaşırttı. Daum'dan Barcelona futbolu beklemiyor kimse daha önceden de söylediğim gibi, takım bugünkü gibi pres yapsın, mücadele etsin, sonuna kadar zorlasın razıyım ben. Fenerbahçelilerin tepkilerine baktığımda da sırf ben değil, taraftarların geneli böyle düşünüyor... Puan kaybedebilirdik de 90 dakika sonunda, ama bu Fenerbahçe'nin gayet iyi olduğu gerçeğini değiştirmeyecekti. Özellikle ilk 30 dakikadaki pres, mücadele karşısında ağzım açık kaldı. Tabii ki bu takımın daha iyisini yapacak gücü var, ama benim daha fazlasında gözüm yok şimdilik. Takım bu oyunu oynamaya devam etsin, art arda puan kayıplarına rağmen ağzımı açarsam ligi 3. bitirelim. :)

Volkan çok çok iyiydi. "Kova, kaleci falan değil" diyenler haftalardır ne yapıyor merak ediyorum. Bilica son haftalardaki performansıyla "ligin en iyi stoperi". İlk maçlarda biraz bocalamıştı, kritik hatalar yapmıştı ama toparladı ve uzun süredir kusursuz oynuyor. Emre apayrı bir yazı konusu. Takım bu kadar iyi mücadele ediyorsa, en büyük paylardan biri Emre'nindir. Tabii Mehmet Topuz gibi onun da Fenerbahçe'de oynamasına hala karşıyım. Fakat bu Emre'nin harika oyununu, presini görmezden geleceğim anlamına gelmez. Alex'e söyleyecek söz yok. Daha önce de yazmıştım, hiçbir Fenerbahçe'nin Alex'i koşmuyor diye eleştirmeye hakkı yok. Adam daha ne yapsın? Onu saçma sapan nedenlerle eleştirenlerle futbol konuşmuyorum artık çok iyi arkadaşım olsa da. Bir numaralı Alex düşmanı sevgili Gökmen Özdenak'ı dinledim az önce Telegol'de, hala "Alex şöyle, böyle" diyor. Bir tabir vardır da yazmayayım, kaç yaşında adam sonuçta, saygısızlık yapmak istemem. Cristian'da yükseliş var, daha önceki haftalarda Selçuk'tan fazla bir artısı olmadığını söylüyordum. Yani Selçuk 10 üzerinde 6.5 ise Cristian 7.0 değildi benim gözümde fakat bu maç daha sık ileriye çıktı. 2-3 maçtır bu şekilde çıkışlar yapıyor, hücumlara destek veriyor, Emre'yle iyi anlaşıyor/anlaştı. Böyle oynasın canımı yesin. Bu takımın sağ açığı Mehmet Topuz'dur, nokta. Madem o kadar olaydan sonra aldınız, Gökhan'la da anlaşıyor, oynatacaksınız. Hem Gökhan ileri çıktığında yer değişebiliyorlar, Kazım oynadığında öyle bir avantajımız yok. Lugano bugün pek kendini göstermedi fakat kornerlerdeki başarısını yine göstererek golünü attı. Bilica ile beraber oynadıkça formu da yükselecektir. Solda Andre Santos son maçlara oranla daha iyi olsa da, istenilen düzeyde değil. Milli maç arasında toparlar inşallah. 2. goldeki pasını da es geçmeyelim. Vederson ise zorunluluktan oynayan bir isim. 6 yabancı kuralı olmasa bilindiği gibi orada Roberto Carlos oynayacak. Fakat buna rağmen hazır Vederson, sırıtmıyor ve bence beklentiyi karşılıyor. Sol kanadın geneli sağ tarafa göre daha kötüydü ama bu maç. Güiza da Andre Santos bana göre daha iyiydi bundan önce oynadığı birkaç maça göre ama yeterli değil tabii ki. Aslında tek santrfor oynayacak, hava toplarını indirip, kontrol edip, arkadaşlarına servis edecek bir futbolcu olmadığı için Güiza, çok formda olsa da bu oyun düzeninde hava hakimiyeti artmadığı sürece eleştirilmeye devam edilecek. Onun asistini de atlamayayım. Gökhan Gönül takımda en güvendiğim isimlerin başında geliyor. Alex ve Volkan'dan sonra onu yazarım kağıda. Dolayısıyla beklentiler büyük. E bu da insan, her maç süper oynayacak diye bir şey yok. Çok pres yaptı, mücadelesi üst düzeydeydi. Zaman zaman M. Topuz'la da yer değiştiler. Sonradan girenlerden ise ilk Özer'i yazayım. İyi oynamış, kötü oynamış olması önemli değil. Önemli olan Kazım ve Deivid kadroya döndüğü zaman da az da olsa şans bulup bulamayacağı. Semih son dakikalarda girdi ve önemli pozisyonları değerlendiremedi. Skor dezavantajı olsa eleştirilirdi ama çok da önemi yok, 85. dakikada oyuna giren bir ismi gol kaçırdı diye eleştirmeyi doğru bulmuyorum. Roberto Carlos'a ise son olarak değinmek istedim. Yaptığı açıklamalardan anladığım kadarıyla devre arasında çok büyük ihtimal ayrılacak Fenerbahçe'den. İnşallah hiçbir sorun yaşanmaz iki taraf adına da ayrılık aşamasında ve bundan sonra Fenerbahçe'yi herkese çok iyi bir şekilde anlatır...

Biraz uzun oldu, kusura bakmayın. Takım uzun zaman sonra istediğim gibi oynayınca, çocuklar yüreklerini sahaya koyunca uzun uzun yazmak istedim. Her zaman böyle mutlu bir şekilde yazamıyoruz içimizden geçenleri... Daha önceki bir yazımda derbiye 23+ puanla çıkabiliriz demiştim, daha bir maç olmasına rağmen 24'ü yakalayarak benim hedefim olan 23 puanı geçtik. Dolayısıyla Galatasaray maçına daha rahat bir şekilde çıkabileceğiz, bence büyük bir avantaj bu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder