26 Ekim 2009 Pazartesi

Maçın Yıldızı Christoph Daum


Böyle maçlar sonrası sıcağı sıcağına yorum yapmak iyi değildir. Sinirle, maçın verdiği stresle istenmeyen şeyler yazılabilir. Dün maçtan hemen sonra yazılanlar/söylenenler şimdi konuşulsa eminim çoğunluk daha farklı şeyler söyler. Ben beklemeyi tercih ettim ve düşüncelerimi aktarmak istiyorum kısa kısa;

- Maç öncesi yazdığım yazıda her önemli maç öncesi yaptığım gibi skor tahminimi yazmıştım, "3-1 ve Alex 2 gol atar" tahminim tuttu fakat diğer 2 golde başarısızım.

- Ligde Kadıköy'de oynanan derbilerde Fenerbahçe son 9 senedir kazanıyordu, ayrıca son 16 senede 48 puanın sadece 4'ünü vermişti Galatasaray'a. Fenerbahçe çok çok kötü bir durumda olsaydı bile sırf bu nedenden dolayı dün akşam bütün Fenerbahçeliler umutlu olurdu. 10 maçta 30, 17 maçta 46 puan oldu...

- Hakemler hakkında konuşmayı hiç sevmem. Şike vs. yaptığını düşünüyorsam söylerim, düşünmüyorsam "insanlık halidir" der geçerim (şimdiye kadar bir maçı direkt hakem yüzünden kaybettiğimizi söylediğimi, hakemi acımasızca eleştirdiğimi duyan/gören varsa söylesin). Ayrıca Türkiye'de kim neden hakem olmak istesin ki bu şartlarda? Dün akşam Fenerbahçe'nin attığı ilk gol ofsayttı. Zaten bunun ofsayt olmadığını iddia edenlerle futbol konuşmak son derece yersiz. Fakat hakemin maçı katlettiğini düşünen Galatasaraylıların maçı sakin bir şekilde birkaç gün sonra bir kez daha izlemelerini öneriyorum. Dün akşam 2 takımın sahaya koyduğu mücadeleden sonra yenilgiyi hakeme bağlayanlara söyleyecek sözüm yok.

- Fenerbahçe şiir gibi futbol oynamadı ama sonuna kadar süper mücadele etti, bütün futbolcular sahaya yüreklerini koydu. Galatasaray'da en büyük eksik buydu bana göre.

- Galatasaraylı olsam en çok Arda ve Keita'yı eleştirirdim. Oynadıkları futbol yüzünden değil, onlar da insan, çok çok kötü de oynayabilirler. Fakat Arda bu yaşta kaptan yapılıyorsa, hakkını vermeli. Girmeyeceksin Cristian'la tartışmaya, nokta. Alex yapıyor mu böyle şeyler, gollerini atıyor kenara çekiliyor. Bir kaptanın, hem de Galatasaray kaptanının rakiple gereksiz yere -hem de maç başlamadan- münakaşaya girmesi çok yanlış. Keita da aynı şekilde önce topu ve su bardağını aldı bütün sahayı dolaşarak masaya bıraktı. Sonra maç 2-1'ken Roberto Carlos'a yumruk attı. Bana göre kötü de oynamıyordu, en çekindiğim isimdi Galatasaray'da ve oyundan atıldıktan sonra rahatladım.

- Baros'un ayağının kırılmasına gerçekten üzüldüm. Ayrıca sırf taraftarlar -bu Fenerbahçe taraftarları için de geçerli bizden bir futbolcu sakatlandığında- "Baros sizin maçınızda sakatlandı, onun yokluğunda 2 ayda çok puan kaybettik" vs. demesin diye hiçbir futbolcunun sakatlanmamasını, bütün takımların ceza durumları haricinde tam kadrdo olmasını istiyorum. Fakat Emre'nin hiçbir günahı yok faul yapmak dışında. Topa dokunabilse faul bile olmayacaktı, az daha dokunuyordu. "Adamın ayağını kırdı, sarı kart bile göstermedi, ne biçim hakem bu?" diyenlerin o sözleri bir anlık sinirle söylediklerine inanmak istiyorum.

- Böyle maçlarda sürpriz yapan teknik adam takımını 1-0 öne geçirir bana göre. Benim sürpriz adamım Uğur Boral'dı fakat Daum onu ilk 18'e bile almamış. Çünkü Keita ve Sabri'nin karşısında ekstra bir şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyordum, onlar sık sık ileri çıkacakları ve defansı boşlayacakları için Uğur oradan akıp gidebilirdi. Daum Uğur'u düşünmemiş ama yine de benim düşündüğüm gibi o bölgeye önlem almış, çok da iyi yapmış. Bazı pozisyonlarda Roberto Carlos ve Vederson çok iyi sıkıştırdılar Keita'yı.

- Maçı bana göre Daum kazandı. Çokça eleştirdim Daum'u geldiğinden beri bu sezon, fakat bu maçın yıldızıydı bence. Orta sahayı 4 mücadeleci oyuncudan oluşturdu -ki ikisi bek de oynayan isimler (Vederson, Mehmet Topuz)- ve bu oyuncuların inanılmaz mücadele ve presi sayesinde Fenerbahçe üstünlük kurdu. Mehmet Topuz çok mu iyi oynadı? Hayır. Belki 11 oyuncu arasında puanlama yapsam en düşük puanı ona veririm fakat gereken mücadeleyi gösterdi. Dün de en çok gerekli olan şey mücadele ve presti. Ayrıca Kazım'ı tek santrfor oynatmasını da kimse beklemiyordu herhalde Güiza ve Semih kenarda otururken. Bir ilkti bu. Onların yokluğunda Romanya deplasmanında oynadı ama... Güiza veya Semih oynasaydı ileri uçta dün akşam Kazım'ın yerine, bu kadar etkili olamazlardı. Risk aldı Daum ve kazandı. Belki Kazım'ın değerlendiremediği, tribünlere yolladığı şutları Güiza veya Semih olsa gol yapacaklardı ama ikiz kulelerle böyle mücadele edemezlerdi.

- Oyuncu değişikliklerini de zamanında yaptı Daum. Özellikle Andre Santos girdikten sonra şov yaptı. Son haftalardaki form düşüklüğüne de bakıldığında ilk 11'de başlasaydı karşılaşmaya, Sabri-Keita ikilisi daha etkili olurdu. Vederson'a da haksızlık olurdu hem.

- Rijkaard'a gelince... Ben bu maçta sürpriz yapıp defansif yönü kuvvetli olan 3 orta saha oyuncusunu oynatacağını düşünüyordum, ama yapmadı. Yani Barış-Ayhan ve Mustafa Sarp birlikte oynasaydı Galatasaray orta sahası Emre-Cristian ve Mehmet Topuz'a karşı en azından bu kadar kötü olmazdı.

- Aydın'ın değerlendiremediği -bana göre Aydın'a çok da kızmamak lazım, orada Alex de olsa atamayabilirdi- pozisyon dışında skoru etki edecek pozisyonu yok Galatasaray'ın. Bir de Maçın başında sağdan yapılan ortaya kimse dokunamamıştı, o gol olabilirdi. Onu da sayalım hadi. Galatasaray daha farklı mağlubiyetler aldı Fenerbahçe'den, hem de daha güçsüz kadrolarla fakat hep daha çok pozisyona girmişti değerlendiremese de...

- 2007/08 sezonunda Kadıköy'de oynanan ve 0-0 biten kupa maçında stattaydım -hani Lugano'nun son dakikalarda gereksiz yere kırmızı kart gördüğü maç- ve Galatasaray bölüm bölüm bizden iyi oynamıştı o karşılaşmada. Üstün olan taraf değildik. Demek ki Kadıköy'de de illa yenilgiyi hakemlere bağlamadan berabere kalınıp -kazanabilirdi de Galatasaray o maçı- zaman zaman üstün futbol oynanabiliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder