5 Ekim 2009 Pazartesi

Sisteme İhanet!


Bu sefer de sinirden kudurmamı sağlayan bir Galatasaray maçıydı. Şimdi geçen hafta Eskişehirspor maçından sonra (bkz: #16946051) kendi çapımda eleştiriler yapmıştım. Anında oto-kontrol mekanizmaları devreye girdi: Siz kimsiniz takımı eleştiriyorsunuz, Frank Rijkaard'ın sistemi bizim de sistemimiz, Harry Kewell, Hagi'den sonra başımıza gelen en önemli şey ve vesaire zırvalıklar... Evet henüz takım olamamış Ankaragücü'nden üç tane yedik. Geçmiş olsun. Hadi Ceyhun Eriş zaten önceden de başımıza bela olmuştu (2006-07'de Sami Yen'de 1-1 biten maç), Murat Duruer de Uğur Uçar'ı yerlerde süründürdü, bir hikaye daha ortaya çıktı.

Geçen hafta Eskişehirspor beraberliğinden sonra "Sami Yen'de puan kaybı olmaz, deplasmanda beraberlik olabilir" dedik, Eskişehir'e içeride iki puan ver, Ankaragücü'ne yenil ve Fenerbahçe'nin 5 puan gerisine düş. Ama lig uzun bık bık... Görürüm ben seni Kadıköy'de yenilince fark 8'e çıktığında... Denizlispor mucizesi de kurtaramaz o saatten sonra. Lucescu 1 ise, Daum denilen adam da 2'dir. Mucize olmadıkça, o saatten sonra şampiyonluğu vermez. "Ben yazdım, ben dedim" lafını sevmem ama arkadaş anlamıyorum. Sezon başlamadan Galatasaray Sözlük'e de "Rijkaard'ın gelişiyle havalara uçmadım. Yıldızlar topluluğu kadroyla bir kere madara olduk, bir kere daha olabiliriz. Türkiye sınırlarında 2005-06 sezonunda bunu Alex-Anelka-Nobre-Tuncay-Appiah-Aurelio'lu kadrosuyla Fenerbahçe de yaşadı. Galatasaray'ın olayı Galatasaraylı futbolculardır" gibisinden bir şeyler yazmıştım... Dediklerimin hala arkasındayım. Bu kadar yumuşak bir takımla olmaz, olamaz...

Neyse sırayla başlayayım: Frank Rijkaard : Hoca eleştirmeyi hiç sevmem ama eleştirene de ne oluyor demem. Taraftarız biz, tabii ki eleştireceğiz. En azından kendi adıma ben işte 1 sene çalıştıktan sonra izin hakkı elde ettiğimde, onu Kadıköy'deki derbiyle birleştiriyorsam, hayatımı bir şekilde ucundan da olsa Galatasaray'a göre ayarlıyorsam, buna hakkım var. Arkadaş adamın ne sistemi varmış, şaşırdım kaldım. Tamam eyvallah iyi hoca, Barcelona ile şampiyonluklar yaşadı, ona da eyvallah. Ee peki Vicente Del Bosque de Real Madrid'te benzeri başarılar elde etmedi mi? Ne oldu, geldi Beşiktaş'a, Rıza Çalımbay'dan bile başarısız oldu. Yani öyle bir kaide yok... Takıma ve de Türkiye'ye uygun hoca getirmekte fayda var. Bana kalsa hocaları ters çevir. yani Daum Galatasaray'a gelsin, Rijkaard Fener'e gitsin. Net söylüyorum. Sezon başlamadan sözlük yazarlığını silmesine iddiaya girerdim "Galatasaray şampiyon olur" diye... Bu iş biraz Türkiye'yi bilme işi ve Christoph Daum da Türkiye'yi tıpkı Lucescu gibi çok iyi biliyor. Bakınız 8 maç 24 puan.

Şimdi biliyorum bizim taraftardaki ukalalıkları, "Yok bizi Türkiye kesmez, Galatasaray'ın hedefi Türk olmayan takımları yenmek, Daum Avrupa'da başarılı olamaz, Rijkaard ile uzun vade..." Arkadaşım önce bir Fenerbahçe'yi şampiyonluklarda yeterince geç, at farkını, tak dördüncü yıldızını, zaten o dediğin Avrupa olayı istemeden de olsa gerçekleşir. Al sana uygulamalı olarak da göstereyim :

Dört sene üst üste şampiyon olduk
Avrupa'nın kralı olduk .

Yani canım kardeşim, Avrupa'nın kralı olmak için önce bir zahmet ligi domine et! Zaten onu yaptıktan sonra, gerisi 1996-2000'de olduğu gibi istemeden de olsa geliyor. Bu açıklamayı bilhassa yapıyorum. Hani açıklamadığım zaman küçük düşünmekle suçlanıyorum. Yok öyle bir şey... Neyse gelelim tekrar Frank Rijkaard'a. Total futbolu baygınlık getirdi. Burası Türkiye... Ankaragücü'ne ne futbolu?. Çıkıp oynayıp yeneceksin işte. Sezon başından beri aynı nakarat... Baros ilk 11, Nonda yedek. Baros kolay maçta dinlendirilirse, Nonda ilk 11. Onun dışında Baros oyundan çıkar, Nonda girer. Hay senin ileride tek başına gezinen tek forvetine... Arkadaş tamam sistemdir, saygı duyarız. Ama benim bildiğim tek forvet oynaman için kanatlardaki adamlarının da o tek forvetine fazlasıyla yardımcı olması gerekmiyor mu? Bugün Ankaragücü maçında Keita sakat ve yok. Sahada bizim Aydıncık var. Mübarek pek çıtkırıldım. Özelliği de öyle silik oynar ki, kötü oynadığını bile anlamazsın. Ama çocuk yetenek be arkadaş. Rıdvan'ın ciğerini bilir ya bizim bu yeni kuşak, Aydın'ı Şeytan'a da benzetirler...

Diğer kanada bakıyorsun Harry Kewell. Sezon başından beri tek olumlu tarafı yumruğa çağrılırken adının melodisinin hoş olması. Futbolu bitik. Arda ve Elano ikilisi desen uyumsuz. Ya arkadaş o zaman neden Baros çıkar Nonda girer? İkisi oynasa sisteme ihanetten 3 puanımız mı silinecek?... Merak etme 3 yiyip 3 puanı aldın zaten... Nonda oyuna girdi. İki gol kaçırdı, bir tane penaltısı verilmedi. Oldum olası gol kaçıran oyuncuya kızmam, pozisyona girmesi yeter, Baros'la oynasa eminim daha çok pozisyona girerdi. Neyse son olarak oyunculara gelirsek...

Leo Franco: Eleştiremem. Şu 2 aydaki performansı kendisine olan önyargılarımı bitirdi. Görevini yapıyor.
Uğur Uçar: Sabri'nin ancak yedeği olur.
Servet Çetin - Mehmet Topal: İkisi de sezon başında hazırlık kampını sakat geçirmenin sıkıntısını çekiyor. Hadi Mustafa Sarp varken, şu aşamada Mehmet Topal olmasa da olur... Ama savunma Servet'siz olmuyor. Ön liberolar yardım etmeyince de üstüne inanılmaz yük biniyor. Neticede Servet adamım, vazgeçmem. Elinden geleni yapıyor ve 3 numarayı Uğur Uçar'dan daha çok hak ediyor.
Gökhan Zan: İlk 11'de olması şart. Hem iyi espri malzemesi de çıkar biz sözlükçülere Sabri'deki gibi.
Caner Erkin: Orhan Ak kadar bile bu takıma yararı olmaz.
Hakan Balta: Sol bekte sabit. Yeri değişmemeli. Varsın sorumluluk almasın. Caner'i izlemektense...
Mustafa Sarp: İlk kez bugün döküldü.
Ayhan Akman: Düzelmesi gerek.
Arda Turan: Seviyorum.
Elano: Lincoln'den iyi değil.
Harry Kewell: Son maçlarda isteksizliğin kitabını yazıyor. Bıktırdı.
Aydın Yılmaz: Bu fizik gücüyle Kasımpaşa'da bile oynayamaz. Erhan Küçük'ten iyi olması zaten mümkün değil.
Baros - Nonda: Kızamam.
Sabri - Keita: Bugün de görüldüğü gibi takımın olmazsa olmazları.

7 yorum:

  1. Okuduğum en saçma maç yazısıydı. Kendi içinde inanılmaz tutarsızlıklarını geçtim, vizyon olarak Fenerbahçe yönetiminden farkı olmayan bir Galatasaraylı'nın var olduğunu görmek çok kötü oldu. Gerçekten de "sabır, sabır" diye boşuna sayıklıyormuşuz. Hemen Fener'i şampiyonluklarda geç, hemen ŞL'ye git, hemen yarı final oyna, hemen, hemen, hemen. Jupp Derwall bir senede mi kurdu takımı? Demek ki Fener'e 5 atsak, sadece yerel başarılara gözümüzü diksek sizin gibi taraftarlara yetiyor. Ali Sami Yen'in mirasına böyle mi sahip çıkıyorsunuz? Yazık, çok yazık... Burası Türkiye'ymiş, Rijkaard bilmiyor mu yani burasının Türkiye olduğunu? O yüzden mi ilk röportajında Türk futbolunun çözümlemesini anında yapıverdi? Rıdvan Dilmen'den ne farkın oldu ki şimdi "Burası Türkiye" diyerek? Aman Allah'ım, sayfada yukarı gidip yazıya bir kez daha bakıyorum ve inanamıyorum böyle çağdışı bir mantıkla yazılmış bir şeye.

    YanıtlaSil
  2. Nedense yazıdaki her şey sözlük üzerine. Ne sözlükmüş arkadaş... Allah Blogger'dan razı olsun sözlük okumaktan kurtardı bizi. Sözlük hesabını silmeye iddiaya girmek tabiri de baştan aşağı sözlük kokuyor. Eee, haklısın tabi bir sözlük yazarı olarak, bizim bunca Galatasaray taraftarının gözüne gözlük, eline 'sözlük' lazım. Başka türlü okuyamıyoruz gerçekleri(!).

    YanıtlaSil
  3. Galiba Fenerbahçelisiniz bunu anlarım,kendi takımına belden aşağı vurmayı anlamam...

    Ben oldum olası kahvehanelerde maç izlemekten nefret ederim ve son 1-2 senedir bir ideam vardır blog yazarlarıyla maç izlesem nasıl olurdu diye,doya doya oynanan oyunu konuşmayı falan isterdim.ancak gördüm ki bloggerlar içinde de varmış ankaragücü gol attığında alkışlayacak insanlar.

    anlamadığım şey uğurun,nondanın,barosun pozisyonlarından biri gol olsa ve kazansak yine bunları yazacakmıydın. sana basit ve net bir örnek vereyim mesela Olimpiakos. Adamlar 12 senede 11 kere ligi aldılar ama Avrupa'nın kralı oldular mı, yoo hayır sırf avrupa kupası için hoca değiştiriyorlar.

    Avrupada başarının sırrı ne peki,doğru yapılanmak.96-00 arası doğru yapılanma vardı yoksa gelmezdi o kupa da tıpki beşiktaş 3 sene üst üste şampiyon olduğu zamanlarda avrupada başarının gelmemesi gibi.

    Çağrı'da özetlemiş Ali Sami Yen'in mirasına. Ne demiş ünlü kurucu "Türk olmayan takımları yenmek" bu andaki sistem ilerde bunu harfiyen başaracak mı? evet. E öyleyse niye kendi takımına köstek oluyorsun be adam zaten onca köstek olacak insan varken.

    YanıtlaSil
  4. Çağrı eline sağlık.

    Kimsenin Galatasaray kadrosundaki herhangi bir futbolcuya farklı bir şekilde ithamı yok.Ben sadece Rıdvan Dilmen'in saçma analizlerini gördüm şu ana kadar GS kadrosu hakkında.E zaten sizin gibi sözlükçüler yüzünden bırakmadı mı çoğu yazar sözlüğü ? Başka takımları eleştirmeden önce kendi takımının analizini iyi yapman gerekir bence.Ha bu dağınık yazıdan çıkarılabilecek sonuçlar bellidir.Demek ki sizin yazılarınız Rıdvan'ın yorumlarıyla doğru orantılı.

    FB iyi gidip GS puan kaybettikçe Rıdvan coşuyor...

    Son 2 haftadır da siz ipi koparıyorsunuz.Hayır anlamıyorum böyle bir yazıyı yazarken kendinizi ne zannediyorsunuz ?

    YanıtlaSil
  5. İnanmadığım herşeyi söyleyen, futbola ve Galatasaray'a dair tamamen benim karşı olduğum fikirlerden oluşan ama yazımı itibariyle okunaklı bir yazı olmuş. Hıncal, Fatih Altaylı falan gibi.

    YanıtlaSil
  6. Arkadaşlar yazı Belgarath'ın, içeriğiyle ilgili bir şey diyemem tabii ki ama bir şey eklemek istiyorum,

    belgarath tek yazı yazdı. ben de genelde böyle yapıyorum. sözlükteki yazısını buraya da aktarıyoruz, sonuçta iki yazı yazmanın alemi yok. aynı fikirler olacak nihayetinde. zaman kaybı. bu yüzden içinde sözlük vs. ile ilgili şeyler barındırması normal.

    YanıtlaSil
  7. Ancak bir Fenerbahçe blogunda yer alabilecek bir Galatasaray yazısı. Aklı başında hiçbir Galatasaraylı böyle saçmalıklar yazmaz. Ben bu Belgarath arkadaşa güzel dille mesaj attım geçen hafta, sakin olmasını telkin ettim, kendisi teşekkür etti maç heyecanıyla yazdığını söyledi. Ama bakıyorum hala aynı kafada devam ediyor. Galatasaray'ın böyle şuursuz taraftarlara ihtiyacı yok.

    YanıtlaSil