16 Kasım 2009 Pazartesi

Ankaragücü'ndeki Son Gelişmeler


Dün gece çok geç saatlere kadar Star'da Ertem Şener'in sunduğu ve Cem Dizdar, Bilgin Gökberk, Selçuk Yula ve Ali İsmet Ural'ın yorumcu olduğu Futbolig'i izledim. Aslında tamamını izleyemedim ama Ankaragücü'yle ilgili konuşmaların çok büyük bir bölümünü takip ettiğimi sanıyorum.

Önce Melih Gökçek bağlandı yayına. Uzun uzun konuştu. Neler söylediğini konuya biraz hakim ve Melih Gökçek'i daha önceden dinleyen herkes tahmin edebilir. Aslında kendisinin başkan olmak istediğini fakat Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu için başkan olamadığını itiraf etti sorulan bir soru üzerine. Hedefi Ankaragücü'nü şampiyon yapmakmış. Fakat oğlu kulübün başkanı olduğu ve son yaşananların belki de 1 numaralı adamı olduğu halde, çoğu şeyden haberi olmadığını söyledi. Yeni hocayla anlaşıldığı (ona da Allah sabır versin) ve Hikmet Hoca'yla da tazminat konusunda uzlaşmaya varıldığı haberi geldiğini söyledi. Bu arada Hikmet Karaman'a en çok kızdığı konulardan biri, yaptığı oyuncu değişikliğiymiş. "Şu oyuncu, şurada oynar mıymış?" Ciddi ciddi söyledi bunu ve Süper Lig'de görev alan bir antrenörün bunu nasıl yapabildiğini sordu. Lafın kısası Hikmet Karaman'dan taktik konuları daha iyi bildiğini sanıyor/zannediyor.

Daha sonra Ahmet Gökçek'le yapılan röportaj gösterildi. O da anlattı, anlattı ama boşuna... Hikmet Karaman'ın aslında tazminatın 1 milyon 700 bin dolar gibi yüksek bir rakam olduğu söyleniyor fakat sözleşme geçersizmiş Gökçek'lere göre. Bu durumda da aylarca geçersiz sözleşmeyle çalıştığı ortaya çıkıyor Karaman'ın. Oğul Gökçek'in Hikmet Hoca'ya kızdığı bazı noktalar şunlar; "Kamp yapılacak otelleri kendi seçiyor, bizim dediğimiz otele gidilmiyor, oyuncuları, prim sistemini o belirlemek istiyor. E o zaman biz ne işe yarıyoruz?" Söylediği buydu.

İki Gökçek dinlendikten sonra yorumcular Melih Gökçek'in "Hikmet Karaman'la da tazminat konusunda anlaşıldığı duyumunu aldım" demesi üzerine, Hikmet Hoca'yı eleştirmeye başladılar haklı olarak o kadar tantanadan sonra davadan döndüğü için. Sonunda Hikmet Karaman da bağlandı telefona. Durumu anlattı. Aslında 1 milyon 700 bin dolar değilmiş tazminatı. Bunun içinde şampiyonluk, Türkiye Kupası alınması vs. ekstra primleri varmış. Kendisi yıllık 700 bin dolar alıyormuş Ankaragücü'nden. Alıyormuş almasına da, şimdiye kadar 5 kuruş alamamış ve içeride 450 bin doları varmış. Ayrıca oyunculara, kulüp çalışanlarına da para verilmiyormuş ve bir zamanlar Fatih Terim'in de yaptığı gibi Hikmet Hoca ve bazı oyuncular kendi ceplerinden para vermişler ilk 18'e giremeyen oyunculara ve kulüp çalışanlarına "harçlık" sayılabilecek parayı. Melih Gökçek'in söylediği gibi de anlaşma falan yokmuş, olay mahkemedeymiş ve sonuna kadar hakkını arayacakmış.

Çok büyük ölçüde haklı olduğunu düşünüyorum ben Hikmet Karaman'ın. Elbette prim sistemini vs. Hikmet Hoca belirleyecek. Takım yavaş yavaş uyum sorununu atlatırken -Sezon başı Hoca'nın kalmasını istediği Mehmet Yılmaz vs. gibi oyuncuların ondan habersiz gönderilmesi, daha sonra da yine direkt Hoca istemeden Ankaraspor'un yarısının kulübe kazandırılması ayrı bir fiyaskodur- Galatasaray'ı öyle veya böyle 3-0 yenmişken, Melih Gökçek'in "Şu oyuncu stopermiş, sağ bek oynar mıymış?" demesi ve Hikmet Karaman'ın teknik adamlık bilgisini sorgulaması bir yana kendini ondan üstün görmesi insanın ağzını açık bırakıyor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder