11 Kasım 2009 Çarşamba

FM 2010 Değerlendirmesi


Yaklaşık bir haftadır yemeyip içmeyip oyunu oynuyordum ve gazetelerde annemin "günde 14 saat FM oynayan genç, Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi şampiyonu yapamadan ölü bulundu" manşetini görmemesi için gerekli bilgileri kaydedip az önce bilgisayardan sildim FM'yi. İki sezon oynadım, daha öncesinde de demoyla bayağı haşır neşir olduğum için detaylı bir yazı yazabilirim. Değerlendirmelerim 10.1 patch'ine göredir, belirteyim.

Oyun hakkında yorum yaparken, database'in artıları/eksilerini ayrı, maç motoru ve oyunun genel oynanabilirliğini ayrı değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Maç motoru ve oyunun geneliyle başlayayım.

- 1 sezon Fenerbahçe'yle, bir sezon da Napoli'yle geçirdim. Fenerbahçe'yle zor da olsa şampiyon oldum. 2006'daki Galatasaray şampiyonluğuna benzeyecekti az kalsın. Son haftaya girerken ben 72 puandaydım, Galatasaray 71. Son maçı deplasmanda Manisa'ya karşı oynadım, Galatasaray da evinde Sivas'a karşı. Galatasaray 78. dakikaya kadar öndeydi, ben de 75. dakikaya Sezer'in attığı golle 1-0 geride girdim. Şampiyonluk gidiyordu anlayacağınız. Fakat Sivas'ta Mehmet Yıldız, bende de frikikten Alex gol atınca, 73'e 72 şampiyon oldum. Ek olarak sezon başı Beşiktaş'ı yenerek Süper Kupa'yı, sezon sonu yine Beşiktaş'ı yenerek Türkiye Kupası'nı kazandım. UEFA'da ise gruptan 1. çıktıktan sonra Kopenhag'ı eledim, 2. turda -yani son 16da- Roma'ya elendim. İlk maçı deplasmanda 3-1 kaybettim, ikinci maçta 1-1 berabere kaldım fakat hem Semih'in, hem de Roberto Carlos'un şutları direkten döndü. Tabii bana göre en önemli nedenlerden biri de devre arasında Lugano'yu 17.5 milyon euro'ya Chelsea'ya sattım (database değerlendirmemde değineceğim bu konuya). Onun yerine 13.5 milyon euro'ya Naldo'yu aldım Werder Bremen'den. Naldo Bremen'le kupada oynadığı için ben oynatamadım ve Bilica da sakat olduğu için Bekir-Önder ile çıktım Roma maçına...

- Sezon başında kurduğum sistem 4-1-3-1-1'di. İlk maçlarda sistem çok iyi gitmişti fakat devre arasına yakın kötü sonuçlar almaya başlayınca 4-2-3-1'e döndüm. Bu yeni çıkarılan özellikler (trequartista, poacher vs.) oyunun detaylarıyla uğraşmayı sevmeyenlerin çok işine yaramıştır diye düşünüyorum. Bu ve benzeri yeniliklerde hakkını vermek lazım oyunu yapanların. Zaten herkes "süper oyun, dehşet, harika" falan diyor, ben daha çok kötü polisi oynayayım.

- Fenerbahçe'yle oynarken zayıf rakiplere karşı çok az pozisyon verdim. Ligde 34 maçta 19 gol yedim zaten sadece. Fakat maç motorunun en büyük eksilerinden biri bana göre zayıf takımların maç boyu pozisyona girememelerine rağmen, frikik veya kornerden tak diye golü atması. Bak Roma'dan da 3 yedim, ama bir şey demiyorum çünkü salak gibi gereğinden ofansif başlamıştım maça ve 5 de olabilirdi. Ama 33. hafta oynadığım Kasımpaşa maçı var ki, hakikaten bu olmamalı. Maç boyu 14-15 kez atağım gösterildi, sadece 1 gol atabildim. Kasımpaşa ise tam ceza sahası çizgisinin üstünde frikik kazandı ve golü taktı 87'de. Çıkaramadım da o dakikadan sonra. Faulün nasıl olduğunu gösterse bir şey de demeyeceğim, pozisyon direkt atışla başlıyor.

- Yine bunun gibi kontra ataklar da büyük sorunlardan. Defansı çok öne taşırsın, kanatları tamamen hücuma yönelik oynatırsın, 4-1-5 gibi bir sistemle oynarsın (bunu yapıyorum zaman zaman çünkü) adamlar 3-4 de yapar o zaman, tamam. Ama ben öndeyim ve ortalama bir Anadolu takımıyla oynuyorum. Son dakikalarda gol yemeyeyim diye defansı geriye çekip kapanıyorum, 2 tane ön liberoma da defans görevi veriyorum. Gol yerim, o sorun değil. Sorun, bu 6 oyuncuyu geriye yaslamışken kontradan gol yemem. Hem de iki bekim ileri çıkmış, Bilica ileri çıkmış. E ben bunları tamamen defansif yaptım, nasıl oluyor bu? Gerçi sadece 2 kez oldu, tesadüf de olmuş olabilir. Ama dakika 85, öndeysem ve geriye çekilip kapanmadıysam gol yemiyorum. Fakat geriye çekilince sanki "sen nasıl kapanırsın" dercesine ve ceza verirmişcesine gol yiyorum kontradan. Olmamalı bu da.

- Bu antrenörlerin tavsiye olayları çok iyi olmuş. Fakat Fenerbahçe'nin bütün antrenörleriyle yolları ayırıp en iyilerini getirmeme rağmen adam bana "Alex korner atmasın" diyebiliyor. Alex'in korner atışı 20 üzerinden düşük olsa tamam da değil ki.

- Oyunu her yıl biraz daha geliştirdikleri, üstüne koydukları açık. Gerçi son 2-3 yıldır sadece 1-2 hafta oynayıp bilgisayardan sildiğim için "FM 2009'dan daha iyiydi" vs. demem doğru olmaz ama ayrıntılara önem verdikleri, benim gibi ruh hastalarının bu ayrıntıları çok önemsediğini bildiklerini ve "gerçeğe daha yakın olması için neler yapabiliriz?" diye kafa yorduklarını biliyorum. Çok da eleştirmeyeyim bu yüzden oyun geneli ve maç motorunu.



Database'e gelince...

Tabii burada yazacağım çoğu şey göreceli olduğu için doğrusu budur vs. diyemem. Fakat kendime göre yapılan yanlışları da belirtmeden duramayacağım.

- Yanlışım yoksa her ülkenin kendi görevlileri var ve onlar değiştiriyor veri tabanındaki bilgileri. Yani gidip de bir Messi'nin ayarını Türkiye ekibinden biri değiştiremeyeceği gibi, Fenerbahçe'nin ayarlarını da bir Portekizli değiştiremez. Böyleyse -değilse uyarın- eleştirim büyük ölçüde oyunun Türkiye görevlilerine olacak...

- İlk gözüme çarpan Tuncay Şanlı Milli Takım kadrosunda yok. En azından bende yok. 1 yıl boyunca kadroya almadı Fatih Terim onu. Hem de kaptan gözükmesine rağmen. Kadroda olur, oynamaz o başka bir şey. Ama kadroda nasıl olamaz? Sırf belki bir seferliğine böyle olmuştur diye 5-6 kez oyunu baştan açtım, yine yoktu kadroda. Tuncay'ın editörden değerlerine baktığımızda reputation değerleri fena değil ama yetenek değerleri bana göre normalden bayağı düşük (146'ya 155). Ama sırf bu nedenle seçilmeme gibi bir durumu olmamalı, çünkü tanınırlığı dediğim gibi gayet iyi, en azından kadrodaki çoğu oyuncuya göre... Bug olabilir mi acaba?

- İkincisi oyunun başında Van der Vaart'ın Galatasaray tarafından kiralanması. Belki Fenerbahçe de alıyordur bilemiyorum. Ama normalde 26 yaşında ve Avrupa'nın bütün kulüplerine transfer olabilen bir Van der Vaart Türkiye'ye gelir mi? Kulüplerin reputation değerlerine baktım hemen editörden, gerçekten abartmışlar. Özellikle de Fenerbahçe ve Galatasaray'ı. Ya da şöyle diyeyim, bazı kulüpleri düşük yaptıkları için bana bu değerler çok yüksek göründü. Tottenham'ın değeri 7.150 iken, bu iki kulübümüzün değeri 7.750. Normal mi bu? Başka bir örnek, önüne gelen bütün adamları alabilecek gücü olan Manchester City 7.850. Yani neredeyse oyunda City'nin alabildiği bütün adamları parası varsa bu iki takım da alabilir... Celtic ve Rangers da 7.000, Cagliari de? Olacak iş mi bu? Fenerbahçe-Galatasaray 7.750 ise bana göre Tottenham en kötü 8.000, Celtic-Rangers da 7.500 olmalı.

- Yine oyuncu değerlerine dönelim... Tuncay'a acayip taktım çünkü. Tuncay 146'ya 155 ve Nihat 150'ye 165. Yani oyunda Nihat Tuncay'a göre bir üst sınıf... Yine kim ne derse desin Arda'yı da çok abartmışlar, 155'e 174. Emre Belözoğlu 145'e 155'ken, Mehmet Topal 140'a 157. E normal mi bunlar? Hamit 151'e 155, Gökhan Gönül 145'e 158. Topal, Hamit ve Gökhan'ı neredeyse aynı yapmışlar. Yine gözüme çarpan Nobre'yi çok çok kötü yapmışlar, 128'e 135. Trabzonspor'un kalecisi Tony Sylva 145'e 155 (oha). Aydın Yılmaz'ın potansiyeli 157'yken (oha ki ne oha), Yusuf Şimşek'in 145, Ceyhun'un 140. Onlar yaşlı diye azdır demeyin, Roberto Carlos'un 190, Rüştü'nün 170...

- Dediğim gibi kişisel görüşler bunlar, bana göre iyi olan bir futbolcu başkasına iyi gelebilir. Ama yüzbinlerce insanın oynadığı oyunda oyuncuların değerleri ayarlanırken 2-3 kişi kafasına göre karar almamalı bence. Bak yine aklıma geldi, bizim Lugano'nun oyuncu değerleri normal fakat onun da tanınırlılığını abartmışlar. 17.5 milyon euro'ya (hem de taksitsiz falan) Chelsea aldı Lugano'yu... Normalse bu söyleyin...

6 yorum:

  1. çok güzel bi değerlendirme hocam. galatasaray'la hattrick yaptım söylemesi ayıptır, yalnız kiralama olayları abartı boyutta. muhtemelen yeni patchde ona bi ayar çekilir. benim oyunda da fener liedson'u kiralıyordu. :)

    YanıtlaSil
  2. Bu arada Torrent için tekrar teşekkürler

    YanıtlaSil
  3. robert de memo: çok sağol. :) bence ayar falan çekmezler, bu değerler böyle kalır...

    temur: ne demek, işe yaradıysa sevindim...

    YanıtlaSil
  4. gercekten loan olayı cok abartılmıs

    YanıtlaSil
  5. Evet kesinlikle katılıyorum loan olayı çok abartı.Benim oyunda galatasaray rafael van der vaart'ı kiraladı daha sonraki sezon ise bonservisini aldı anlayamadım :/

    YanıtlaSil
  6. arkadaşlar siz bu oyunu oynarken türkçemi oynuyorsunuz ve orjinalmi oyun sizdeki

    YanıtlaSil