4 Aralık 2009 Cuma

Asya Kaplanları'nın İtalya Serüveni



UEFA Avrupa Ligi gecesinde, gündemden ve güncelden biraz koparmak istedim sizleri. Her hafta spor gazetelerinin orta sayfalarında rastladığımız "Lejyonerlerimiz" köşesine eminim hepiniz aşinasınızdır. İşte aşağıdaki bu isimler de, Asya Kıtası'nın bir şekilde Serie A'da boy göstermiş en önemli lejyonerleri;

10. Masashi Oguro



Zico'nun Japonya'sında, 2006 Dünya Kupası kadrosunda az da olsa forma şansı bulan Oguro o dönemde bir şekilde adından söz ettirmeyi başardı. Gamba Osaka'da yıldızı parlayan genç oyuncu Avrupa'ya ilk adımını Fransız ekibi Grenoble forması ile attı. (Bu transferde Grenoble'ın başkanının Japon iş adamı Kazutoshi Watanabe olmasının payı yadsınamaz elbette) Burada aradığını bulamayan Oguro yine 2006 senesinde büyük umutlarla Torino'ya transfer oldu, ancak geçirdiği iki sezonda ne kendisine ne de Serie A'ya birşey katabilen orta saha oyuncusu, 2008 yılında Tokyo Verdy takımına transfer olarak ülkesine geri döndü.

Bizler ise Oguro'yu 2005 yılında Konfederasyon Kupası'nda Yunanistan'a ve Brezilya'ya attığı gollerle hatırlıyoruz.

9. Hiroshi Nanami



Venezia bugünlerde alt liglerde mücadele ediyor olabilir, ancak Hiroshi Nanami'nin forma giydiği 1999-2000 yıllarında durum böyle değildi. Japonya ile 1998 Dünya Kupası'na katılan ve 2000 yılında Asya Kupası'nı kaldıran Nanami, Jubilo Iwata'dan kiralık olarak geldiği sene, Venezia adına toplam 24 Serie A karşılaşmasında forma giydi ve bir de gol attı. Ancak Venezia japon orta saha oyuncusunun bonservisini almaya yanaşmadı ve sezon sonunda Nanami ülkesine döndü.

8. Ilyas Zeytulayev



Özbek kanat oyuncusunun İtalya serüveni aslında Juventus'un genç takımında başladı; ancak burada dikkat çekmeyi başaramaması üzerine 2005 yılında Reggina'ya satılan Zeytulayev, Seria A'da bir türlü tutunamadı. Reggina'ya bağlı olduğu iki sezon boyunca yalnızca iki kez Serie A'da forma giymeyi başaran talihsiz futbolcu Crotone, Genoa, Vicenza gibi takımlara kiralanarak alt liglerde mücadelesine devam etti. 2007 Yılında bonservisini de alıp Verona'nın yolunu tutan Zeytulayev, takımın 4. Lige düşmesini engelleyişiyle Pescara'nın dikkatini çekti. Bu kulüpte geçirdiği başarılı bir sezonun ardından yine bir 3. Lig ekibi olan Virtus Lanciano'ya transfer olan Özbek futbolcu, futbol yaşamına burada devam ediyor.

7. Atsushi Yanagisawa



Japon hücum oyuncusu, Kashima Antler takımında 178 maçta attığı 71 lig golüyle genç sayılabilecek yaşta Serie A ekiplerinden Sampdoria'nın ilgisini çekti. Burada kiralık olarak geçirdiği 2003-2004 sezonunun ardından Messina'ya transfer oldu. Ancak Serie A'da üç sezon boyunca forma giydiği toplam 43 maçta (15'i Sampdoria, 28'i Messina forması ile) beklenen patlamayı yapamayan ve tek bir gol bile atamayan Yanagisawa, 2006 senesinde memleketine postalandı.

Futbolseverler onu kırmızı saçlarıyla ve 2005 Konfederasyon Kupası'nda Meksika'ya attığı golle hatırlayacak.

6. Ahn Jung-Hwan



Listenin belki de en tartışmalı ismi. Hidetoshi Nakata'nın yakaladığı başarının ardından, Perugia şansını bu kez de bir Güney Koreli olan Ahn'da danemek istedi. İki sezon boyunca toplam 30 Seria A karşılaşmasında forma giyen, kalburüstü bir performans sergileyen ve 5 de gol kaydeden ofansif orta-saha oyuncusu, maalesef İtalya'nın 2002 Dünya Kupası'nda elenmesine sebebiyet veren golü atması üzerine Perugia başkanı Luciano Gaucci tarafından "İtalyan futbolunu lekeledi" denilerek ülkesine gönderilmişti.

Ahn, 2002 Dünya Kupası'nda sadece İtalya'ya değil, ABD'ye de bir gol atmıştı. Hatta 2006 Dünya Kupası'nda da Japonya'nın Togo karşısında 2-1'lik skorla kazandığı maçın galibiyet golünü de atmıştı.

FC Metz ve MSV Duisburg'da da kısa bir süre forma giyen Ahn, daha sonra ne yaptı ettiyse Avrupalılara yaranamadı.

5. Kazuyoshi Miura



Asya futbolunun yurt dışına açılmasında belki de en büyük pay sahibi Kazu. 1994 Senesinde İtalya'nın Genoa ekibine katılmadan evvel Palmeiras ve Santos gibi üst düzey kulüplerde forma giyerek kendini zaten ispatlamıştı. Bu transferle, Serie A'da forma giyen ilk Japon olma ünvanını kazanan hücum oyuncusu, maalesef İtalya'da iyi bir sezon geçirmedi ve sezon sonunda ülkesine geri döndü.

İtalyan futbolseverler onu Genoa derbisinde, Sampdoria karşısında attığı golle hatırlıyorlar. Zaten Serie A'da başka bir gol de kaydetmedi kendisi.

4. Shunsuke Nakamura



Listede ilerledikçe, nispeten tanıdık isimler çıkmaya başlıyor karşımıza, değil mi? 2002 Dünya Kupası'nda fiziksel açıdan yetersiz olduğu iddiasıyla Japonya kadrosuna dahil edilmeyen Nakamura, teselliyi birbirinden güzel üç sezon geçirdiği ve 10 numaralı formayı sırtına geçirdiği Reggina'da buldu. Yetenekli bir oyun kurucu ve bir duran top ustası olarak belleklere kazınan Nakamura, takımının kümede kalmasında büyük pay sahibi oldu. Bu mücadelesi ona 2005 yılında Celtic kapılarını açtı.

Tam dört sezon boyunca Celtic formasını terleten, 100'ün üzerinde İskoçya Premier Ligi müsabakasına çıkan ve 30'a yakın gol atan Nakamura, 2009 yılında Espanyol'a transfer oldu ve halen bu kulüpte futbol yaşantısına devam ediyor.

3. Rahman Rezaei



"Uçan Halı" kalaplı Rezaei, Perugia'nın İtalyan Futbolu'na kazandırdığı Asyalı futbolculardan. 2001 yılında Perugia'ya transferi ile Serie A'ya adım atan defans oyuncusu, burada geçirdiği iki sezonda umduğunu bulamasa da, 2003-2006 yılları arasında forma giydiği Messina'da arzuladığı performansı yakaladı. Messina taraftarlarının "Savunma Bakanı" lakabını yakıştırdığı İranlı futbolcu, takımının Serie A'ya çıkmasında ve ligde kalmasında önemli rol oynadı. İran asıllı İtalyan bir bayanla evlenerek vatandaşlık da kazanan Rezaei, bir dönem Livorno formasını da giydikten sonra ülkesi İran'ın Persepolis takımına döndü.

Bugün İran'ın Al Ahli Doha takımında forma giyen 34 yaşındaki Rezaei, ülkesinin 2006 Dünya Kupası kadrosunda da yer almış, ancak turnuvada bekleneni verememiş ve hayal kırıklığı yaratmıştı.

2. Takayuki Morimoto



Kendisi henüz 21 yaşında ve eğer yanılmıyorsam gün itibariyle Serie A'da mücadele eden tek Asyalı futbolcu. 2006 Yılında Japonya'nın Tokyo Verdy takımından Catania'ya transfer edilen Morimoto, geçtiğimiz sezon attığı 8 gol ve yaptığı asistlerle oldukça iyi eleştiriler aldı. Catania kulübü de kendisi ile kontratını 2011 senesine kadar uzatmış. Milanlı Pato, Morimoto için "Ligdeki en başarılı genç" oyuncu demiş ve "Japon Ronaldo'su" lakabını uygun görmüş.

Bir de yıllar yıllar evvel (2003 senesinde) Manchester United Premier Cup'ta (Man. United'ın gençler için düzenlediği bir turnuva) en değerli oyuncu seçilmiş. Kendisine maşallah diyoruz.

1. Hidetoshi Nakata



Listenin tartışmasız birincisi. 1997 ve 1998 yıllarında Japonya'da yılın futbolcusu olan ve 98 Dünya Kupası'ndaki etkileyici performansıyla Perugia'ya transfer olarak Serie A'nın kapısını aralayan Nakata, daha ilk maçında Juventus'a iki tane sallayarak İtalyan devlerine "Buradayım" dedi. 2000 Yılında tam £15 milyona Roma'ya transfer oldu ve aynı sezonda Roma ile Serie A'da şampiyonluk yaşadı. Ertesi sezon £18.5 milyon karşılığında Parma'ya transfer olan Nakata, burada da üç sezon forma giydikten sonra, Bologna ve Fiorentina formalarını da kısa süre için terletti ve 2005 senesinde Bolton Wanderers'a transferiyle (kiralık gitti aslında) İtalya'ya veda etti.

Bir röportajında çizgi kahraman Tsubasa'ya hayranlığını dile getiren Nakata, 2006 yılının Temmuz ayında profesyonel futbola veda etti.

Nakata Japonya forması altında 3 farklı Dünya Kupası'nda ve yine 3 Konfederasyon Kupası'nda mücadele etmiş, 77 kez giydiği milli formayla 11 gol kaydetmişti.

* İşbu derlemenin tüm hakları JDT Sports Productions'a ait olup, editör John D. Taylor'dan alınan yazılı izinle, tarafımdan dilimize çevrilmiş ve redakte edilmiştir. Football Italia'da yayınlanan orijinal içeriğin ve bu redaksiyonun izinsiz kullanılması yasaktır.

2 yorum:

  1. bir dahakine asya'nın en iyi topçularını da incelemeni bekliyoruz: cha bum kun(cha doo ri'nin babası), al jaber, al deayea, ali daei, masashi nakayama, seon hong hwang, myung bo hong.... tabi neye göre kime göre en iyi, bunların hepsi dünya kupalarında oynadı, belki de oradan geldiler aklıma. :)

    YanıtlaSil
  2. Değerlendirme Serie A ile sınırlı olduğu için böyle oldu maalesef, yoksa normalde Daei gibi, Mahdavikia gibi isimler bu değerlendirmenin dışında kalmaz :)

    Bir de burada ismi geçenlerin hepsi bir yana, Park Ji-Sung bir yana benim için :D

    YanıtlaSil