24 Aralık 2009 Perşembe

Belgarath'la Söyleşi / GS İlk Yarı Değerlendirmesi



Blog'umuzun yazmayan yazarlarından (lafımı da sokmadan edemedim), büyük insan sevgili Belgarath'la keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Alex'ten Rijkaard'a, Hasan Şaş'tan Lucescu'ya, Leo Franco'dan Ayhan'a bir çok isme ve konuya değindik. Bence çok güzel oldu, inşallah okuyanlar da keyif alır.

Scugnizzi: Nasıl olsa her gün konuştuğumuz için klasik "nasılsın, iyi misin?" sorularını direkt geçiyorum. :) Öncelikle geçen sezona dönelim. 2007/08'de kazanılan şampiyonluğun ardından sezona Skibbe ile başlandı, önemli transferler yapıldı. Skibbe gönderildikten sonra senin de çok sevdiğin -en azından son zamanlarda fikrin değişmediyse- Bülent Korkmaz takımın başına getirildi, onla da olmadı. Kısaca değerlendirebilir misin 2008/09 sezonunu?

Belgarath: Tek kelimeyle "fiyasko". 83 doğumlu biri olarak Galatasaray'ın şampiyonluğa daha erken havlu attığı sezonları da gördüm. Denizli ile 1991/92, Souness ile 1995/96, Gerets ile 2006/07'de olduğu gibi. Ancak geçen sezonun farkı, Galatasaray'ın çifte kupalı şampiyon olan Beşiktaş da dahil rakiplerinden daha iyi bir kadroya sahipken bunu yaşaması canımı sıktı.

Başkan Adnan Polat, yönetici Haldun Üstünel, adı üstünde "içimizden biriler". Ancak lise baskısı hissettiklerinden mi ne, hep yanlış hamleler yaptılar. 2007/08 sezonunda bizi Servet Çetin, Emre Güngör, Mehmet Topal'ların şampiyon yaptığı gerçeğini unutarak, hep hücum ağırlıklı yıldızları alarak, bir anlamda "Fenerbahçelileşme"nin yoluna girdiler. Sonuç da fiyasko oldu.

Hakan Şükür'den sonrasının planlaması iyi yapılamadı. Bence Hakan Şükür bu kulüpte istediği zaman futbolu bırakmalıydı. Türk futbolunun gelmiş geçmiş en iyi futbolcusuna yol verdiler, ama yerini dolduramadılar. Dünya'da ses getirebilecek (Elano, Rijkaard, Baros, Kewell) transferleri yapabilen bir yönetim, Skibbe'yi de göreve getirmişken onun Leverkusen'den oyuncusu Kiessling'i de alabilirdi. Yalan yok, Kiessling'i ilk kez bize karşı oynarken izlemiştim. Hakan Şükür tarzı gol kaçırıyordu ama geleceğinin olduğu da çok açıktı. Nitekim bu sezon rüştünü herkese ispatladı. Baros'la çok iyi bir ikili olurlardı.

Skibbe ve Bülent... İkisi de yanlış tercihlerdi.


Scugnizzi: Bu sezona çok kariyerli bir hoca olan Rijkaard ile başlandı. Yine önemli transferler yapıldı. Lucescu'cu olduğunu biliyorum, Rijkaard Türkiye'ye geldiğinde neler hissettin? "Hayallerimdeki hoca" mı dedin, yoksa "keşke başkası getirilseydi" mi?

Belgarath: Ayrıca Kalli'ciyim, onu da belirteyim. :) Açıkçası Rijkaard'ın gelişini resmi siteden öğrenince havalara uçmadım. Avrupa futbolunu bu yeni yetme CM'ci arkadaşlar kadar takip edemem, doğruya doğru ama oldum olası şu etiketlere de kılım; "Brezilya Milli Takımı'nda oynamış futbolcu", "Barcelona'yı şampiyon yapmış hoca".

Şimdi Rijkaard ile 5 senelik sözleşme imzalarsın, Fenerbahçe'den 6 yediğinde bile ses etmem. Neticede teknik direktörde her zaman devamlılığa inanan bir taraftarım. Ha illa isim istiyorsan, ben Galatasaray'ın başında Felix Magath'ı görmek isterdim.

Scugnizzi: Magath bence de büyük hoca. Hitzfeld'i daha çok severim ama. :)

Belgarath: Kişisel hayatta disiplinden nefret etsem de, şu teknik direktör seçiminde en önem verdiğim olay disiplin. İkinci Kalli'li Galatasaray'ı (ki o Kalli'nin yaş haddinden dolayı beyin olarak yarısı Türkiye'ye geldi) tutma sebebim de oydu. Ümit Karan'ı Fenerbahçe'yle görüşüyor iddiasıyla idmandan kovdu, taraftarın önüne attı, o Ümit Karan hayatının oyununu oynadı. Lincoln'ün yanar-döner kişiliğini farkettiği gibi Beşiktaş derbisi öncesi kadro dışı bıraktı. Kadıköy'e kupa maçına yabancısız ve düzgün yedeksiz gitmek zorunda kalmasına rağmen, Sabri'yi affetmedi ve 0-0 ile turu cebine koydu.

O sezon son dakikada atılan gollerle kazanılan ya da kaybedilmeyen maçlar da cabası (2-1 Nonda Denizlispor, 1-1 Servet Gaziantepspor, 2-2 Ümit Karan İstanbul Belediye, 2-1 Servet Denizlispor). Yani o 2007/08 sezonundaki Galatasaray'ın kötü bile oynasa bir oyun disiplini vardı ve kaybetmiyordu. Son iki sezonda yıldızların ayağına bakan Galatasaray'da canımı en çok sıkan özellik bu... Takım olamadık. Hücum 10 üzerinden 8, savunma 10 üzerinden 4. Dengeli bir takım olamayınca da, iki sezondur işler istenilen gibi gitmiyor. Açıkçası benim için sürpriz değil...

Scugnizzi: "Doğruya doğru ama oldum olası şu etiketlere de kılım; 'Brezilya Milli Takımı'nda oynamış futbolcu', 'Barcelona'yı şampiyon yapmış hoca'." dedin. Tam da bunu demişken görüşünü merak ettiğim bir konuya geçeyim. Mourinho, Ersun Yanal gibi hocaların futbolculuk kariyerleri neredeyse "0". Aynı şekilde Skibbe'nin de öyle. Çok erken yaşta sakatlık yüzünden futbola veda etmiş. Kariyer tabii ki önemli, ama esas başarı önemli bir kariyer yokken bir yerlere gelmek veya önce küçük takımlarla büyük başarılar yakalamak değil mi? Mourinho, Porto'yla önce UEFA Kupası'nı, ardından Şampiyonlar Ligi'ni kazandığı için kimselere değişmem. Bu yüzden Barcelona'ya kazandırmadığı kupa kalmayan ve hakikaten süper futbol oynatan, futbolcuyken de çok sevdiğim Guardiola mı Mourinho mu deseler hiç düşünmem Mourinho derim. Sen nasıl bakıyorsun bu konuya?

Belgarath: Tabii ki Mourinho... Ama Mourinho en üst sınıftaki hocalar arasında. Örneğin, söz konusu Türkiye ve Türkiye şartları olduğunda, Ersun Yanal'ın da bazı konularda yetersizliği ön plana çıkar. Mesela iyi hocadır, laptop'ı vardır :), teknik-taktik bilir ama bence düzgün bir futbolculuk geçmişi olmadığından oyuncu ya da camia psikolojilerini iyi bilmesi mümkün değil.

Mesela geçen sezon Trabzonspor ile Avni Aker'de hadi bizimle 2-2 berabere kalmasını geçtim, Denizli ve Konya yenilgileri ile İstanbul Belediye beraberliklerinin açıklaması olamaz.

Scugnizzi: Tekrardan Galatasaray'a dönelim. Sezon başladı, Rijkaard'ın sistemi, Kewell-Baros-Elano-Keita-Elano beşlisi, UEFA'da zayıf rakiplere karşı alınan farklı galibiyetler, Fenerbahçe'nin futboluna oranla göze daha hoş gelen futbol... Ligin ilk haftalarını nasıl değerlendiriyorsun? Galatasaray'ın lige bu kadar iyi başlayacağını düşünüyor muydun?

Belgarath: Açıkçası şaşırdım... Yalnız o dönemler saydığın 5'liden Elano sadece son 20 dakikalarda oyuna giriyordu. Bir de Arda önceki sezonlarda başarılı olamadığı (2007/08'de Nobre'nin kafa golüyle 1-0 yenildiğimiz Beşiktaş maçı) oyun kurucu mevkinde döktürünce, doğal olarak seri galibiyetler geldi.





Scugnizzi: Daha garantici bir futbol anlayışını sevdiğini biliyorum. Hücum hattında süper 5'li oluşunca, Galatasaraylıların hiç de azımsanmayacak bir bölümü bu 5'linin bir arada oynaması gerektiğini savundu. Orta 3'lüyü x-Arda-Elano'dan kuruyorlardı. Sen de bu dönemde Kewell'ın yedek kalması gerektiğini söylüyordun fiziksel olarak yeterli olmadığı için. Güçsüz gördüğün için de diyebiliriz kısaca. Ama Rijkaard bu 5'liyi bir arada oynatmayı geçtim, son zamanlarda sadece 3'ünü bir arada oynattı, ortayı Barış-Mustafa Sarp-Ayhan veya Topal'dan kurdu. Kewell da çok iyi bir performans gösteriyor, bir zamanlar Revivo sahne almamışken Rapaiç'in Fenerbahçe'yi taşıdığı gibi attığı kritik gollerle Galatasaray'ı taşıyor. Düşüş dönemiyle birlikte değerlendirebilir misin?


Belgarath: Aynen... Tebrik ederim bu yorumun için. :) Kewell şu anda takımın gizli kaptanı. Yani 4-4-2 sisteminde her zaman Arda'yı (bunda duygusallık da var, Arda konusunda mantıklı düşünemem) sol tarafta Kewell'a tercih ederim ama bu Kewell'a diyecek söz yok. 90 dakikalık gücü yok, evet... Olsa zaten Türkiye'de mi olurdu, bu da başka bir tartışma konusu.

Ama ben yine de en önemli hücum silahımızın Keita olduğunu düşünüyorum. Ki kendisine "Yattara'nın iyisi" sıfatı yapıştırıldığından inanılmaz önyargıyla yaklaştım fakat 6 ay geçmeden gördüm ki, Ribery'den sonra Galatasaray'a gelen en potansiyelli yabancı.

Düşüş döneminde can sıkan, 1-0 öne geçmemize rağmen içeride puan kaybedilmemesi gereken 3 takıma ikişer puan vermemizdi. Bitmiş Ümit Karan, sakat Youla, fasulyeden oynayan Burak'lı Eskişehir, Ergin Keleş'in gol umudu olduğu Manisa, İskender dışında hücum oyuncusu olmayan Belediye... Bu beraberliklerin benim gözümde mazareti olamaz. İşte bu şartlarda Fenerbahçe'nin (Kasımpaşa ve Eskişehir'e üst üste yenilen) en az 3 puan önünde bitirmeliydik ilk yarıyı, ama bitiremedik...

Sonuçla hoca eleştirilir. Bu takımda hala en büyük umut Kewell. Yani 20 yaşındaki gençler oynamıyor ki geleceğin takımı gözüyle bakalım. Bu takım bu stratejisiyle (yapılan transferler), şampiyonluğu hedefliyor. Ee o zaman Fenerbahçe'ye geçilmeyeceksin. Bence şampiyonluk şansımız çok az...

Fikstür avantajı yoktur... 2001/02'den beri de genelde fikstürü zor olan takımlar şampiyon olmuştur. Misal, biz 2008'de son 6 hafta hocasız şampiyon olduk, geçen sezon Beşiktaş sonda 4'te 4 yaparak şampiyon oldu. Ama Fenerbahçe'nin durumu biraz istisna. 21. haftadaki Manisa deplasmanından sonra İstanbul ve Ankara dışına çıkmamaları büyük avantaj. Kaldı ki, Daum'lu Fener, ligin ilk yarısında seyirci avantajıyla çıktığı her maçı kazandı. Kasımpaşa maçının seyircisiz olduğu unutulmasın. Ayrıca Fenerbahçe'deki 2003-2006 arası döneminde bir Beşiktaş'a karşı 4-3'lük yenilgisi var Kadıköy'de. Onun dışında Daum'lu Fener, Kadıköy'de hep istediğini almıştır... Bir parantez, ilk 3-0'lık İstanbulspor maçı her açıdan iyi oldu, o şampiyon olarak çıkılan 4-2'lik Malatya maçında da iddia söylentileri hala kulaktan kulağa yayılır.

Scugnizzi:  Milan Baros önemi bir futbolcu, zaten geçen sezonun da gol kralı. Bu sezona da iyi başlamıştı. Eksikliği elbette farketti fakat Galatasaray'daki düşüşü direkt olarak Baros'un yokluğuna bağlamak ne kadar doğru? Sen nasıl bakıyorsun?

Belgarath: Baros Galatasaray için inanılmaz önemli bir oyuncu... Hatta şöyle açıklayayım; Felipe, Revivo, İliç, Lincoln geldi ama hep Hagi dendi. Almaguer, Frank de Boer ve Meira geldi ama hep Popescu dendi. Gel gelelim Baros geldikten sonra benim gibi Hakan Şükür hastası bile Hakan demedi. Bu Hakan Şükür tabusunu yıkması bile Baros'un Galatasaray'da ne kadar önemli bir rol üstlendiğini gösterir. Tabii ben Hakan'ın başka sebeplerden dolayı da devam etmesini isterdim, o ayrı...

Baros'un olmayışına gelirsek... Orada sorun bu takımın planlamasında. Yani sen Leo Franco'nun arkasında birbirine denk iki kaleciyi tutuyorsun ama Baros'un yokluğunda tek alternatifin Nonda. Nonda da o sakatlıkları yaşamasa şu an Türkiye'de oynuyor olmazdı. Nitekim Nonda sezona mükemmel başladı, çünkü rotasyonla bulduğu şanslar ona yetiyordu. Ama Baros'un sakatlığı sonrası 1. santrfor olmayı fizik olarak kaldıramadı...

İşte bu noktada Özgürcan ve Yaser'i bile arar oldum... Neticede takımda yedeğin yedeği olacak adam 8 milyon euro verip alacağın Sercan olsun demiyoruz ama en azından kadroda bir alternatif forvetin dursun...

Ayrıca Baros'suz Galatasaray'da Keita'nın yedek kalmasının ne total futbol anlayışında, ne de hiçbir sistemde açıklaması yok. Neymiş, Fenerbahçe maçında gördüğü kırmızı kartın cezasını çekiyormuş. İyi de o maç tribünde olan birisi olarak söyleyebilirim ki, Keita'nın daha 30. dakikada atılacağı belliydi. Tıpkı Barış Özbek'in Diyarbakır'da atılacağının belli olması gibi. Keşke Rijkaard Keita için yedek bırakarak aldığı önlemleri o zaman da alsaydı.

Scugnizzi: Kısaca Atletico Madrid maçları ve Leo Franco'nun "Atletico Madrid favori" vb. açıklamaları ile ilgili görüşlerini alayım. Benim düşüncem, elinde olsa sınırdan içeri sokmazsın bir daha Leo Franco'yu. :)

Belgarath: Yoo... O konuda her zaman totemden yanayım. :) Tamam Mustafa Denizli kadar da korkak olma ama çok da iddialı konuşarak rakibi gazlama. Leo Franco meselesine gelince... Transferine ilk günden beri karşıydım. Yani senin öndeki dörtlün iyi olursa, Türk kaleciyle de hedefe ulaşırsın. Stoperin, ön liberon, forvetin yabancı olmalı. Madem De Sanctis ve Leo Franco'yu alacaktın, Mondragon'u neden gönderdin diye sorarlar adama...

Performansına gelirsek de, yani De Sanctis kadar çuval değil ama keşke onun yerine o golleri Ufuk Ceylan yeseydi. Zira arkadaş yenmesi gereken ne kadar gol varsa yedi. Topu oyuna sokuşunda ciddi bir mıymıntılık sorunu var. Fener derbisinde zaten bu hareketleriyle tavan yaptı. Ama söz konusu basın olunca her şey olabilir. Ne de olsa "basın yalan yazıyor şampiyon olmayınca". :)

Scugnizzi: Özhan Canaydın başkanlığı bıraktığında çok sevindiğini biliyorum. Sonrasında Polat ve yönetimini nasıl değerlendiriyorsun? Geçen sezon Skibbe döneminde Kalli ve Sezgin'in varlığı çok konuşuldu, bu sezon da basketbol skandalı... Kısaca alabilir miyim fikrini? Gerçi büyük ihtimal Canaydın'dan 100 kat daha iyi dersin. :)

Belgarath: Tribünde "Adnan Polat, Adnan Polat bulunmaz eşin" diye bağırdım ve bundan hiç gocunmadım... Benim başkanım... Özhan Canaydın ve hastalıklı lise zihniyeti bu kulübü temiz 10 yıl geriye götürdü. Sadece futbol takımının saha içi sonuçları değil, her türlü rezilliği gördük basketbol, voleybolda da...

Bayan basket takımı en iyi 84 jenerasyonuna (Tuğba Taşçı, Seda Tekindağ) sahip olmasına rağmen sırf liseli abilerin "biz bu işi biliriz" egoları yüzünden küme düştü. Yabancı alınmadı ve her ne hikmetse ikili everajlarda o küme düşme potasındaki rakiplerin gerisinde kalındı! Erkek takımı ayrı bir fiyasko... Fenerbahçe "Ülker" olur, Efes'in mucizevi dönüşü olmasa 3'te 3 şampiyon olacaktı. Beşiktaş desen, Cola Turka oldu, en azından adam gibi salonu var ve final de gördü. Voleybol desen orada da ezeli rakibimiz Fenerbahçe aldı başını yürüdü. Sonra bir Galatasaraylı olarak neden hep uzak salonlarda basket ve voleybol takımımı izlemek zorundayım? Kimse kusura bakmasın, Anadolu yakasındaki bir salonu ben sahiplenmem. İç saha statüsündeki derbilerde bile Fenerbahçeliler bizden fazla.


Yani yönetimi futbolun dışındaki branşlarda da eleştiriyorum. Hatta daha çok. Evet, Canaydın'dan enkaz aldıkları doğrudur ama benim bildiğim amatör branşları Türkiye'ye getiren kulüp bizizdir. Ki hala Fenerbahçe total başarıda basket ve voleybolda bizi geçemedi. Muhtemelen geçecek ama... Neyse diyeceğim şu ki, böyle geçmişi olan bir camianın geleceğinin olmaması can sıkıyor...





Scugnizzi: Arda'yı çok sevdiğini biliyorum. Hatta "Küçük Metin" diyorsun. :) Ama özellikle bu sezon Arda'yı Galatasaraylılar da çok eleştirmeye başladı (Fenerbahçeli olarak Arda'yı sevdiğimi de araya sıkıştırayım). Arda'nın Elano'ya pas vermediği iddiaları, geçen sene Bülent Korkmaz'ın kalmasını istemesi, Fatih Terim'le ilgili yaptığı açıklamalar, takım içinde gruplaşma yaptığı iddiaları yine.. Sizin Galatasaray Sözlük'e giriyorum bir şeyler yazmış mısın diye, eleştiriler hakikaten yoğun. Neler söyleyeceksin?

Belgarath: Arda Turan yeni Hakan Şükür'ümüz. Sahadaki duruşu yeter. Evet fanatik bir taraftarım ve kendimde Arda Turan'ı eleştirme lüksü göremiyorum. Kaptanlığı doğru bir hamleydi. Fakat... Mesela nasıl ki Hakan Şükür gönderilirken, Hasan Şaş ve Ümit Karan'a takımın emanet edilmesi hataydı, burada da Ayhan Akman sorunu var. Tamam, Ayhan Beşiktaş sonrası Galatasaray'da kendini aştı ama bu sezon kredisini bitirdi... Ne yazık ki Ayhan "yeni Ümit Karan'ımız" oldu.

Elano konusuna kesinlikle katılmıyorum. İnanılmaz uyumsuz bir topçu. Şu "Brezilya Milli Takımı oyuncusu" etiketinin ekmeğini iyi yiyor. Kimse kusura bakmasın, takımın Elano'nun gelişi sonrası dengesi bozuldu. Bana hiçbir futbol otoritesi "Keita kulübede, Elano ilk 11'de" olayını açıklayamaz. Arda'nın gruplaşma yaptığına da ihtimal vermiyorum. Evet, biraz artist olduğunu duyuyoruz ama bırakalım da o kadar olsun.


Scugnizzi: Ayhan demişken araya gireyim, onla ilgili de bi soru sorayım. Ayhan 33 yaşına geldi neredeyse, 2 ay sonra 33'ü bitirecek. Bu kadar yüklenilmesi normal mi Ayhan'a? Sonuçta Galatasaray'a bayağı yararı oldu geçmişte. Kim 33 yaşında 27-28 yaşındaki performansını sergiliyebiliyor ki tam manasıyla?

Belgarath: Ayhan'ın sorunu kendi işini yapmaması değil. Başkalarının işini de yapmaya çalışması ve batırması. Yani bir dur... Ne öyle sürekli top dağıtmalar. Hani ileri oynasa gam yemiyeceğim de, bırak o işi oyundayken Elano ya da Arda yapsın... Kaldı ki Hakan Balta ile saha içinde küfürleşmesi... Bir de bence kaptanlığın Arda'ya verilmesine bozuldu... Dediğim gibi sorun Ümit Karan'laşması. Yoksa Ekşi Sözlük'te falan zamanında hep savundum futbolunu. Ama bir yere kadar... 29 yaşında üç büyüklerden birine yeni transfer olan Mustafa Sarp'ın yarısı kadar oynayamıyorsa, sorunu kendinde aramalı Ayhan...

Scugnizzi: Galatasaray'ın UEFA Kupası kadrosundaki Türk futbolcular yavaş yavaş yorumcu, teknik direktör olmaya başladılar ve yaptığı açıklamalarla Galatasaraylıları deyim yerindeyse sinir ediyorlar. Hakan Ünsal'a senin de "gıcık" olduğunu biliyorum, ama diğerleri hakkında pek konuşmamıştık. Gerçi başta Hakan Şükür olmak üzere, Hasan Şaş, Bülent Korkmaz gibi isimleri çok sevdiğini biliyorum. Ama şu an Galatasaraylıların bir bölümü Küçük ve Büyük hakan, Kaptan Bülent (İsmail abi a.k.a. Serif Ozani özellikle), Tugay, Hasan şaş gibi oyunculara ağır eleştiriler getiriyorlar. Fenerbahçe ve Beşiktaşlı eski sevilen futbolculara böyle eleştiriler getirilmiyor. Sen nasıl bakıyorsun bu konuya? Hakikaten bu efsane denilebilecek isimler mi haklı, yoksa onlardan neredeyse nefret etmeye başlayan taraftar mı?

Belgarath: Şimdi bu konuda kimse kusura bakmasın, kendimizi futbolcularımızı, yani Galatasaray'da top oynamış oyuncuları, Fenerbahçe ve Beşiktaş'takilerden ayırırım. O saydığın isimlerin hepsi Galatasaray'da sanki benim yerime oynadı. Evet, "kolej havası" ifadesi Beşiktaş için kullanılmış olabilir ama Galatasaray'ın en azından benim jenerasyonumun gördüğü takımı için en kalpten oynayan oyuncular bizimkilerdir. Başta Bülent Korkmaz üzere hakeme inanılmaz itiraz, rakiple uğraşma olmuştur ama bu yüzden onlara kızacak değilim. Aksine hep sahiplenmişimdir. Şimdi Galatasaray'dan gönderiliş şekillerine bakarsak... Bir tek Hakan Şükür kırgın olabilir. Çünkü Kral bugün 3 ay idman yapsa, gene çıkar Ümit Karan'dan daha iyi top oynar.. Ama Hakan Ünsal, Ergün Penbe, en ufak söz söyleme hakkına sahip değiller...

Scugnizzi: E ama Hakan'ın daha kaç yaşında heykelini dikeceklerdi? Ben bu konuda Hakan'ı haklı bulmuyorum...

Belgarath: İkisinin de 2002'den sonra neredeyse bir tane iyi maçı yok ve ikisi de Galatasaray'dan sonra gittikleri Çaykur Rize ve Gaziantep'te 6 ayı tamamlayamadılar. Bülent Korkmaz neticede büyük kaptan. Onun bırakmasının zamanı gelmişti. Şaş'a gelirsek... Benim için çok özel bir oyuncuydu... Neticede bizler şampiyonlukları Uche-Högh, Falco-Stumph, Ronaldo-Zago'ların aldığını gördük. Elbette 10 numara Hagi, Alex ve Sergenler ile forvetler Hakan Şükür, Boliç, Feyyaz'ların da... Ama 2002'deki Galatasaray'ın şampiyonluğunu 11 numaralı Şaş aldı. Yani bir kanat oyuncusu. Artık bu değişen futbol düzeni miydi bilemem ama aynı Şaş 2006'daki şampiyonluğun da mimarıydı. Sırf bu bakımdan saygıyı hak eder. İsterse 10 Hamburg maçını çeviremesin benden tek bir küfür yemez!

Soruyu atlamışım; Hakan Şükür'ün heykeli dikilmeli tabii ki de... Ben kendi adıma şunu söyliyeyim; eskaza bir mucize oldu ve Galatasaray yeni sezonda Messi'yi transfer etti. Sami Yen'de maça gittiğimde yine sırtımda yazacak numara ve isim bellidir: 9 - Hakan Şükür.

Scugnizzi: Aslında tam olarak cevap alamadım bu soruya, ben sen de kızgın mısın diyorum diğer taraftarlar gibi bu isimlere... Hakan Şükür'e, Hasan Şaş'a, Bülent'e, Tugay'a vs...

Belgarath: Ben sadece Hakan Ünsal'a kızgınım. Çünkü bu kadar kuyruk acısına hakkı yok. Eski Galatasaraylı Metin sayesinde gittiği Rize'de bile tutunamadı. Bülent Korkmaz'a 2005'te hakemin muazzam asistleriyle Gençlerbirliği'ne yenilirken delice sevindiği için kızgın değil kırgınım... Keza zamanında Türkiye Kupası'nı havaya kaldırırken "Galatasaraylı olmak bir ayrıcalıktır" diyen Tugay'a "Galatasaraylıyım" diyemediği için kırgınım. Tabii şu da var... Ne gariptir ki hiçbiri Arif Erdem olamadı. Yani futbolu bıraktıktan sonra Galatasaray aleyhine tek kötü söz söylemedi Arif ve efendi efendi işini yapıyor...

Scugnizzi: Son iki soru... Alex hakkındaki görüşlerin?

Belgarath: Alex, Hagi'den sonra Türkiye'ye gelmiş en iyi yabancı... Ama garip bir adam. Bence çok büyük topçu. Ama misal geçen sene senin yaptığın bir tespit var ki muazzam. Galatasaray Alex geldiğinden beri yani 2004 yazından beri Fenerbahçe'yi 2 kere ligde, 3 kere de türkiye kupası'nda 5 kere yenebildi. Ve o maçların hepsinde Alex oynadı. Ama mesela Fenerbahçe Alex geldikten sonra Sami Yen'den üç kere yenik ayrılmadı. O üç maçta da Alex yoktu. Hani bunları neden söyledim; bir grup var ki Alex'i sadece istatistiklerden yola çıkarak savunuyor, o anlamda ben de bunları söyledim. Mesela ben kendi adıma söyliyeyim, derbide Alex'ten korkmam.

Kısaca şöyle diyeyim, mesela Fener 2007/08'de kendi tarihinin en büyük Avrupa derecesini elde etti. Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final. Bana göre Deivid'in Alex'ten çok daha fazla katkısı vardı... Evet, CSKA'ya gol attı ama Chelsea'ye ne yaptı? Ki bin tane maç yapsın Fener Chelsea ile, Alex yine bir şey yapamaz...

Scugnizzi: Ama o sezon da Şampiyonlar Ligi'nde 6 asistle asist kralı oldu?

Belgarath: Ha bu kadar eleştirir gibi gözüktüm ama dediğim gibi "inanılmaz" beğendiğim bir futbolcu. Bu eleştirilerim sadece Alex'in Türkiye'ye gelen en iyi futbolcu olamayacağını algılamak için. Diyorum ya kanıtlar sürekli istatistik. Kimse kusura bakmasın, Fenerbahçe Denizli'de şampiyonluğu verirken İbrahim Ege'nin markajı altında sahadan silindi Alex. Yani birebirde tutması zor değil. Mehmet Topal 2007/08 sezonu örneği. 3 derbide Galatasaray sadece kalesinde 1 gol gördü, hem turu geçti hem de şampiyonluğa gitti

Scugnizzi: Hagi-Alex'e bari sen girme. :) Ben zaten Hagi'nin Alex'ten daha klas bir futbolcu olduğunu kabul ediyorum, hep de söylerim.

Belgarath: Hani ben soruyu biraz "Hagi mi, Alex mi?" gibi cevapladım ama Hagi öyle değildi işte... Birebirde bir Johnson Antep'te iken adım attırmamıştı, ona da Fenerbahçe'de TSYD maçında kaburgasını kırarak "hoşgeldin" dedi, üstüne faulü de Johnson'ın kontrolsüz girişinden lehine aldı. Ama Alex elbette ki çok büyük futbolcu. Gideceği günü dört gözle bekliyoruz. Ama dediğim gibi garip futbolcu. Mesela benim gözümde Fener'in bu sezonki en önemli oyuncusu Emre belözoğlu...

Scugnizzi: Alex'i öne çıkaran faktörlerden biri de, senin dediğin gibi kaburga operasyonlarına girmemesi. :) Hagi her türlü pisliği yapardı, belki de bunları yapmasa Hagi olmazdı.. Neyse kapayalım en iyisi bu konuyu. Son soruma geçeyim.

Söyleşinin başında Lucescu'cusun dediğimde, "bir de Kalli'ciyim" dedin. Lise dönemi, 16-17'li yaşlar fanatizm duygularının en yoğun yaşandığı yıllardır, UEFA'yı aldığınızda Lise 2'deydin. Art arda gelen şampiyonluklar, mutluluklar, arkadaşlara hava atmalar, dalga geçmeler. :) Sorum şu, neden Fatih Terim demedin de Kalli'ciyim dedin? Şu an başkan olsan ve sadece iki teknik adamı takımın başına geçirebilme imkanın olsa, Lucescu'yu mu istersin Fatih Terim'i mi?

Belgarath: Yanlış bir karar olacağını bilsem de tabii ki Fatih Terim. Çünkü Galatasaraylı. Bu tip konularda mantığımla hareket edemem. Ayrıca bu yönetimin yaratmak istediği Galatasaray'a en güzel topu oynatacak hocalardan biri de Terim'dir. Ama ikinci döneminde ciddi yanlışlara imza attı. İmzayı attığı gün "bana 2 yıl verin. Bu takım gençlerle 5-6. olacak" dese en azından ben ses etmezdim ama "hedef Uefa'nın da üzeri" deyip Almaguer'le çıktığı yola Bratu ile devam edince canımızı sıkmadı değil... Kalli'ci, Lucescu'cu... Evet. Galatasaray'ın düzeni o kadar bozuldu ki, geleceğe yönelik hamleler yapmak neredeyse imkansızlaştı. Umarım Rijkaard ile o benim pek algılayamadığım total futbol, 3-4 sene içinde meyvelerine verecektir. :)

Scugnizzi: Söyleşimiz şimdilik bu kadar. Ayda bir yapmak lazım. :)

Belgarath: Yaparız, takım iyi gitsin de. :)

18 yorum:

  1. çok güzel olmuş. :)

    YanıtlaSil
  2. demek ki bi fenerli, bi gsli güzelce anlaşabiliyormuş... :)

    YanıtlaSil
  3. Çok ahkam kesmiş,hele ki 26 gibi öyle çok büyük bir yaşı olmayan birine göre...Gitsin "Cm'ci genç" Emre Özcan'dan öğrensin futbolu yorumlamayı,çok şey katar ona eminim.Süslü cümle kuran bir "Ezbere taraftar", o kadar...

    YanıtlaSil
  4. Alex'in çükünü yiyiniz.

    YanıtlaSil
  5. emre özcanı tanımıyorum ama sözlükte belgarathtan daha iyi galatasaray yazan biri daha yok.

    YanıtlaSil
  6. olumlu veya olumsuz eleştiri yapan adsız arkadaşlar hepinize söylüyorum, adsız olmasanız daha iyi olmaz mı?

    emre özcan da iyi bir yazardır bana göre. karşılaştırmak gereksiz.

    YanıtlaSil
  7. bu arada diğer bir adsız arkadaş, adam galatasaraylı olarak alex çok büyük futbolcu yazmış. sen daha hala alex'in çükünü yiyin yazıyorsun. ne yazmalıydı sence? :)

    YanıtlaSil
  8. Alex hakkında ne yazması gerektiğini ben mi söyleyeyim, yoksa sen mi? :D

    not: Adsız yazar mevzusuna bi el atılmalı bence. Kimin ne dediği belli değil.

    YanıtlaSil
  9. constantinache: söyle bakalım. :)

    YanıtlaSil
  10. bencede süper olmuş. kendisinin ve hakan şükür'ün hayranıyım. laf yok. :)

    bayağı uzun olmuş ama sıkılmadan okudum. rapaiç-kewell benzetmesi de çok güzel..

    YanıtlaSil
  11. başlığı keşke alex'İn gitmesi için sabh akşam dua ediyorum diye atsaydın heheheh

    YanıtlaSil
  12. belgarath; düşüncelerine her zaman saygı duyduğum gerçek bir GS taraftarısın..tek ayrıldığımız nokta Hakan Şükür konusu..:))Karizması olmayan bir futbolcu bize yakışmaz..Saygılar.

    YanıtlaSil
  13. futbolcuların birden bire kalburüstü takımları çalıştırmasına ben de kılım.

    biri sıfırdan geliyor, diğeri en tepeden başlıyor. ne anladım bu işten, yemişim kapitalizmi... yılmaz vural'a verdin mi 3 büyükleri? vermedin. ne konuşuyorsunuz o zaman adam şampiyon yaparım deyince...

    YanıtlaSil
  14. kalliyi savunurken disiplinden dem vurması, fenerbahçe deplasmanına giderken bile sabri'yi kadroya almamıştı demesi, lincoln için önemli bir beşiktaş maçından önce kadro dışı bırakılmasından bahsetmesi ve kalli'yi disiplini için sevdiğini söyleyen birisinin, rijkaard'ın keita'yı cezalandırmak için yedek oturtmasını kabul etmemesi biraz tezat oluşturmuş gibi geldi. tabi bu benim naçizane fikrim. onun dışında çok güzel bir röportaj. severek takip ediyoruz kendisini. bu röportajları sıklaştırırsanız daha iyi olur.

    YanıtlaSil
  15. kalli'den bahsederken disiplinden dem vurması, lincoln'u önemli bir maç öncesi kadro dışı bıraktığından, sabri'nin fenerbahçe deplasmanı öncesi, eksik takıma rağmen kadroya alınmamasından bahsetmesi, kalli'yi disiplini için sevdiğini söylemesi ile, keita'nın gördüğü kırmızı kart yüzünden yedek kalmasının yanlış olduğunu düşünmesi, biraz tezat gibi geldi bana. bunlar benim naçizane görüşlerim. onun dışında kendisini severek takip ederim. bu röportajları da sıklaştırırsanız sevinirim. çok teşekkür ederim. :)

    YanıtlaSil
  16. adsız: haklısın, bazen çelişebiliyor. :) şu an bir diğer galatasaraylı selim suner'le söyleşi yapmayı düşünüyorum. yakın zamanda yaparız herhalde..

    YanıtlaSil
  17. BT: futboldan anlamayan bir sabah spor çalışanı. :)

    YanıtlaSil