3 Aralık 2009 Perşembe

FC Salzburg Mucizesi: Redbull Gerçekten Kanatlandırdı Mı?



Mucize diyorum, Salzburglu futbolcular lütfen gücenmesinler, ama hakikaten mucize. Salzburg'un UEFA Avrupa Ligi'ndeki çıkışından söz ediyorum elbette. Oynadıkları karşılaşmaları izlemek bir tarafa, özetlerini, gollerini bile görmek bir mesele iken, adamlar 5 maçtan 15 puan çıkardılar. Ne yaptılar da böyle bir netice elde ettiler, merak konusu. Öyleyse merakımızı birazcık giderelim;

Dahili Faktörler

Bana sezon başında FC Salzburg'un kadrosu üzerine bir yazı kaleme alacaksın deseler sanırım güler geçerdim; ama iş başa düştü, artık sinekten yağ çıkarmak suretiyle bir iki kelam birşeyler anlatmaya çalışayım.

Takımda Alexander Zickler dışında üst düzey futbolcu yok. Ancak 2005 yılında (Redbull devrimi ile birlikte) takıma katılan deneyimli forvet, hem takıma hem de takım arkadaşlarına çok şey katmış. Avusturya liginde 2006-2007 ve 2007-2008 sezonlarında üst üste 2 kez gol kralı olan Zickler, geçtiğimiz yıl gol krallığını öğrencisi Marc Janko'ya bırakmış.

Marc Janko'ya da bir parantez açmak gerekiyor, zira adam 2 metre. Dev gibi bir adam yani. Geçtiğimiz sezon Avusturya liginde rakip ağlara tam 39 gol bırakmış. Yine de fazla büyütmemek lazım elbette, sonuçta Avusturya ligi dediğimiz, 10 tane takımın bir sezon boyunca eşşek sudan gelinceye kadar (tam 4 defa) birbiriyle karşılaştığı über-fantastik bir ortam. Geçen sezon ligi 74 puanla şampiyon tamamlayan Salzburg aslında Şampiyonlar Ligi'nde oynamaya hak kazanmıştı; iyi de gidiyorlardı, 2. ön eleme turunda Bohemians'ı, 3. ön eleme turunda ise Dinamo Zagreb'i elemeyi başardılar; ancak son eşleşmede Maccabi Haifa'ya sürpriz bir şekilde elenerek Şampiyonlar Ligi'ne veda edip UEFA Avrupa Ligi'nin G grubuna musallat oldular.

Unutmadan, Galatasaray'dan tanıdığımız Saša Ilić ve şahsi kanaatimce parlak bir gelecek vaad eden savunma oyuncusu Franz Schiemer de yine Salzburg'da forma giyiyor. Sanırım sistematik olarak oyuncular arasında bir usta/çırak ilişkisi kurmayı amaçlamış adamlar. Nasıl ki hücum hattında 35 yaşındaki Zickler yerini 26 yaşındaki Janko'ya bıraktıysa, 33'lük Barry Opdam (bu adama bir parantez açmak lazım aslında, Hollanda futbolunun isimsiz kahramanlarından biri bu adam) de savunmayı 23'lük Franz Schiemer'e teslim etmiş gibi görünüyor.

Bunun dışında, klasik Alman/Avusturya ekolü işte, aralarına birkaç Afrikalı serpiştirilmiş bir sürü uzun boylu, fizik gücü yerinde futbolcudan kurulu bir takım FC Salzburg.

Hocaları da başarıya yabancı değil, Schalke 04'le UEFA Kupası kazanan Huub Stevens, Temmuz ayından beri takımın başında. Gerçi kendisi Schalke yıllarından sonra pek bir gezenti oldu ama, inşallah Salzburg macerası biraz daha uzun soluklu olur...

Harici Faktörler

Salzburg dışındaki etmenler de aslında bu başarıda oldukça büyük pay sahibi. Grubun kağıt üzerindeki iki büyük favorisi Lazio ve Villareal bu sezon büyük hayal kırıklığı yarattılar. Gün itibariyle Lazio Seria A'da 15. pozisyonda iken, Villareal ise La Liga'da 12. sırada yer alıyor. Grubun diğer takımı Levski Sofia ise bu sezon Avrupa'da hiçbir şey ortaya koyamadı, 0 puanla grubun dibinde; Bulgaristan liginde ise liderin 6 puan gerisinde, 4. sırada.

Netice



Grup maçlarına harika bir başlangıç yaptılar aslında, Haifa'ya elenmelerinin ardından yitirdikleri özgüvenlerini deplasmanda elde ettikleri Lazio galibiyetiyle fazlasıyla yeniden kazandılar. 82 dakika boyunca geride götürdükleri maçı Schiemer ve Janko'nun golleriyle 2-1 kazandılar.



İkinci maçta evlerinde Villareal'i konuk ettiler. Janko yine sahnedeydi. 21. dakikada Janko'nun golüyle üstünlüğü ele alan Salzburg, maçı 2-0 önde bitirdi.



Üçüncü ve dördüncü maçlarda ise hem Avusturya'da hem de Bulgaristan'da Levski'yi 1-0'lık sonuçlarla mağlup ederek işi bitirdiler.



Bizimkiler olsa "Bundan sonrası zevke girer" derlerdi sanırım, ama zevkten de geri kalmadı kırmızı boğalar, Lazio'yu bu gece bir kez daha 2-1'lik skorla geçtiler. Ve an itibariyle UEFA Avrupa Ligi gruplarında en çok puan toplayan ekip olmayı başardılar.

Salzburg grubundan lider olarak çıkacağı için şimdilik Türk takımları ile eşleşmesi gibi bir ihtimal yok denecek kadar az; ancak ilerleyen turlarda olası bir eşleşme sonucunda belki bu heyecan verici ekibi ülkemizde ağırlar, 90 dakika izleme şansına sahip oluruz, kim bilir? Umarım bu mucizeyi sizler için biraz olsun rasyonalize edebilmişimdir.

Bir başka yazıda buluşmak üzere...

6 yorum:

  1. yahu güzel blogmuş bu. niye açıp bakmadık daha önce lan? allah belamı vermesin, bi sürü şey kaçırdık kesin. neyse abi izliyorum seni.

    YanıtlaSil
  2. Evet baya guzelmis ben de ilk defa gordum. Agzima sicayim.

    YanıtlaSil
  3. Estağfurullah, o futbolun güzelliği :)

    Biz de dilimiz döndüğünce birşeyler anlatmaya çalışıyoruz işte ;)

    YanıtlaSil
  4. harika analiz yapmissin , ilginc konu kimseninde aklina gelmemis. Bu arada Sasa Ilic zannedersem bu sene hic oynamadi klupte , ne halde bilen var mi ?

    YanıtlaSil
  5. ben baktım, bu sezon sadece 1 maç oynamış ligde 17 maçta... sakatlık geçirmiş olabilir ama.

    YanıtlaSil
  6. muyek teşekkürler.

    Ilic geçen sezon Tümer Metin'in takımı Larissa'ya kiralık gitmiş ama orada da pek fazla forma giymemiş; muhtemelen Emre'nin de söylediği gibi bir sakatlık problemi var.

    YanıtlaSil