21 Aralık 2009 Pazartesi

Hepimiz Güiza'yız



Başlığı "Kasımpaşa Maçında Neredeydiniz?" diye atacaktım ama Güiza konusuna çok takılmaya başladım, yazının içerisinde ayrı bir paragraf açacağım onun için.

Maç öncesi iki takımın durumlarına baktığımızda, Karadeniz ekibi, Şenol Güneş'le güzel bir başlangıç yapmış, Fenerbahçe'ye karşı da kafa kafaya oynayarak ve en azından yenilmeyerek devre arasına girmek istiyordu. Bir Fenerbahçeli olarak benim gördüğüm buydu, tabii ki "Fenerbahçe'ye kesin 3 atarız" diyen Trabzonlular da olabilir. Fenerbahçe ise dibe vurduktan sonra toparlanma dönemindeydi. Galatasaray'ın da kazanmasıyla bu maç daha kritik bir hal almıştı. Galatasaray kazanmasaydı belki beraberlikte de fazla ses çıkaran olmazdı, sonuçta Trabzon deplasmanı bu. Daum, daha önce Fenerbahçe'nin başında çıktığı 3 Trabzon deplasmanından da galip ayrılmıştı. Aykut Kocaman da 13.5 yıl aranın ardından ilk defa Fenerbahçe için Trabzon'a gidiyordu.

Daum maça kafamdaki 11'le başlıyordu. Volkan'ın önündeki 4'lüye Carlos'un yerine Andre Santos geçmişti. Onun eski mevkisine de Özer. Emre de ilk 11'e dönünce, Kazım, Deivid gibi oyuncuların yokluğunda Fenerbahçe'nin Trabzon deplasmanında başlayabileceği en iyi 11'di bu. Trabzonspor'u yakından takip etmediğim, uzun zamandır 90 dakika izlemediğim için "şu doğru 11'dir" demem yanlış olur.

Bir futbolsever olarak benim de dileğim maçın tempolu, hızlı başlamasıydı ama ben bile bu kadarını tahmin etmiyordum. Maç gerçekten çok hızlı, tempolu başladı. İlk 15-20 dakikalık bölüm, kendimi Premier Lig maçı izler gibi hissettim. Bu sürede anlaşıldı ki, Fenerbahçe'nin hücum bölgesindeki ilk amacı Güiza'yı savunmanın arkasına atılan toplarla pozisyona sokmak (Güiza'nın gol kralı olduğu dönemde attığı 27 golün 19'unu deplasmanda attığını da araya sıkıştırayım). Bu bölümde hakemin hatasıyla Trabzonspor'un önemli bir gol pozisyonundan olduğunu (golden de diyebiliriz tabii ki) ve daha çok sağ kanattan yüklendiğini, Fenerbahçe'nin ise Güiza'yla pozisyonlara girdiğini fakat üstünlüğü yakalayamadığını söyleyebiliriz.

Oyun ilk yarının 2. bölümünde ilk bölüme oranla daha durgundu. Orta alanda top kayıpları oldu, bunda maçın başındaki tempodan dolayı oyuncuların yorulması ve oyunu biraz ağırdan alması etkiliydi. Bu bölümün en çok hatırlanacak pozisyonu ise Güiza'nın "jeneriklik" şutu. Youtube'a koyarlar herhalde "bu gol nasıl kaçar?" başlığı altında. İlk yarıda Trabzonspor'un kaleyi bulan şutu var mıydı? Ben hatırlamıyorum. Önemli bir pozisyonu da yoktu. Fenerbahçe'nin golcüsü Güiza gol atamamasına rağmen birçok pozisyona girerken, Trabzonspor'un golcüsü Umut, Lugano-Bilica arasında eridi. Topla buluşamadı, Alanzinho, Colman gibi arkasındaki isimler de yeterinde destek olamadılar.



2. yarının başında Colman'ın kaçırdığı gol, Güiza'nın kaçırdığından da beter bence. O pozisyonu değerlendirebilseydi, maçın gidişatı değişebilirdi. Daum Semih'i alıp çift forvete dönerdi vs. vs... Hemen ardından bu sefer Alex'in süper asistinde Güiza çok zor pozisyonda golü atınca, Trabzonspor'un işi çok zorlaştı. Colman-Ceyhun ve 61. dakika şovu sonrası Ömer Aysan-Gökhan Ünal değişiklikleriyle Şenol Hoca "olması gerektiği gibi" risk aldı. Risk aldıktan sonra Umut ve Alanzinho ile de önemli pozisyonlar yakaladılar yakalamasına ama topu 2.44-7.32'den içeri sokamadılar. Tabii Fenerbahçe de kontradan gelmeye devam etti, çok net olmasa da harcanan pozisyonlar var.

Maçın son dakikalarında ise Trabzonspor gol atacak bir görüntü vermiyordu. Bazı maçlarda hisseder onu insan, "şimdi yiyeceğiz" der, ama sakin bir şekilde bitirdik maçı.

Devreye lider giriyoruz ve bu önemli. Bu takım 2. yarı İstanbul dışında sadece 4 lig maçı oynayacak. Sonuç olarak çok iyi mücadelenin yanında bölüm bölüm gayet tempolü ve iyi oynadığımız bir maçtı. İnsanın "Kasımpaşa maçında neredeydiniz?" diyesi geliyor. Çok kötü oynayan bir futbolcu yoktu Fenerbahçe'de, zaten uzun ara var, bol bol eleştireceğiz futbolcuları. Bu akşam sadece hepsini tebrik edelim. Öne çıkan 3-4 isim sayacak olursam da, yaptığı kritik müdalelerle Bilica, yorulana kadar Emre, Alex ve Güiza...

Şenol Güneş'in bu ülkede hakkının verilmediğini düşünenlerdenim. Severim de epey. İnşallah başarılı olur Trabzon'da. Golcü almaları şart. Alanzinho'yu göndereceklerini sanmıyorum ama ben olsam onu gönderip daha iyisini alırdım. Daum da 4'te 4 yapmış oldu Fenerbahçe'nin başında Avni Aker'de.

Ve Güiza... Daha önce çok yazı yazdığım için onla ilgili yine aynı şeyleri uzun uzun tekrarlamak istemiyorum. Bugüne bakalım.

Dakika 6: Süper bir şut çıkartıyor, önce kaleci, sonra direk gole engel oluyor.
Dakika 9: Savunmanın arkasına çok güzel kaçıyor, kötü de vurmuyor ama Onur kurtarıyor. 
Dakika 10: Yine uzmanlık alanını konuşturuyor, savunmanın arkasına kaçıyor ama hakem ofsayt bayrağını kaldırıyor. Çok az farkla ofsaytta.
Dakika 33: İnanılmaz bir gol kaçırıyor, zaten buna kimse bir şey diyemez.
Dakika 36: Burada Alex'i savunmanın arkasına kaçırtıyor, Alex aşırtıyor ama istediği gibi olmuyor.
Dakika 56: Çok zor pozisyonda sol ayağıyla golü atıyor.
Dakika 61: Alex bırakıyor, yine kaçıyor ama top kalecide kalıyor.
Dakika 68: Özer'in pasına hareketleniyor, bomboş pozisyonda top önünde ama hakem ofsayt diyor. Tekrar tekrar baktım, bence ofsayt değil.

70. dakikada da oyundan çıkıyor. Ayrıca girdiği bunlar dışında da isteksiz değil, pas alışverişine katkıda bulunuyor, savunmayı zorluyor. Hatta Güiza o çok net pozisyonu harcayınca Twitter'a "Güiza Youtube'luk bir gol kaçırdı. Ama iyi oynuyor çocuk, ne yani gol kaçırınca diğer yaptıkları görmezden mi gelinecek?" yazmıştım.

Güiza kötü oynadığında tabii ki eleştirilebilir. Herkes gibi ben de eleştiriyorum, babamın oğlu değil sonuçta. Fakat adam bugün gayet iyi oynadı. Golü atamasaydı da aynı şeyleri yazardım ben. Gol kaçırdı diye kötü mü oynamış sayılıyor anlamıyorum. Son vuruşları çok kötü denilebilir, hatta kötü golcü bile denilebilir. Ama Güiza iyi bir futbolcudur, Fenerbahçeliler de dahil olmak üzere adamla herkesin alay etmesi can sıkmaya başladı. Hakan Şükür'ün de haftalarca gol atamadığı zamanlar oldu, bu adamın Türkiye'nin en başarılı futbolcusu olduğu gerçeğini değiştiriyor mu? Güiza'yla Kezman'ın Fenerbahçe'ye katkısını kıyaslamam bile...

Çok para verildi, tamam. İstenileni veremedi verilen para ölçüsünde, buna da tamam. Ama sadece iyi oynadığında iyi oynadı deyin, başka bir şey istemiyorum.

Not: Bunu Fenerbahçeliyim diye yazmıyorum, Sabri için de yazmıştım zamanında benzer şeyler...

5 yorum:

  1. Aykut İstanbulspor'dayken gelmemiş mi hiç Trabzon deplasmanına ?

    YanıtlaSil
  2. fenerbahçe için yazmıştım yazıda. :)

    YanıtlaSil
  3. .bir kaçırırsın iki kaçırırsın 3 kaçırırsın olur ama sürekli olmaz.neden hakan şükür benzetmesi öne atılıyor ki?hakan atıyordu her ne kadar kaçırsada,veya pres yapardı,mücadele ederdi.bir buçuk sene oldu güiza'da değişen bir şey yok.3-4 maçta(dün de dahil)iyi oynadı diyebiliriz.yetileri kısıtlı.her takım izin vermeyecek araya top atılmasına.takıma sezonda 15'den az atmayacak golcü lazım,gerisini diğerleri yapsın.güiza'da bu ışık yok,kafada aşamadı bazı şeyleri.

    YanıtlaSil
  4. sinan: fenerbahçe'ye 15'i geçtim 20 gol atan bir golcü lazım. ben zaten daha iyisi alınacaksa gönderilmesi taraftarıyım güiza'nın. fakat şimdi güiza gönderilse, yerine başka bir isim alınsa, tutacağı belli değil, bir sürü zarar edilecek. üstelik alınacak ismin güiza'dan daha iyi olacağı da meçhul. sonuçta bu adam da 27 gol atmıştı geldiği sezon.

    YanıtlaSil
  5. ''Gol kaçırdı diye kötü mü oynamış sayılıyor anlamıyorum.''

    nedense türkiye'de aynen öyle sayılıyor,ben de nobre konusunda buna benzer şeyler düşünüyorum zaten ve birisi kalkıp o golü kaçıran adamı mı savunuyorsun deyince çıldırıyorum,güiza için de adam itin şeyine sokulurken bile yarım sezonda 7 gol attı,çok değil belki ama az da değil yani.

    YanıtlaSil