6 Aralık 2009 Pazar

Hoşgeldin Hediyesi


Klasik bir tabirle Şenol Güneş’e güzel bir “hoşgeldin hediyesi” oldu (bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, iş bu sözü bir iki gün boyunca her ortamda 376 kere duyacaksınız).

Ortalığın karıştığı Kasımpaşaspor maçı sonrası görevine son verilen Hugo Broos’tan sonra çok çok büyük bir aksilik olmasaydı geleceği neredeyse yüzde 99 olan Şenol Güneş’in, s04e01 maçında takımın çok da iyi bir oyun sergileyeceğini tahmin etmiyorduk. Evet teknik direktör değişikliklerinin 3. lig sondan 4. sıradaki takıma bile bir faydası vardır ancak daha iki hafta önce koşmaya mecali olmayan oyuncuların bu maç sırf yeni hoca geldi, camiaya bir güven geldi diye Barcelona gibi oynamasını da beklemiyorduk. Ama sağolsun takım, elinden gelenin en iyisini yaptı bu zor şartlarda ve yeni hocalarına bir “hoşgeldin hediyesi” verdi (kaldı 375).

Geçen haftalarda kadro dışı bırakılan 5 oyuncunun da affedilmesiyle kadronun asıl standartına kavuşacağı belli olmuştu ancak en büyük soru işareti kaleye kimin geçeceğiydi. Bu sene kalede, sayesinde götümüzü sıkmaktan hepimizi basur eden Tony Sylva’nın affedildikten sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi ilk maçta kaleye geçmesi, peşi sıra bekleyen iki kalecinin belki de bitişi olacaktı. Türk futbol tarihinin en başarılı kalecilerinden olan Şenol Güneş’in, genelde futbolcu özelde bir kaleci psikolojisiyle düşünerek kaleyi olması gerektiği kişiye vermesi (ha bu Tolga da olabilirdi olması gereken kişi) skor ne olursa olsun, Trabzonspor’un aslında 1-0 önde başlaması demekti bundan sonraki sürece.

Geçen hafta Eskişehirspor maçında orta sahayı geçen ilk degajını maçın 54. dakikasında kullanan Onur Kıvrak’ın, tabi şaka bi yana, fazlasıyla maç eksiği olduğu bir gerçek. Her zaman derim, Karşıyaka’dan Trabzonspor’a “2. lig A’nın en az gol yiyen kalecisi” olarak gelen bu çocuğun bir yeteneği olduğu belli ancak kalecilik sürekli maç oynamakla geliştirilen bir beceri olduğundan birkaç maç üstüste oynasa bile kendisinden bi süre adam akıllı verim alamayacağımız bir gerçek. Ancak elin 35 yaşındaki kalecisinin mi yoksa bizim 23 yaşındaki delikanlımızın gol yemesi mi derseniz tabi ki hiç gol yemeyelim derim öncelikle ama ikinci şıkkı seçip kağıdımı öyle veririm.

Teker teker futbolcuları sayıp şu şöyleydi bu böyleydi demek istemiyorum bundan sonra, sonradan oyuna girenleri de dahil olmak üzere tüm futbolcular ellerinden gelen mücadeleyi gösterdiler. Hatta son 5 dakika oyuna dahil olan Ferhat Öztorun bile oyunda pek görünmese de sahaya girmeden önce hocasını öyle transa geçmiş bir halde dinliyordu ki, kendisini en azından 25-30 dakika baskılı oynamış gibi değerlendirdim. Bu maçta teker teker oyuncu performansından ziyade, eğer bilinçli olarak yapıldıysa oyunun genelindeki gücü ekonomik kullanma becerisine bakmak lazım. Öyle dengeli bir tempoda oynadı ki Trabzonspor, maç değil 90 dakika 120-130 dakika olsaydı çok net çıkarabilirdi karşılaşmayı ve hatta 130’un uzatmalarını. 60. dakikaya kadar Trabzonspor’dan daha çok top yapan, koşan, paslaşan ancak net gol pozisyonuna giremeyen, girdiklerini değerlendiremeyen Ankaragücü’ydü. Olması gerektiği anda bir gol atıp sonrasında daha çok, hem rakibini hem de taraftarını ve hatta kendini uyutma taktiğiyle oynayan ama 60. dakikadan sonra bi anda gaz pedalına basılmış gibi koşa koşa oynamaya başlayan Trabzonspor bu dakikadan sonra 2 gol, onun en az iki katı kadar da net fırsatı kaçırdı. Eğer bu gerçekten çalışılmış, önceden planlanmış bir durumsa, emeği geçen, ki başta Şenol Güneş’tir bu, herkese teşekkür ederiz.

Bu akşam Avni Aker Stadı’nda Şenol Güneş rüzgarı ile birlikte bir heyecan dalgası daha vardı; Fatih Tekke. Bir süredir taraftarın söylediği 3 kelimenin biri konumundaki Fatih Tekke (diğeri Şenol’du oldu, üçüncüsü zaten şampiyonluk, bunu bilmeyen yok), Rus Ligi'nin bitmesiyle Trabzon’a geldi ve bu karşılaşmanın ikinci yarısında stada gelip maçı izledi. İlk yarı bundan habersiz bir şekilde maçı seyrederken Umut Bulut’un attığı golün aynı Fatih Tekke’ninkiler gibi olduğunu düşünmüştüm. Fatih atardı böyle golleri; markaj altındayken, 1.80’i bile bulmayan boyuyla en kısası 1,85 olan defans oyuncularının arasında yükselir, zbam diye topu uzak köşeye çivilerdi. Umut bugün aynı Fatih gibi attı golünü. Meğer o gollerin asıl sahibi de stada doğru yola çıkmış geliyormuş o dakikalarda. Taraftarlar bu maçta yine "Fatih Tekke" diye inletti tribünleri ancak bu sefer gıyabında değil, direk kendisine söylediler. tabi tam bu esnada, ne kadar saçma sapan goller kaçırsa da büyük hayranı olduğum Umut Bulut yerine sahada forvet olarak Gökhan Ünal vardı, bu sefer istenmeden de olsa ona dokundu laf, iyi de oldu. Ama her şey bir yana, Fatih Tekke’nin gözlerinde, o isim verilemeyen ama içerisinde özlemin büyük yer kapladığı ifadeyi hiçbir trabzonsporlu unutamayacaktır.

Artık liderle arada 7 puan fark ve ilk devre sonuna kadar iki maç var. Bir tanesi ligde henüz galibiyeti bulunmayan Denizlispor’la ve bir diğeri de kaos içersindeki Fenerbahçe’yle. 2’de 2 yapılırsa, evet şampiyonluğun telaffuzu kolay değil belki ama geçen seneki pozisyona gelmek, en azından o heyecanı tekrar yakalamak gayet ihtimal dahilinde. Yeter ki bu mücadele azmi devam etsin.

5 yorum:

  1. selamlar... çok az ts'li var bu alemde blog yazan. sözlükte okuyordum, ama böyle yorum ortamı daha iyi. :) devam edin yazılara sık sık... :) inşalla fener'i de yenecez...

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler yorumlarınız için. Artık daha sıklıkla burada da paylaşacağım yazılarımı.

    YanıtlaSil
  3. fatih tekke ile ilg. içerden bilgiler var mı? gelir mi devre arasında? :)

    YanıtlaSil
  4. trabzonspor için cidden çok iyi oldu şenol güneş'in gelmesi. fakat şenol hoca için aynısını söyleyemeyeceğim. bu kadar değerli bir teknik adam, daha önceden 2 defa şampiyonluğa çok yaklaştırmışken kovulup tekrar geri getiriliyor, bir kez daha olmayacağı ne malum? bence hocaya sahip çıkılmalı. taraftar da sabırlı olmalı artık, ersun yanal'ın yerine gelen broos daha mı başarılı oldu?

    son 2 maça gelince: denizli'yi yener trabzon, ama fenerbahçe maçı tahmin edilenden çok daha zor geçecek. bunca yıldır fenerbahçe'yi takip ediyorum, benim bildiğim fener, bir şekilde çıkışa geçecektir. tahminim odur ki, fb ankaragücü'nü yenecek, trabzon maçı ise muallakta. son 6 sezonda fenerbahçe'nin 5-1 üstünlüğü var avni aker'deki galibiyetlerde.

    geçen sezon biraz da ligin sonuna denk gelmesiyle zevki kaybolmuştu trabzon-fb maçının. umarım bu seferki daha güzel geçer. tahminim fenerbahçe'nin kazanacağı yönünde :)

    yazılarınızın devamını bekleriz, saygılarımla....

    YanıtlaSil
  5. Trabzonspor,ilerideki 4-5 maçında çok başarılı olacak bence,üst gruba yaklaşacak ama sonra tekrar sıkıntı olacak gibi.Bence Denizlispor maçı,Fenerbahçe maçından daha zor geçecek,son şansı denebilir Denizlispor'un.Onur hakkındaki yorumlara katılmıyorum,bence iyi bir kaleci değil,Karşıyaka'dayken çok canlı maçını izledim.Bence Tolga yavaştan entegre edilmeli(Tabi önce bi motive etmeli kendisini)

    YanıtlaSil