25 Ocak 2010 Pazartesi

Kazanma Arzusu Yetti



Bu aralar yeni 2 yabancı diziye sardığımdan ve aralıksız 3'er 4'er bölüm izlediğimden, maçla ilgili yazı yazmamıştım. Fakat az önce Digiturk WebTv sayesinde -cuma günü bizim maçtan önce bir mail geldi bana, indirime gitmişler, ben de direkt satın aldım paketi- birkez daha izledim maçı, bir şeyler yazsam iyi olacak.

Öncelikle, tam zeminle ilgili yenileme çalışmaları yapıldığı sırada, hava şartlarının bu noktaya gelmesi çok kötü oldu. Bundan 8-9 sene evvel Ali Sami Yen'in de böyle olduğunu hatırlıyorum bir dönem. Maraton'da, "Tarlaya Ektim Soğan" adlı şarkı eşliğinde bir klip yapmışlardı hatta. Özellikle 2. yarı, zemin daha da kötü bir hale geldi ve Bekir-Mehmet Topuz'un bulunduğu kulvar bataklığa dönüştü.

İlk 11'de düşündüğümden sadece bir farklı isim vardı, Vederson. Ben onun yerine Özer'in oynayacağını düşünüyordum. Alex ve Gökhan Gönül'ün yokluğunu Fenerbahçe gibi büyük bir kulüpte kimse bahane etmemeli. Fakat hava ve zemin şartları bana "oyunculara, hakeme, fazla yüklenme be Emre!" dedirtti maç sırasında.

İlk yarıda takım her ne kadar istekli olsa da, yeterli gol pozisyonu yaratılamadı. Sağ kanat çok etkisizdi. Bekir zaten çok az çıkıyor. Mehmet Topuz ise çizgiye inmiyor. Daha çok içeriye kat ediyor fakat basit top kayıpları yapıyoruz o bölgede. Sol kanat ise sağa oranla çok daha iyiydi. Vederson-Andre Santos ikilisini beğendim, pozisyonlarımızın çoğuna o bölgeden yaptığımız ataklarla girdik. Alex'in yokluğunda, Mehmet Topuz etkisiz olunca, Özer de maça yedek başlayınca, pozisyon hazırlama görevi Emre'ye düştü ama Emre de ilk yarıda yeteri kadar ileri çıkmadı.

Denizlispor'un ise gücü belli. Neredeyse hiç pozisyonları yoktu ilk yarı boyunca. Genç teknik adam Hakan Kutlu, "Ben önce tamamen defansı düşüneyim de, son dakikalarda Youla'yı sokup kontradan belki 1 tane sıkıştırırız" der gibiydi.

İkinci yarıda Fenerbahçeli futbolcular isteğin yanına baskıyı da koydular. Daha önde oynamaya başladık. Daum da Vederson'u çıkarıp Özer'i soktu 55. dakikada. Genel ne düşünüyor bilmiyorum ama ben Vederson'u beğendim, Daum'un Vederson'u kötü oynadığından değil de, daha ofansif oynamamız gerektiğinden oyundan çıkardığını düşünüyorum. Özer'in girmesinden sonra, Emre'nin de hücumda daha etkili olmasıyla önemli pozisyonlara girdik. Güiza'nın direkten dönen şutunun haricinde Özden çok başarılıydı. Pozisyonlara rağmen gol gelmeyince, Daum Bekir'i de çıkarıp 3. santrforu soktu oyuna. Sahada Semih, Gökhan ve Güiza'yı bir arada görünce, Zeman'lı günler geldi aklıma... O da Bolic, Preko ve Moldovan'ı ilk 11'de başlatıyordu. Yanlış anlaşılmasın, Daum'un bu değişikliklerini çok severim, maçı kazanmak için gerekirse 5 forvet de oynatırsın.

Golü bir şekilde atacağımıza inanıyordum ama direkt frikikten atacağımız aklımdan geçmiyordu. Bu noktada Semih için de ayrı bir parantez açayım, formsuz diye ben de eleştirdim zaman zaman Semih'i son aylarda ama özellikle maçın 2. yarısında çok iyiydi. Vücudunu çok iyi kullandı, bu özellik her golcüde yok. Kaçırdığı pozisyonda şanssızdı, güzel vurdu. Gol öncesindeki faulü de yine onun becerisiyle kazandık. Topun başına Andre Santos geçtiğinde topa böyle vurmasını beklemiyordum, o dakikaya kadar gayet iyi oynayan Özden'in de hatasıyla öne geçtik.

Bence bu golden sonra Daum hemen 3 santrfordan birini çıkarmalıydı. Ama bu değişikliği yapmadı, biraz beklemek istemiş olabilir. Eskişehir'den, kaçırdığı 2 inanılmaz gol sonrası kavgalı bir şekilde ayrılan Youla, oyuna girer girmez yapacağını yaptı ve Bilica'dan çok çabuk bir hareketle sıyrılarak maça eşitliği getirdi. Başka bir gün olsa umudumu yitirebilirdim açıkçası, ama futbolcular gerçekten çok arzuluydular. Gördükleri "çok gereksiz" kartlar, Emre'nin hakeme ikide bir itirazı bunun göstergesiydi.

2. yarıda ofansif olarak takıma daha çok katkı yapan Emre, 86. dakikada sahneye çıktı ve kaptığı top sonrası golde önemli pay sahibi oldu. Gökhan, Semih, Güiza... 3 santrforun da golde katkısı var. Özer de oyuna girdiği andan itibaren etkiliydi, o anda orada bulunması bile önemliydi. Fenerbahçe formasıyla ligdeki ilk golünü de atmış oldu.

2-1'den sonra açıkçası maça bitti gözüyle bakıyordum, Güiza'nın golü işin kaymağı oldu. Güiza'yı yine beğendim, Semih'le de iyi anlaştı. Art arda 5. maçında da gol attığı detayını ise gözden kaçırmamak gerek. Son 3 lig maçına bakalım, ölüp ölüp dirildiğimiz Ankaragücü maçında onun golüyle galip geldik. Zorlu Trabzonspor deplasmanında da öyle. Cuma akşamı ise attığı golün yanı sıra galibiyet golünün asistini yaptı. Güiza'yı hala acımasızca eleştirenlerin feci derecede obsesif olduğunu düşünmeye başladım.

Galibiyet güzel, mücadele-hırsa eyvallah... Şimdi de biraz eleştiri zamanı. Birkaç paragraf üstte de bahsettim, futbolcular o kadar gereksiz kartlar gördüler ki... Hakem birine kırmızı verse ne olacaktı? Ayrıca ben hakem olsam Emre'yi atmıştım, maç boyu hakemin yanındaydı ve devamlı itiraz etti. Zaten sarısı vardı, çift sarıdan atılsa kimse bir şey diyemezdi. Kendini biraz kontrol edebilmek bu kadar mı zor? Bakıyoruz, kart görenlerden Özer haricinde herkes cezalı duruma düştü. İnsanın aklına Rıdvan'ın da söylediği gibi kurt düşüyor acaba bilerek mi gördüler diye... Emre, Andre Santos, Cristian ve Lugano haftaya yok, neredeyse takımın yarısı. Zaten savunmada sıkıntı var, Önder de yok.

Son olarak, Alex ve eşinin özellikle 2. golden sonraki sevinci görülmeye değerdi. Bazı futbolcular vardır, sevinci sahtedir. Alex'in artık iyiden iyiye kendini buraya, Fenerbahçe'ye ait hissettiğini sezebilmek zor değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder