7 Mart 2010 Pazar

Gol Yememeyi Hatırlamak



Son zamanlarda hep yazdığım bir şey var, Fenerbahçe'nin en büyük sorunu gol yemek. Herkes Güiza'ya, Semih'e, Alex'e vs. yüklense de, asıl eleştirilmesi gereken takımın savunması. Direkt savunma oyuncularını da suçlamıyorum bireysel hatalarla yenen goller dışında. Sonuçta savunma da 11 kişiyle yapılmalı. Ligde son 14 maçın 13'ünde gol yemiştik. E neredeyse her maç gol yiyen takımın da süper ofans hattı yoksa şampiyon olması imkansıza yakın. Blog'a yazmadığım süre zarfında Ekşi Sözlük'te bu konu ile ilgili görüşlerimi belirtmiştim. Yeniden uzun uzun yazmama gerek yok bir şey değişmediği için.

Antalyaspor'u bu sezon birçok kez seyrettim. Mehmet Özdilek'i de çok başarılı bulduğumu belirtmek istiyorum. Hani zaten belki de gelmiş geçmiş en çok sevdiğim Beşiktaşlı oyuncudur Fenerbahçe'de forma giymeyenlerden, başarılı olması beni sevindiriyor. Ortalama bir futbol seyircisine sorsanız, Antalyaspor'un kadrosundan çoğu futbolcuyu sayamaz. Sedat'mış, Korhan'mış, Ertuğrul'muş... Sezon başı küme düşecek takımlar arasında ilk sıralarda gösteriliyordu Antalya ekibi, şu anda 30 puanla 11. sıradalar ve kupada yaptıkları da ortada.

Bu akşama dönelim. Son maçlardaki eksikler düşünüldüğünde -özellikle Lille maçı- bu akşam Alex yokmuş, Özer yokmuş, çok da düşündürmedi beni. Nihayet Gökhan-Lugano-Bilica ve Andre Santos savunma dörtlüsü bir arada oynadı uzun süre sonra. Biletler 22 tl yapılmışken, stat bu soğukta doluyken, gol atamayacağımızı düşünemiyorum açıkçası. Güzel futboldan falan da umudu kestiğim için bu sezonluk, gol yemememiz halinde kazanacağımızı biliyordum. Öyle de oldu.

İlk yarı boyunca gözüme çarpan iki şey vardı. Birincisi, Güiza ve Semih'in hiç mi hiç anlaşamaması. Hatta bir pozisyonda Semih Güiza'ya pas vermek yerine kendi denedi. Semih'i de çok severim, çok da iyi birine benziyor ama son yaşananlardan sonra en azından Güiza'ya karşı bir tavrı olduğunu hissediyorum. Gerçi oyundan çıkarılınca direkt soyunma odasına gitmesi, yüzünün şekli, onun da moralinin bozuk olduğunu gösteriyor. Alex'in cezası 1 maça indirilmezse, yani önümüzdeki maçta da çift santrfor oynayacaksak, yanında kim oynar bilemem ama Gökhan Ünal'ın oynaması taraftarıyım.


İkinci konuda, ilk yarıda hep sol kanattan atak geliştirmemiz. Hani senin sağ bekinde Önder, sağ açığında Deniz oynar tamam da, rüzgarın oğlu Gökhan Gönül'ü Gökhan Gönül yapan sık sık ileri çıkması. Belki de Deivid'in savunma yönü zayıf diye Daum fazla çıkmasını istememiştir, ki haklı da bir açıdan ama neredeyse hiç çıkmadı. Deivid de sık sık sağ bölgeden içeriye kat edince sağ kanadımız hiç işlemedi. Vederson oyundan çıkana kadar -çok geçmiş olsun dileyelim- Andre Santos'la beraber gayet iyi kullandı o kulvarı. Antalyaspor da Erhan ve Korhan'la o bölgeden gelmeye çalıştı.

Golde Mehmet Özdilek'in oyuncularına bu kadar kızması, adeta kendini paralaması, direktifi onun vermediğini gösteriyor. Hatırlanacağı gibi ilk maçta bundan da çok açık vermişlerdi golü attığımız pozisyonda. Yıllarca üst düzey futbol oynamış ve kalitesi belli bir teknik direktörün böyle bir hata yapacağını sanmıyorum. Hem de iki defa... Bizim açımızdan da gayet güzel bir goldü, Semih, Emre ve Andre Santos çok güzel anlaştılar, gol vuruşu tipik Andre Santos vuruşuydu. Bu tarz golleri daha sık atmalı zaten kanat adamlarımız.

İkinci yarıda Fenerbahçe ağırlığını oyuna koyamadı. Tamam, Alex ve Özer'in yokluğu çok önemli tabii ama özellikle büyük umutlarla transfer edilen ve sonradan oyuna giren Mehmet Topuz'un Alex'in yokluğunda kendini göstermesi gerekiyor. Sol açık onun alışagelmiş mevkisi değil, bu yüzden de Deivid gibi o da sık sık içeri kat ediyor. Çok da ağır eleştirmek istemiyorum ama Mehmet Topuz gibi oyuna etki edebilecek isimler form grafiklerini yükseltmezlerse ilerleyen haftalarda çok sıkıntı çekeriz.

Hatırladığım iki net pozisyon var ikinci yarıda. Biri Emre'nin vuruşu, Ömer'in kurtarışı. Diğeri de Veysel'in çaprazdan dışarı giden şutu. Her maç 3-4 gol atmasını beklemiyorum Fenerbahçe'den ama en azından içeride orta sıra takımlarıyla oynadığımız maçlarda daha fazla pozisyona girmeliyiz. Üstelik son 10 dakikada geriye çekilmemiz, milyonlarca insanın "acaba gol yer miyiz? Bilica vs. yine hata yapar mı?" diye düşünmesi -daha doğrusu insanların bunu düşünmesine yol açılması- Fenerbahçe'ye hiç yakışmıyor. Tırnak kalmadı vallahi yemekten. :)


Maçın Fenerbahçe adına iyileri, Andre Santos -gol attığı için yazmıyorum, genelde de gayet iyiydi- ve Emre. Hayal kırıklığı yaratanları ise Gökhan Gönül -defansif görevini yerine getirdi, ama biz seni sırf defans yapasın diye sevmedik- ve Daum. Yazıda değinmediğim isimlerle ilgili de sırasıyla görüşümü yazayım,

Volkan: Fazla iş düşmedi. Neredeyse kurtarışı yok.
Deivid: Yeni oynamaya başladı diye laf söylemiyorum, kimse de söylememeli.
Cristian: Yine çok çalışsa da istediğim gibi oynayamıyor.
Bilica: Son dakikalarda yaptığı faulle yine gol yememize sebep oluyordu, "alıştık artık, dert çekmeye".
Güiza: Cristian gibi o da çok çalıştı. Fakat pozisyona giremedi, girdiği bir pozisyon var hatırladığım, onu da atamadı.
Lugano: Antalyaspor'un fazla pozisyonu olmadığı için defans çok iyiydi de demek yanlış olur ama en azından hatasız oynadı. Bu takım şampiyon olacaksa Lugano'nun da çok büyük payı olacak.

Son iki notla yazıyı tamamlamak istiyorum. İlki hakem. Hani henüz ne %100 Futbol'u, ne Telegol'ü izlemedim, maç bittiğinden beri yazıyla uğraşıyorum ama maçın sonucuna tesir edecek önemli bir hata yaptığını düşünmüyorum. İlk yarıda bizim oyuncularımıza çıkardığı kartlar bence doğruydu. Eleştirim ise, Emre'nin penaltı istediği pozisyona penaltı vermedi, fakat Emre'ye neden hakemi aldatmaya yönelik hareketten dolayı sarı kartını çıkaramadı? Orda Emre'nin takılıp düşme gibi bir durumu yok. Ayrıca Emre hakeme o kadar çok itiraz ediyor ki... Ben hakem olsam kesin bir sarı kart çıkarırdım. Emre'nin bu hırsını, tavırlarını seviyorum ama biraz daha kontrollü olması lazım. Bunu hep söylüyorum, hakemlerde nedense sarı kart çıkarmıyorlar.

İkinci konu ise Melih Gümüşbıçak. Hani geçenlerde Okay Karacan'ı eleştirmiştim/eleştirmiştik, hala da o gün çok yanlı bir maç anlattığını düşünüyorum. Tamam, güzel futbol oynayan takımı destekleyebilir normalde ama o spiker. Milli maç anlatmıyor. Antalyaspor'un bu bütçeyle, bu kadroyla Barcelona gibi oynamasını bekleyemezsin. Okay Karacan'ı eleştirdikten sonra Melih Gümüşbıçak'ı eleştirmezsem ben de yanlı davranmış olurum. Gümüşbıçak'ı severim, iyi niyetli olduğuna, maç anlatırken taraf tutmadığına inanırım. Fakat bugün ilk yarıda Özer'in sakatlığından bahsederken, "Özer riske edilmedi, haftaya oynaması bekleniyor. Umarım da haftaya yetişir" dedi. Spikerlerin sevmediğim bir yanı bu. Yorumcu olsan tamam, istediğini de. Ama sen spikersin. Bunu iyi niyetli bir şekilde de söylemiş olabilirsin, ama "Özer umarım haftaya oynar" demek maç içerisinde Fenerbahçe'yi tutuyormuş gibi anlaşılmasına yol açıyor. Devamında da "bir de gol atar inşallah" falan deseydi tam olurdu. Bunlar belki çok önemli konular değil, Melih Gümüşbıçak bunu söylerken belki de hiç böyle anlaşılacağını düşünmedi ama benim dikkatimi çekti, belki başkalarının da çekmiştir.

Özet olarak, Fenerbahçe kazanması gereken bir maçı kazandı. Gol yemedi üstelik, son 14 lig maçının 13'ünde gol yemişken. Fakat oyun olarak taraftarlarını tatmin etmedi, Daum 1-0'ın üstüne yattı ve son 10 dakikadaki görüntü Fenerbahçe'ye yakışmadı.

Herkese iyi akşamlar...

6 yorum:

  1. Melih Gümüşbıçak'ın söylediklerini duyduğumda benim de oldukça dikkatimi çekti. Ancak bu durum sadece maç anlatımı için geçerli değil maalesef. NtvSpor'da sabah 11:00 civarı yayınlanan Spor Servisi'nde Fuat Akdağ ve Mehmet Demirkol birlikte tüm takımlar hakkında çeşitli yorumlar yapıyorlar, konu Fenerbahçe olunca da çok tarafsız kalamıyorlar. Spor medyasında genel olarak Fenerbahçe'li gazetecinin fazla olması da bunun doğal bir sonucu olsa gerek.

    YanıtlaSil
  2. Futbolcuların sağlığı söz konusu olduğunda, temennilerde böyle bir istisnaya gidiyorlar aslında. Ama "umarım bir an önce sağlığına kavuşur" demek başka birşey "umarım haftaya yetişir" demek bambaşka birşey :)

    Umarım sürç-ü lisandan ibarettir :)

    YanıtlaSil
  3. salva: şimdi yorumcuların söylemesi daha farklı. gerçi mehmet demirkol ve fuat akdağ takım ayırt etmezler oyuncuların iyileşmesi konusunda ama.. diskdünya'nın da dediği gibi umarım bir an önce sağlığına kavuşur demekle umarım haftaya yetişir demek çok farklı şeyler. :)

    YanıtlaSil
  4. merhaba, gol yemediğimizin altını çizmişsin ya keşke luganonun resmini de koysaydın yazıya,deniz yada bekir olsaydı bugün defansta , luganonun o yaptığı ilk hamlelerini bence yapamayacaklardı, maçı seke seke bitirdi diego umarım samiyende bizi onsuz bırakmaz..

    YanıtlaSil
  5. aslan avcısı: evet haklısın koyabilirdim ama fotolara çok dikkat etmem normalde, bir de fenerbahce.org'tan aldım, gözüme ilk çarpan bunlardı... yarınki maç çok kritik, galatasaray puan kaybederse her şey yeniden başlamış olur. :)

    YanıtlaSil
  6. yalnız fotoğrafa dikkatini çekerim, bu fotoğrafın aynısı birçok ulusal gazetenin 1. sayfasını süsledi :)

    artık maçta başka enstantane mi olmadı, yoksa medyamız iyicene işleri koyverip yaratıcılık yerine üşengeçliği mi seçti bilemiyorum.

    not: rica ediyorum birileri santos-sandoz benzetmesine dur desin! her gazetede mi aynı şey olur....

    YanıtlaSil