25 Nisan 2010 Pazar

Alışkanlık Oldu: "1-0"


Maç öncesi kazanacağımızı düşünsem de -3-1 alırız diyordum ben- acaba dedirten durumlar vardı bana. Maçın gündüz oynanacak olması, bizim gündüz maçlarındaki başarısızlığımız, sıcak, stres, Yılmaz Vural'ın Fenerbahçe maçlarındaki başarısı (bu maç öncesi Fenerbahçe'ye karşı çıktığı 32 maçın 16'sını kazanıp, 2'sinde berabere kalmıştı), Lugano-Bilica ikilisinin bozulması...

Maç öncesi Yılmaz Vural'ı dinledim, "dünkü sonuçlardan sonra 1 puan almamız gerekiyor" dedi. Ligde kalmayı garantilemeleri için 1 puana ihtiyaçları var, bu doğru fakat Kasımpaşa'nın kalan maçlarını kaybedip, Diyarbakır'ın da bütün maçlarını kazanması gerekiyor ki, imkansıza yakın bence bu.

Yılmaz Hoca her ne kadar 1 puan almalıyız dese de, takımını oyuna bu anlayışla başlatmadı. Zaten bana kalırsa istese de başlatamaz bu sezonun kalan maçlarında. Kasımpaşa'nın bir oyun kimliği oluştu, attığı-yediği gol belli. 9-10 oyuncuyla kapanan bir oyun formatını ligde birçok takım başarıyla uygulayabilir ama Kasımpaşa çok zor. Daum'un öğrencileri ise maça istenen şekilde başlayamadı. İlk yarının 40 dakikalık bölümünden memnun olan bir Fenerbahçeli olduğunu sanmıyorum. Sanki Mayıs 2006'daki Denizlispor maçının bir tekrarı yaşanıyordu bizim açımızdan. Gol bulmamız gereken maçta oyuncular kafalarındakini sahaya yansıtamıyorlardı, gerekli gol pozisyonlarına girilemiyordu. Birkaç pozisyonumuz var ama oyunu Kasımpaşa yarı sahasına yıkamadık.

40. dakikadan maç sonuna kadar ise Fenerbahçe giderek baskısını arttırdı. Son 1.5-2 ayda olduğu gibi defans hattı yine açık vermedi, Emre ve Alex tempoyu istedikleri gibi ayarladılar. Pozisyon sıkıntısı çekmediğimiz, tabelada 4-1, 5-1 gibi bir skor yazsa kimsenin şaşırmayacağı maç son bölüme kadar 0-0 devam etti. Tabii bunda sağolsun şimdiye kadar bir numaralı destekçisi olduğum ve hala sevdiğim Güiza'nın da payı büyük. Bugün sadece o gol kaçırmadı, ama kaçırdığı öyle bir gol var ki bu maçta kaçacak cinsten değil. Onu seven ender Fenerbahçeliler biri olmama rağmen artık ben de ülkesine dönmesini istiyorum. Daha fazla zorlamanın manası yok, alkışlarla, şimdiye kadar yaptıkları için teşekkür ederek uğurlamalıyız onu sezon sonunda. Hazır eski kulübü Mallorca çok iyi gidiyor, Aziz Yıldırım bir kolaylık sağlar artık.


Güiza parantezini kapatıp maçtan bahsetmeye devam edecek olursam, sayısız net pozisyondan sonra Bekir'in pozisyonunun gol olması ilginç oldu tabii. Bekir sağ bekte oynadığında hayal kırıklığı yaratmıştı fakat ne zaman stoper oynasa çok yararlı oldu -özellikle de Lille maçında-. Bugün de attığı golle başarısının daha çok takdir edilmesine yol açtı çünkü ben Bekir iyi oynadığında kimsenin hakkını verdiğini duymuyorum Tv programlarında, bugün en azından gol attığı için konuşulur.

Maçın son dakikalarında da Fenerbahçeli oyuncular iyi pas yaptılar, Kasımpaşa'nın tehlike yaratmasına izin vermediler. Fakat işte bu kadar pozisyona girilen maçın son dakikalarında bile "acaba" düşüncesiyle strese girmemiz olmadı...

Tek tek oyunculara değinmek gereksiz, goller kaçıran Güiza bile iyi mücadele etti her zamanki gibi. Volkan'dan Alex'e herkes 3 puanın ne kadar önemli olduğunun bilincindeydi. Genelde pek beğenmediğim -en azından söylendiği kadar- Cüneyt Çakır'ı da kutlayayım bu arada Avrupa'da görev aldığı maçlardan dolayı.

Blog'u takip edenler bilir, hep söylediğim bir şey vardı, bu sezonun kilit sözü "gol yememek"ti, takımın az gol atması da bir problem tabii ki ama o bu sezon halledilebilecek gibi değil. 23. haftada oynanan İBB maçından beri gol yemiyoruz ligde. 1-0, 1-0 kazanmaya devam ediyoruz, sezonun skoru da 1-0 oldu.

Haftalardır Bursaspor'u takip ediyorduk, şimdi 2 puan öndeyiz ve Ertuğrul Hoca stratejisini değiştirecektir kazandığımız için. Galatasaray evinde favori, ben 1-1 beraberlik bekliyorum ama Bursaspor kazansa dahi şaşırmam. Aynı Bursa, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ı İstanbul'da geriden gelip yenmedi mi? İnşallah hakem hatalarının minumum olduğu bir karşılaşma izleriz yaklaşık 1 saat sonra. Herkese keyifli pazarlar.

Not: Geçen bir blog okuru, "Galatasaray'ı yendik yazmadın, Beşiktaş'ı yendik yazmadın, anca takım yenilince eleştirmek için yazıyorsun, kazanınca neden yazmıyorsun?" gibisinden bir mail atmıştı. Cidden öyle bir şey yok. Tamamen benim üşengeçliğim ve blog, Twitter ve Ekşi Sözlük dengesini kuramamamdan kaynaklanıyor. Beşiktaş maçına gittim geçen hafta, eve gelince de yorgundum. Sonra da Twitter, Ekşi Sözlük derken buraya da yazamadım bir daha. Belirteyim dedim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder