2 Nisan 2010 Cuma

Derbiden Geriye Kalanlar


Bir soruyla başlayayım. Maç berabere bitseydi ve Fenerbahçe Bursaspor'un 5 puan gerisinde kalsaydı, Fenerbahçeli taraftarlar ve yönetim, bu durumdan memnun olacak mıydı? Diğer taraftarları bilemem ama ben memnun olmayacaktım. Ki kazanmamıza rağmen birazdan Daum'u eleştirecek olmamın sebebi de bu.

"Galatasaray'ı zaten her zamanki gibi evimizde yendik, e burada da puan alsak tamamdır, çünkü kupada yolumuza devam ediyoruz, Beşiktaş'la ve Trabzonspor'la evimizde oynayacağız, Bursaspor'un ardından 2. olsak razıyım ben" düşüncesinde birçok Fenerbahçeli olduğunu gördüm maç öncesinde. Daum'un da maça bu mantaliteyle çıkacağını biliyordum. 90 dakikanın gidişatını Rijkaard'ın kafasındakiler değiştirecekti bana göre, o da Daum gibi bende hayal kırıklığı yaratarak önce "gol yememek" dedi. Belki de ben yanlış düşünüyorum ama sen Fenerbahçe'ysen (aynı şey Galatasaray için de geçerli tabii), hala şampiyonluk şansın varsa ve bu maçtan alacağın 3 puan çok çok önemliyse, daha fazla adamla hücum edeceksin. Nokta. Pozisyona girersin, giremezsin o ayrı konu. Kabullenemiyorum ben bu durumu.

Kazanamamız halinde şampiyonluk şansımız çok ama çok azalacaktı, bunu elbette benim gibi Daum da biliyordu. Ama o yenilmemeyi tercih ederek beni yine hayal kırıklığına uğrattı. Futbolun gerçekleri var, tabii ki deplasmanda Galatasaray'a karşı 90 dakika saldırmalıyız demiyorum ama "3 puanı alamamız halinde şampiyonluk gidecekse" ileride sadece Güiza ve Alex'i bırakmak ne kadar doğru?

"Daum'un hastası olduğum" günlerden birine geri dönelim şimdi.. 2003/04 sezonunun 31. haftasındayız. İnönü'de Beşiktaş ile oynuyoruz. Ben maçı Beşiktaşlıların arasında Eski Açık'ta izliyorum. Maç öncesi 67 puanımız var, art arda kaybedilen puanlarla birlikte Trabzonspor'la aramızda sadece 2 puan kalmış durumda. Beşiktaş'ın da 62 puanı var, bizi 5 puan geriden takip ediyor ve kazanması durumunda yarışa yeniden ortak olacak.

Böyle bir durumda, yani Trabzonspor'un 2 puan önündeyken ve Beşiktaş deplasmanındayken maça beraberlik için çıkmayı anlayabilirim. Bunun anlaşılmayacak bir yanı yok. Berabere kalsan, Trabzonspor'un yenmesi halinde bile averajla lidersin. Aynı Daum ne yapıyor, maça Nobre, Hooijdonk, Tuncay ve Serhat'ı bir arada oynatarak başlıyor. Hatırlanacağı gibi de 60. dakikada 3-0'ı yakalıyoruz, Okan Koç'un son dakika golüyle maç 3-1 bitiyor, Serdar Bilgili edilen inanılmaz küfürler yüzünden istifa ediyor (en azından görünen o).


6 sene önce beraberliğin yettiği karşılaşmada, İnönü deplasmanında bu dörtlüyü bir arada oynatan Daum, bu pazar "kesin galip gelmen gereken karşılaşmada" 4 forvet oynatmasını geçtim kaleci Volkan'la birlikte 9 adamı geride tutuyor. Daum eskiden de böyle olsaydı, o zamanlarda da bu anlayışı savunsaydı şimdi ağzımı açmazdım. Ama ne değişti?

Şimdi denebilir, "Daum'un elinde Tuncay, Serhat gibi adamlar var da mı oynatmıyor?" Bunu diyenler haksız değil. Zaten en önemli sorunumuz bu bana göre. Fenerbahçe'nin ekonomisinde gerileme mi oldu bu 6 yılda? Bildiğim kadarıyla olmadı, tam tersine de iyiye gidiyor her geçen gün. E o müthiş ofansif hattan bu hale gelmemizin sebebi ne? Bunu en iyi Aziz Yıldırım biliyor olmalı.

Kazandık, çok güzel tabii ki, herkes gibi ben de sevindim. 6 maçımız kaldı, 5'i İstanbul'da, 4'ü Kadıköy'de. Bu da çok güzel. Şampiyon da olabiliriz, ki bence Beşiktaş'ı yenersek olacağız. Ama şampiyon olsak sorunlarımız hallolacak mı? Maalesef hayır. Bu bütçeye rağmen Bursaspor'un daha geçen haftaya kadar 6 puan önümüzde olmasını kimse bana açıklayamaz.

2005/06 sezonunu "90" golle tamamlayan takım, bu sezon 60'ı bulsa iyidir.

3 yorum:

  1. 2004'teki maç hakkında birkaç şey söyleyeceğim:

    evet 4 hücum oyuncusuyla çıktık sahaya. lakin gerek nobre'nin o dönemde formsuz olması(son 7 haftada golü yoktu), gerek van hooijdonk'un bildiğin ortasaha gibi oynaması (ki bence alex'ten daha iyidi) yüzünden pratikte pek de forvetli oynadığımız söylenemez. tek gol silahımız kanatlardaki tuncay-serhat ikilisinin ani dalışlarıydı ve nitekim goller de ortasahadan kanatlara atılan kontralarla geldi. takım da baya bir defansif oynadı ayrıca. oynadı diyorum çünkü daha demin üşenmeden arşivden açıp baktım tekrarına(antu'dan indirmiştim zamanında :)) beşiktaş'ın baya tek kale oynadığı dakikalar var.

    not: beşiktaş'ın golü ilie'ye yazılmıştı.

    kişisel görüşüm: bu tip kritik deplasmanlarda defansif oynanmasından yanayım. baskılı oynayıp gol yendiği takdirde, özellikle de mevcut kadroyla geri çıkaramama riski çok yüksek olur. hiç kimse de böyle bir riski almak istemez. buna, 100. yılda şampiyonluğu getiren 1-0'lık bjk deplasmanında bütün maç kapalı defans oynatan zico da dahil....

    YanıtlaSil
  2. bi kere hucum oynamak yada gol atmak ileride fazla adam tutmakla olmuyor. bunun orneklerini daha once de gorduk. 5 forvetle oynayip da gol atamadigimiz maclarda olmustur.
    sistem olarak baktiginda daum da degisen birsey yok. o bjk macinda serhat ve tuncay kanat oynuyordu. bu macta da özer ve vederson. aradaki fark oyundakilerin yapisiyla ve yetenekleriyle ilgili. tuncay serhat defans yapmiyormuydu geri gelip beklerin onunu kapatmiyormuydu.? elbetteki yapiyorlardi. yani vederson ve ozer e gore oyunu iki yonlu oynayabilme ozellkleri daha fazla idi.
    bence isin ozu budur. daum her zaman ki daum dur. zirnik degismemistir.
    ayrica sezon basindan beri ayni formasyonla oynuyoruz nadiren degisse de. deplasmandaki bi gs macinda da oyle oynamamiz normal. bir tek fark var. baski kurmak yerine oyunu kendi sahamizda kabul edip top yaparak kazanmaya calistik ki alex bile normalden fazla geriye geldi.
    selcuk un vurusu golu getirmese berabere bitecek bir macti. yani hucum konusunda eksik kaldigimiz asikar. bu nedenle daum deivid i oyuna daha once almaliydi yada onunla baslamaliydi diye dusunuyorum. yada eger gol gelmemis olsaydi semih i gokhan unal i daha erken devreye sokabilirdi.

    sorunlarin uzerinin ortulmemesi icin bursa sampiyon olsun demistim gecenlerde blogdaki ark larin linc etmedikleri kaldi bi :))

    YanıtlaSil
  3. Fenerbahçe GS maçında oynayabileceği en ideal oyunu oynadı. Çok hücum adamıyla oyunu ileride kurma gibi bir lüksü yok Fenerbahçe'nin mevcut kadrosunun malasef, Lugano ve Bilica geniş alanda zorlanan oyuncular. Daum kompakt bir oyunla kısıtlı özelliklere sahip oyunculardan oluşan GS orta sahasına üstünlük sağlayacağını tahmin ediyordu muhtemelen, ki öyle de oldu, formunu bulamayan Mehmet Topuz ve sakatlığı nedeniyle idareten oynayan Özer'le bile orta sahada bariz bir Fenerbahçe üstünlüğü vardı.

    Maçın anahtarı burdaydı bence. Daha bilinçli olan ve oyunun akışını kontrol eden taraftı Fenerbahçe, sami yen deplasmanında oyunu rakibin sahasına yıkmak ve sağlı sollu saldırmak fazla idealist bir yaklaşım olurdu. Barcelona geçen sene Real'e 6 atarken bile bunu kontra oyunuyla yaptı.

    YanıtlaSil