12 Mayıs 2010 Çarşamba

2009/10 Sezonu Futbol Takımı Değerlendirmesi


Son maçta alınacak 3 puana göre gelecek şampiyonluk benim takım hakkımdaki fikirlerimi değiştirmeyecek. Diyelim ki, Trabzonspor önünde 1-0 galibiz, sonra da 85'te gol yedik Lille maçında olduğu gibi. 5 dakika ve 1 gol yüzünden bütün takım başarılıyken birden bire başarısız mı olacak? Dolayısıyla şimdiden oyuncular ve Daum hakkımdaki görüşümü yazmak istiyorum, geçen sezon da Nisan sonunda yazmıştım.

Volkan Demirel: Bu sezon birkaç maç haricinde -ilk yarıdaki Kasımpaşa maçı örneğin- Volkan'ın performansı inanılmazdı. Takım son maça 1 puan önde giriyorsa, kuşkusuz en büyük paya sahip 4-5 insandan biri Volkan Demirel'dir. Galatasaray maçında son dakikada yaptığı müthiş kurtarış, ardından Bobo'nun penaltısını kurtarması, en kritik anları 0 kayıpla atlatmamızı sağladı. Benim küçüklüğümden beri zaten Fenerbahçe'nin sıkıntı çekmediği tek bölge kale. Önce Engin, sonra Rüştü ve şimdi de Volkan.

Volkan Babacan: Bu sezon Büyük Volkan'ın hiç sakatlanmaması ve cezalı duruma düşmemesi sebebiyle neredeyse hiç şans bulamadı. Sadece 2 Türkiye Kupası maçında oynadı. Geçen sezon tam 15 maçta oynamıştı, Aragones üstelik bütün Türkiye Kupası maçlarında onu oynatmıştı. Yönetim, Aykut Kocaman ve Daum ileride onun Fenerbahçe kalesine geçeceğini düşünüyorlarsa, Turkcell Süper Lig'de bir kulübe kiralamaları lazım önümüzdeki sezon. Genç kalecilerin kulübede çürümesine karşıyım, Rüştü de Volkan da hep yedek kalsalardı bugünlere gelebilirler miydi? Aynı konuda Rijkaard'a da çok kızıyorum, Ufuk gibi genç bir kaleciyi transfer ediyor kulüp, sonra Leo Franco'nun ayrılması kesin olmasına rağmen yedek kulübesinde bile oturmuyor bu çocuk. Yurt dışındaki kulüplerde olduğu gibi, takımın 3 kalecisi varsa, 2 yedeğin biri 30 yaş üstü tecrübeli bir isim olmalı. Gökhan Tokgöz de bir numaralı adayımdır.

Mert Günok: Bu sezon iki maçta oynadı. İlki sezon öncesi oynanan Rizespor hazırlık maçıydı (yeni stad açılışı için yapılan maç). Diğeri de kupada Antalyaspor'a 4-3 yenildiğimiz.. Uzun uzadıya konuşmak zor onun için. Son 2 yılda Antalyaspor maçı dışında resmi bir maçta görev almadı.

Önder Turacı: Önder yıllar içinde Fenerbahçe'ye çok yararlı olan bir futbolcu. Hep hakkını vermişimdir, şans verilmediği zamanlarda da dile getirmişimdir. Ama bu sezon beni en çok hayal kırıklığına uğratan isimlerden biriydi. Gerek Milli Takım'da, gerek Fenerbahçe'de oynadığı maçlarda beklenileni veremedi. Lille maçında tribünde çokça "topu Önder'e vermeyin" diye bağırmak zorunda kaldım. Devre arasında yaşananlardan sonra da zaten pek şans bulamadı, Daum ihtiyaç olduğunda Bekir'e şans verdi onun yerine. Sezon sonunda direkt oynayabileceği bir kulübe transfer olması onun için de en iyisi olur.

Bekir İrtegün: Bekir'i Antep'te fazla izlemediğimden benim için kapalı kutuydu. Gökhan Gönül'ün yokluğunda sağ bek oynadığı zaman o da büyük hayal kırıklığı yarattı ama ne zaman stoperde şans bulsa gayet başarılı oldu. Lille maçı da bunlardan biri.. Kasımpaşa'ya attığı kritik gol de başarısının kaymağı oldu. Kesinlikle kalmalı, transfer döneminde ve kampta yaşanacaklara göre formayı kapabilir, hiç belli olmaz.

Deniz Barış: Yeri geldi sol bek, yeri geldi sağ açık oynadı. Maçlardan sonra gayet güzel konuşan nadir futbolculardan biri Deniz ve oyun bilgisini belli ediyor verdiği cevaplarda. Fakat artık ayrılık zamanı. Kalmasını isteyenler daha fazladır tahminim, ama 33'üne geldi, ne zamana kadar bizde oynayacak ha dostum? :)

Bilica: Yaptıklarıyla ve yapamadıklarıyla bu sezonun en büyük hayal kırıklıklarından. Yaptığı çirkef hareketleri geçtim, öyle kritik anlarda öyle büyük hatalar yaptı ki.. Üstelik biz ondan topu oyuna iyi soktuğu için ümitliyken, hafızamda dan dun vurduğu toplar kaldı... Geçtiğimiz sezon boyu onu öven Ömer Üründül'e selam edelim buradan. Yıldız olduğu Sivasspor'a geri dönsün bir zahmet. Eminim "Bilica-Lugano" ikilisini unutma, vefasızlık yapma diyenler de olacaktır, takım gol yemiyor, haklılar da ama ben de şunu sorarım bunu diyenlere... Fabio Luciano, Tomas, daha eskilerden Uche, Högh... Hatta Edu. Bilica'yı hangisine tercih edersiniz?

Diego Lugano: Lugano bu sezonun kahramanlarından biri tartışmasız. Bu takım haftalardır gol yemiyorsa, Lugano'yu da her yerinden öpmek lazım. :) Onu çokça eleştirmişimdir, ama eleştirirken zaten oyunculuğuna, kalitesine hiç laf söylemedim. Fikirlerim de hala geçerli. Sezon öncesi bütün Avrupa'yı dolaşıp, kampa katılmayıp, kimseyle anlaşamayınca kürkçü dükkanına geri dönmesi... Bir de gerçi son zamanlarda biraz düzeldi ama Lugano'nun oynadığı her maçta 10 kişi kalacağız diye içim içimi yiyor. Ruh sağlığı ortalama bir insandan çok ama çok uzak. Şakayla karışık söylediğim bir şey var, "Ünlü, trilyonlar kazanan bir futbolcu olmasaydı, şimdi bir hastahanede tedavi altında tutulacaktı büyük ihtimal..." Bana katılmayanlar da olabilir elbette, Lugano gibi futbolcuları çok ama çok sevenler de var, ama ben onlardan biri değilim. Daha vasat ama daha normal bir stoperi Lugano'ya tercih ederim.

Gökhan Gönül: Bu takımda 3 olmazsa olmazım var, Alex ve Volkan'la birlikte Gökhan Gönül. Sezona kötü başladı, herkesin kabul etmesi gereken bir gerçek bu ama sonradan toparladı ve aylardır çok iyi oynuyor. Hem de sakat olmasına rağmen fedakarlık yaparak... İnşallah bu yaz gerekli hazırlıkları yapar, sakatlığı tamamen atlatır ve 2008'deki gibi 2010/11 sezonu da onun sezonu olur. Yurt dışından iyi bir teklif gelse bile kesinlikle takımda tutulmalı ne olursa olsun.

Roberto Carlos: Gidiyor, gidecek derken gitti devre arasında Roberto Carlos... Sezon başında sakatlandı, sonra da 6 yabancı kontenjanı yüzünden bazı maçlarda yedek kaldı. Yararlı olduğu maçlar da oldu tabii ki, ama 37 yaşındaydı ve idare ediyordu. İleri gidince savunmaya dönmekte zorluk yaşıyordu. Kafasına da koyduğu için ülkesine dönmeyi, ayrılması iki taraf için de en iyisi oldu. Eksikliğini hisseden var mı?

Andre Santos: Garip bir futbolcu Andre Santos. Oynatsan bir türlü, oynatmasan bir türlü. Büyük maçlarda gayet iyi oynuyor, bazen de sahada yok. En azından sol beke geçtiğinden beri daha istikrarlı. Önümüzdeki sezon alınacak, yılda minimum 10 gol atan bir sol açıkla beraber rakiplerin sağ kanadını dağıtabilir. Bu arada Dunga tarafından beklendiği gibi Dünya Kupası kadrosuna seçilmedi.

Vederson: Benim ayrı sevdiğim bir futbolcu Vederson. Sezon başı onu Ertuğrul Sağlam istemişti Bursa'ya, Roberto Carlos'un sakatlanmasının ardından takımda kalmıştı. Kalması çok da iyi oldu ve sezon boyu bence gayet başarılıydı Vederson. Beklentilerle alakalı bu biraz da. Vederson'un maliyeti, kariyeri, kapasitesi ortada. Örneğin, yılda 2 milyon euro alsaydı, bonservisine 6-7 milyon euro verseydik, yazacağım şeyler çok farklı olurdu. Bu arada %90 Ankaragücü'ne transfer olacak, geçtiğimiz gün Melih Gökçek'in söylediğinden anladığım bu.

Abdulkadir Kayalı: Büyük umutlarla transfer edildi, Fenerbahçeliler gelecekte ondan çok şey bekliyor. Daum'un ona şans vermesini beklemek de büyük hayalcilik olurdu. Neredeyse 1 kez bile oynamadan devre arasında Büyükşehir Belediye'ye kiralık verildi. 11 maçta oynamış devre arasından beri, İBB'nin maçlarını takip eden blog okuyucusu varsa, onunla ilgili daha doğru bilgiler verebilir.

Cristian: Hayal kırıklığı yaşadım desem onunla ilgili yalan olur çünkü cidden transfer olduğunda hiç öyle büyük umutlara kapılmamıştım. Selçuk'un 1 üst seviyesi olsa yeterdi, bence o kadar bile oynayamadı sezon boyunca. Yarım Aurelio bile etmez yazmıştım Ekşi Sözlük'e aylar önce, hala da aynı şeyi düşünüyorum. Yokluğunda Selçuk oynadı, Cristian'ı arayan oldu mu? Evet diyeceklerin yüzdesi çok düşüktür. Bana kalsa gönderirim ama çok büyük ihtimal takımda kalır. Menajerine "gitmek istiyorum" dediği gibi haberler çıktı basında, inşallah doğrudur.

Selçuk Şahin: Sırf Selçuk, Deniz değil, çok özel 1-2 oyuncu haricinde futbolcuların çok uzun yıllar aynı kulüpte oynamasına karşıyım. Taraftar sıkılıyor, oyuncu sıkılıyor. Yenilik iyidir. Bunu niye yazdım, ben olsam Selçuk'u gönderirdim ama Cristian'ın yokluğunda oynadığı futbolla kalmayı fazlasıyla haketti, ayrıca ekstra bir prim bile alabilir. Böyle oynamaya devam ederse yeniden Milli Takım'a bile dönebilir, en azından kadroda yer alır.

Emre Belözoğlu: Türkiye'de onun mevkisinde oynayıp da onun yaptıklarının yarısını bile yapabilen tek adam yok... Volkan'ı, Lugano'yu o kadar övdüm ama Emre'nin yaptıkları çok daha önemliydi. Emre geçen seneki Emre olsaydı, yine sık sık sakatlansaydı, net söylüyorum şu an ilk 2'de değildik (tabii başka bir transfer yapılmadığını varsayıyorum). Yılın oyuncusu ödülü olsaydı yurt dışında verilenler gibi, oyum kesinlikle Emre'yeydi. Tüm yaptıkların için teşekkürler. Şampiyon olamasak bile...

Onun da tek sorunu Lugano gibi saha içinde kendine hakim olamaması. Net söylediğim bir şey var, hakem olsam her maç en az sarı kart gösteririm Emre'ye. Saha dışında bu kadar neşeli, efendi bir insan sahada nasıl canavara dönüşüyor anlayamıyorum. Kendini biraz kontrol etmeyi başarabilirse -ki bu psikolog vs. yardımıyla olabilir- en az 2-3 yıl daha bu ligin en iyilerinden olur.

Ali Bilgin: Antalyaspor'da yıldızlaştıktan sonra bize transfer olduğunda, çok şeyler beklemesem de, bu hallere düşeceği aklımın ucundan bile geçmiyordu. Adam "hiçbir şey" vermedi Fenerbahçe'ye ve yattığı yerden milyarlar kazandı. Neden gönderilmedi, anlamak da zor. Önemli sakatlık yaşadı birkaç ay önce, geçmiş olsun ama sakatlanmadan önce de ortada yoktu. Fenerbahçe'den ayrılıp orta düzey bir Süper Lig takımına transfer olduğunda neler yapar çok merak ediyorum...


Uğur Boral: Benim sevdiğim ve beğendiğim futbolculardan biridir Uğur Boral. Onun gibi bir futbolcuya Fenerbahçe'nin her zaman ihtiyacı vardır. Tam şans bulmaya başladığı, kendini gösterdiği anda çok önemli bir sakatlık yaşadı... Nasıl üzüldüğümü anlatamam, o gün stattaydım. Yaş ilerledikçe böyle sakatlıklardan sonra geriye dönmek çok daha zor oluyor, bakalım sakatlığını atlatınca neler yapabilecek? Her zaman yanındayım Uğur'un.

Özer Hurmacı: O da bilindiği gibi Ankaraspor'un yıldızıyken büyük umutlarla transfer oldu ve geçirdiği sakatlık yüzünden uzun süre sahalardan uzak kaldı. Daum da tam anlamıyla düzelene kadar şans vermedi ona. Kazım ve R. Carlos'un ayrılmasıyla şans bulmaya başladı ve bir süre sonra da 4-4-1-1'in sol önü onun oldu. Özer'in sezon genelindeki performansından memnun olan Fenerbahçeli olduğunu sanmıyorum. Son 3-4 haftada ofansif anlamda daha iyi şeyler yapıyor ama yeterli değil. Kezman'ın PSV günlerinde klasik bir adam geçme hareketi vardı, ağır sakatlık geçirdikten sonra onu yapamamaya başladı. Özer de geçemiyor, yeteneklerini sergileyemiyor. Önemli bir ofansif oyuncuyken, daha düz bir adama dönüştü, 4-4-1-1'de. Artık tek dileğim önümüzdeki yılın Özer'in yılı olması... Fenerbahçe'de beklentileri karşılamaya başlasın da, Milli Takım'ı, Arda karşılaştırmalarını sonra düşünürüz (Bunu Özer'i hep Arda'yla karşılaştırıyorlar diye yazdım. Şu anki Özer'i, Fenerbahçeliler kusura bakmasın ama Arda'yla karşılaştıramam).

Colin Kazım: Sezona iyi başladı, Daum ona güveniyordu ve her maç ilk 11'de oynatıyordu. Goller de attı ama işte malum olaylardan dolayı Fenerbahçe'den ayrıldı. Ben ayrılmasına karşı değildim, takım düzelecekse 2-3 adam haricinde herkes gönderilebilir. Sonuçta Yönetim, Aykut Kocaman ve Daum bu takımın iyiliğini istiyorlar. Ama Colin Kazım gibi tipik bir sağ açığa çok ihtiyacımız oldu 2. yarı. Yönetimin de en büyük hatası düşük maliyetli, bir hedefi olan bir yabancı almamaktı onun ayrılmasından sonra 8. yabancı olarak. Kiralanabilirdi Galatasaray'ın transferleri gibi bir oyuncu. Önümüzdeki sezon dönecek mi bilmiyorum, onun gibi gamsız futbolculardan hiç hazetmem ama aklı başına gelirse gayet yararlı olur, uzun yıllar da bu formayı giyer.

Deivid: 2008'de çok ağır bir sakatlık yaşadı, ondan sonra toparlanması, bizi Avrupa'da taşıyan Deivid olması zordu. Ama yine iyi kötü oynar diye tahmin ediyordum. İyileştikten sonra da sık sık sakatlandı, tam manasıyla da bizlere açıklanmadı sakatlığı. Tam düzeldi dendi, bir baktık yine yok. Sezon öncesi bize çok puan kazandırır diye düşünüyordum şans bulduğunda ama olmadı... Önümüzdeki sezon da böyle olacaksa, tüm yaptıkları için teşekkür edilip vedalaşılmalı. Sağlam bir Deivid'in ise +2'de her zaman yeri hazır.

Mehmet Topuz: Evet, geldik sezonun en büyük hayal kırıklığına. Türkiye'de bu sezon çok şey beklenen ve hayal kırıklığı yaratan futbolcuların listesi yapılsa, Elano, Mehmet Topuz, Nihat ve Tabata ilk 4'te yer alır herhalde. Sen o kadar uğraş et, Beşiktaş'la gerginlik yaşa, taraftarı ikiye böl...

Kayserispor'daki Mehmet Topuz'u çok beğenirdim, ama ofansif anlamda Kayseri'de yaptıklarının 5'te 1'ini yapamadı İstanbul'da. O da 4-4-1-1'de Özer gibi sıradan bir futbolcuya dönüştü. Daha da kötüsü, çizgiye inmek yerine hep orta bölgeye girdi ve çoğu zaman oyunu açamadık. Defansif anlamda yararına diyecek bir şeyim yok, zaten onun yerinde defansa yardım etmeyen Kazım olsaydı, daha farklı bir takım olurduk ve böyle haftalarca gol yemeyen bir takım oluşturamazdık. Büyük hayal kırıklığı yaratan Mehmet Topuz, yazın yapılacak transferlerden sonra ilk 11'de şans bulamayabilir kendine. Tam tersine büyük patlama da yapabilir, bekleyeceğiz...

Alex: Onunla ilgili en ufak bir kuşkum yoktu, sezon öncesi Ekşi Sözlük'e, "Turkcell Süper Lig, yine Alex ve diğerleri olarak geçecek" demiştim, farklı bir sezon yaşamadık. Attığı kritik, bizi ipten alan gollerin haddi hesabı yok. Fazla konuşmaya gerek yok onunla ilgili.

Semih Şentürk: Geçtiğimiz gün yazmıştım Semih hakkında, yeniden yazıp kendimi tekrar etmenin anlamı yok. Şuradan okunabilir...

Gökhan Ünal: Manisaspor'a son dakikada attığı golün önemi şimdi çok daha iyi anlaşılıyor. Zaman zaman şans bulduğunda da kötü oynamadı. Semih ve Güiza'nın ayrılacağını düşünüyorum, yeni alınacak santrforla uyumu önemli önümüzdeki sezon. Bir de Necati alınacak deniyor, ilginç bir ileri ucumuz olacak...

Daniel Güiza: Yazılarımı okuyanlar bilir, Güiza'ya benim kadar destek veren insan sayısı ülke genelinde bile çok azdır. Her şey gol atmak değil, Umut Bulut'u da beğenirim ben aynı şekilde. Ama işte belli bir aşamadan sonra sırf mücadele yetmiyor. Fenerbahçe zaten bu kadar az gol atarken, yapılacak en mantıklı şeylerden biri Güiza'yı gönderip yeni bir golcü transfer etmek. Bu sezon sonu ayrılırsa, yıllar sonra "gayet iyi mücadele eden, takıma faydalı fakat inanılmaz goller kaçıran bir futbolcu" olarak hatırlayacağım onu. Fenerbahçe 75 gol civarı atsaydı, Güiza bu oyunla takımda kalabilirdi, yine çift santrfor oynasaydık başımın üstünde yeri var ama olmuyor, olmuyor, olmuyor... Onun yerine adayım Benfica'dan Oscar Cardozo. Kral olduğu Mallorca çok iyi giderken geri dönsün İspanya'ya.

Christoph Daum: Daum'la da ilgili ayrı bir yazı yazarım elbette ama kısaca görüşümü belirteyim. Daum bu sezon yaptıklarıyla Fenerbahçe'nin başında kalmayı haketmiştir ve başarılıdır. Göze hoş gelen futbol oynatmadığı, savunmaya önem verdiği, 1-0'a yattığı doğrudur. Bu benim de en sevmediğim anlayış. Ama unutmayalım ki bu takıma 90 gol attıran hoca da Daum. Bu sezon eldeki oyuncuların yapısı yüzünden, takım da kötü gittiği için böyle bir anlayışa döndü. Ama önümüzdeki sezon da yine 1-0'a yatarsa, en büyük muhalifi ben olurum. Koca yazı iyi değerlendirsin, transferleri doğru yapsın ki sonradan "kadrom yetersizdi, böyle oynamak zorunda kalıyorum" demesin. Tabii tüm bunları Daum'un kalacağını düşünerek yazıyorum. Gönderilir ve yerine gelen hoca da başarısız olursa, yönetim bunun hesabını kimseye veremez.

11 yorum:

  1. Güzel yorumlamışsın ama bence altyapıdan oyunculara da yer vermeslisin...

    YanıtlaSil
  2. birçoğu yerli olmak üzere bu kadar oyuncu gitsin demişsiniz.. bunların yerine kimler alınabilir sizce, buna da değinir misiniz? (önder, selçuk, deniz, vederon, semih) bir de sezonda 10 gol atan sol açık olarak kimi alabilir fenerbahçe?

    YanıtlaSil
  3. İyi demişsin de bence Topuz konusunda yanılıyorsun. Sene başından beri maç kaçırmadı adam neredeyse ve her maçı tamamladığında "kötü değildi" diyebiliyoruz. Son 1 aydır da çok formda, takımı taşıyan isimlerden bence. Bir de son çizgiye inmeme meselesi var ki; bence gayet normal. Çünkü arkasında Gökhan gibi 90 dakika git-gel yapan bir oyuncu var. Kulvar genelde Gökhan'a kalırken, Topuz'un orta sahanın ortasında da gayet rahat oynayabildiğini düünürsek, içeriye doğru girmesi çok normal, tıpkı Deivid gibi.

    YanıtlaSil
  4. Gökhan Gönül orta yapmayı öğrense Avrupa'dan çok iyi teklifler gelir.Ama şu haliyle iyi bir Avrupa takımından teklif geleceğini zannetmiyorum.

    Vederson gidecek gibi.Ben Vederson'un yerine iyi bir yerli alternatif bulabileceğimizi zannetmiyorum.

    Daum'un yerine vizyonu daha geniş bir hoca şart.Şampiyonluğa rağmen gönderilmeli.Ama Lucescu gelecekse,Daum kalsın derim.

    Ali Bilgin ilk sezon Zico'yla faydalı bir yedekti.Denizli'de 3 puan kazandıran golü atmıştı.Bir de Antep maçında golü vardı sanırım.Ayrıca Aragones zamanında sağ bek oynadığı maçlarda da şaşırtıcı derecede iyi maçlar çıkarmıştı.Ali Bilgin gönderilir,çünkü şu an takıma hiç bir faydası yok.Nötr Ali.

    Semih gidici.Geçen havalimanında arkadaş görmüş.Bütün futbolcular neşeliyken,Semih'in suratı asıkmış yine.Belli ki bitirmiş Fenerbahçe'yi kafasında...

    Cristian çok iyi oyuncu.Tereyağından kıl çeker gibi kaptığı toplara hastayım.Ayrıca defansif olarak takımı rahatlattığını düşünüyorum.Takımın maç kazandığı dönemde sakat olması talihsizliği.Selçuk'un iyi oynamasıyla Cristian'ı aramamış olduk.Daum'un onu çok defansif oynatması da oyunda fazla gözükmemesinin nedeni.Bir şans daha verilebilir.Lakin giderse kal demem.Çünkü daha sert bir ön libero istiyorum Fenerbahçe'ye.Cristian'ın en göze çarpan olumsuzluğu fazla yumuşak olması.

    Deivid ölmüş ağlayanı yok.Herşey için teşekkür edilir ve gönderilir.

    Bilica da geniş vizyonlu bir takımın stoperi olamaz.Duruma göre +2de belki değerlendirilebilir.

    YanıtlaSil
  5. Bana kalırsa önümüzdeki sene kanatlara iki kaliteli adam alınıp göbekte de Emre-Mehmet Topuz ikilisine şans verilirse takım çok daha başarılı olur. Mehmet için forvet arkası belki daha ideal olabilir ama göbekte kanatta olduğundan daha yararlı olacağını düşünüyorum. Hem bu durumda Özer'i de artık olması gereken yerde artık yaşlanan Alex'in yerinde izleme fırsatımız olabilir. Takımın geleceğini düşünmek bunu gerektirir çünkü.

    Savunmada ise Bilica kesinlikle gönderilip, yerine daha aklı başında ve kaliteli bir savunma oyuncusu alınmalı diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  6. Kusura bakma abicim, Lugano akkinda yazdiklarini okudum ve biraktim okumayi..

    YanıtlaSil
  7. adsız: altyapıdaki futbolcuları yeteri kadar tanımıyorum.

    emanon: tuncay alınabilir. :) ben vederson gitsin demiyorum. ama gidecekmiş. selçuk da kalmalı yazdım. deniz ve önder'in eksikliği hissedilmez zaten. semih'in yerine ise necati alınacak büyük ihtimal.

    spoilsport: alex bırakana kadar yedek kalmaz, çok zor yani bu. mehmet-emre orta sahası denenebilir, bu benim de düşüncelerimin arasında defansif yönde eksik kalabiliriz bu formatta da. denemek lazım hazırlık maçlarında.

    adsız: lugano hakkında böyle düşünüyorum maalesef.

    YanıtlaSil
  8. Bence asıl eksiğimiz Emre'nin yanına oyunu forse ettiğimiz anlarda defansın içine girerek orayı 3leyecek bir libero. GG de Santos da ileriye çıkıp iyi işler yapan bekler. Özer, Mehmet gibi "kanat" oyuncuları içeri katedip 1e1 oyunlarla daha etkili oluyorlar, böylece ceza alanı ve çevresinde kalabalık bir şekilde de hücum etmiş oluyoruz. Özellikle sene boyunca Özer'in yeri sol değil sağ diyen çoğu renktaşımla tartıştım bu konuyu. Özer sağ ayağını daha iyi kullanabilmesinin verdiği yetenekle soldan içeri o kadar rahat kat eder ki, arkasında bırakılan boşluğu Santos rahatlıkla doldurur gerek ofansif gerek defansif olarak. Dediğim gibi Emre'nin yanına tarz olarak Alex Song ya da Obi Mikel gibi bir adam alabilirsek ve hücum sırasında defanstaki ikili kanatlara doğru genişlerken libero da ortaya geçerse hem ileride oyunu forse eden, hem de geride sağlam duran bir takım oluruz.

    Öte yandan, tabii ki Mehmet Topuz yerine Marko Marin, Krasic, Hazard gibi bir adama hayır demem :) Yanisi, bence tabii, oynamaya çalıştığımız sistem tam da 4-4-1-1 değil aslında, olmamalı da zaten. 4-2-3-1 oynayarak hem ortada seri paslarla oyunun hakimiyeti ve pozisyon zenginliği, hem de ofansif beklerin katkısıyla oyun genişliği kazanmış oluruz.

    Guiza yerine de top kontrolü ve genel olarak bitiriciliği iyi olan bir forvet aldığımız anda bence tüm eksiklerimiz kapanır.

    Son olarak Alex bırakana kadar yedek kalmaz demişsin de, kalır bence ya :) Oyunun ilk anlarında karşı takım kapanırsa 45-60 dakika pozisyon üretemezsek yorulmasının hiç bir anlamı yok. Sonradan girip sürekli hareket halinde olan bir ofansif 3lüyle (kanatlar + forvet) çok daha faydalı olur kondisyon olarak düşmeye başlamış olursa. Ama o haliyle bile başımızın üstünde yeri var Alex'in o ayrı. Futbolu bırakınca ne yapıp edip klüp içinde kalmalı bir şekilde, tüm altyapı örnek babında.

    YanıtlaSil
  9. adsız: sana büyük ölçüde katılıyorum. söylediklerinin çoğu doğru. bence de 4-2-3-1 gibi oynamalıyız. alex konusuna gelince, alex'i yedek bırakamayız, hagi yedek kalır mıydı bu ülkede? ya alex gider, ya da ilk 11'de oynar. ben de zaman zaman yedek kalmasından yanayım, ama OLMAZ.

    YanıtlaSil
  10. Sadece daum yorumunu yapayım yoksa çok uzun bir yorum olacak :) Daum daha önce üç sene bu takımın başında kaldı ve bundan iyi bir futbol oynatmadı. Oyuncu tercihleri biraz düzeldi sadece. Bana ümit vermiyor, değişmeli. Futbol izlemeye tribünlere gidiyorum ben, sonuç izlemeye değil. Öyle olsaydı hepimiz maç izlemez, livescore'dan bakar kralız derdik...

    YanıtlaSil
  11. kaan: ben özellikle 2005/06 sezonundaki oyunumuzdan gayet memnundum.

    YanıtlaSil