25 Mayıs 2010 Salı

Lost in Lost: Ve İşte Bitmişti


Lost'umuzu dün son kez izledik ve efsane maalesef sona erdi. Son sezonları beğenmeyenler, finali çok kötü bulanlar, tam tersine "Lost olsun da çamurdan olsun" diyenler... Türlü türlü yorumlar var, bu da gayet doğal. Ben geçtiğimiz sene Mart ayında başlamıştım yanılmıyorsam Lost'a, aslında bitene kadar izlememeye kararlıydım ama özellikle ablam ve birkaç arkadaşımın baskısı sonucunda başladım ve tahmin edilebileceği gibi ben de sıkı bir Lost hayranı oldum. Sonla ilgili bir şeyler yazayım dedim kendi kendime fakat diziyi uzun yıllardır takip eden, 6 yıldır Lost'la yaşayan birinin yazması hem daha doğru olurdu -eski Lost'çulara saygımız sonsuz- hem de daha iyi bir değerlendirme yapabilirdi. Bu yüzden direkt olarak Cheja'ya söyledim "böyle böyle, yazarsan süper olur!" diyerekten gazı verdim (hahah) o da beni kırmadı ve bir Lost değerledirmesi kaleme aldı finalin ardından. Çok da süper oldu. Tekrardan teşekkür ediyor ve sözü Cheja'ya bırakıyorum..

Lost'un bitiminde galiba aklımda geçen gün zorla dinlemeye tabi tutulduğum şarkı "Yıllardan sonra, yollardan sonra" (by Yeni Türkü) var. Kendimi emekliye ayrılmış gibi hissediyorum. Hayattan beklentilerim bugün farklı olabilir: Lost bitti. Biz büyüdük ve kirlendi Dünya! (Gene Yeni Türkü referansı, geçen hafta o Galata'daki konsere denk gelmeyecektik) Ama sahiden öyle olmadı mı? Arkadaş, 6 senede doktorayı verirdim. Bir başkası master'ıyla birlikte lisansını bitirir yüksek mühendis çıkardı mesela. Evlenip iki çocuk sığdıran olurdu. 2010 Mayıs itibariyle kolektif olarak milyonlarca insanin ortak paylaşımı olan bir şey sonlandı, evrende kesin bir enerji kayması olmuştur. Bir de mesela, Lost'un sonunu eleştirmek için harcadığımız enerjiyi başka yere kanalize etsek, seneye Mars'ta kolonileşiriz. Bunu demişken, benim söyleyeceklerim yok mu? (soru retorikti)

"Sorulara cevap alamadık!" Bu en büyük serzeniş oluyor gördüğüm kadarıyla. Ama ortada 6 senedir devam ettirilen bir heyecan var, son bölüme kadar da karıştırdıkça karıştıracağız inadı. Şu durumda Lost'un son bölümlerinin (ki iki bölüm olarak yayınlandı, torrent'çilerin haberi vardır umarım, hayvan gibi dosyalar görürseniz ya şaşırmayın, ya da benim gibi iki ayrı episode olarak hazırlanmışını indirin) gerçekten bütün mevzuları açıklaması (mesela herkesin kafayı taktığı kutup ayıları) sanırım beklenemezdi. Beklenmiş. Çok gerçekçi değil. Senaristler, "her şeyi açıklıyoruz!" Arena/Uğur Dündar yaklaşımı yerine daha holistic bir yöntem seçmişler; genel olarak kavramlar açıklanıyor, detaylar değil (yani "abi niye adada kutup ayısı vardı yeaa? diyenler hayal kırıklığına uğrayacak). Benim gibi detaylara takan bir insansaniz, muhakkak ki "e peki o kadın kimdi? Lapidus'u niye pazar günü kilisede göremedik?" gibi sorularınız olacak. Bence daha zevklisi bunlara izleyicinin kendisinin çözümler üretmesi. Senaristlerin böyle bir amacı var mıydı bilmiyorum ama bu final sayesinde daha aylarca Lost konuşulacak, buna benzer hatırladığım bir de "The Mulholland Drive" geliyor aklıma Lynch'ten. Haftalarca "Olm nooldu filmde?" diye dolanıp, internetten açıklamalı makaleler okumuş, "haa, hmm" diye aramızda temaaşaa etmiştik. Lost için de bunun olacağını öngörüyorum.

(Şu noktada farkettim ki, J.J. Abrams ve biraderlerinden milyorlar alıyormuşum gibi bir hava olusmuş)

Bu çıkar ilişkilerini (haha) bir yana bırakıp, nacizane, ve bol spoiler'lı yorumlarıma gelirsek:

Öncelikle, sembolizm dolu bu adayı ve diziyi ben genel hatlarıyla beğendim. Sonu da yine sembolizm doluydu. Sembolizmin hastasiyim ben, önce bunu açıklayayım, sonra aa bu kız delirmiş, nesini beğendi demeyin. Ben izlerken o karakterlerin, olayların, hepsine altmetinler yazıyor "şurada şuna referans vermiş, burada bu var" diye kendi gönlümü eğliyordum (ki Matrix'i de bu şekilde beğenmiştim zaten). Bunların bilinçli olduğuna eminim. Misal, iki sefer de "drink this" ("değiştiren" suyu içiriş) göndermesinin yapılması tesadüf olamaz -açık bir inisiyasyon mevzuu dönüyor, ki ben bunu Hristiyan teolojisi bağlamında okuyup, komünyonla bağlantılar kurdum. Bunun dışında, Mısır'a özellikle bol gönderme vardi: Misal adadaki dev Sobek heykeli. Buradan anlıyoruz ki, Jacob ve kardeşini yetiştiren teyze, adaya gelen ikizlerin annesiyle latince konuşmuş da olsa, büyük ihtimalle adanın varlığı daha eski. Buradaki ikizler açıkça Cain ve Abel'i tekrarlayan Jacob ve Esau (a.k.a. Karaduman) ikilisi. Hatırlayalım, eski Ahit'te, Rebekah ve İsrael'in oğlu olan kardeşlerden, Jacob, ikiz olmalarına rağmen "ikinci" çocuktur, dolayısıyla, ilk doğmuş erkek hakları Esau'nundur. Ama annesi Rebekah hamileliği sırasında da gördüğü işaretlerden Jacob'ın daha iyi bir "ilk-doğan" olacağından emin olarak, babasını kandırır, Esau'nun haklarını çalar. Jacob ve (adı açıklanmayan ama açık ve net) Esau arasındaki bu dikotomi dizi boyunca -daha doğrusu bu iki karakter ortaya çıktığından beri- canlı tutuldu. Bence? başarılı bir sembolizm kullanımıydi. Netice: Jacob's Ladder / Yakup'un Merdiveni hikayesini (ki The Substitute bölümünde merdiven konusu bizzat mevcut) okuyan sanırım herkesin çözebileceği gibi, o 6 sene İsrailoğulları'nın Mesih ya da mesihsel zamanlar gelene kadar çektigi çile idi. En nihayetinde Jacob'ın merdiveni sayesinde ışığa gittiler. Mesih'i çoğu literatür zaten birebir kelime anlamıyla tanımlamaz, burada da herkesin "kendi aydınlanması" olarak görürsek (ki ben öyle görüyorum) o gün o kilisedekilerin hepsi kendi aydınlanmasını yaşadı, ve gittikleri ya da gitmeleri gereken yer her neresi ise oraya gittiler. "Bir sonraki" aşamaya geçtiler. Huzuru buldular. "Hepi ending". Bu arada Jack'in Jacob'dan el alması da bana Jack'in bizzat Mesih (Christos) figürünü sembolize ediyor olduğunu düşündürdü, bunu da ekliyorum. Sözkonusu insanların hepsinin kişisel badireler atlatması, karakter olarak büyüyüp gelişmeleri ve olabileceklerinin "en iyisi" olmaları da bu tezimi -bence- doğruluyor. Bu konuda İbrani kaynakların dışına çıkıp Ortodoks teolojisi ne demiş okumak isteyen olursa "The Ladder of Divine Ascent - Saint John Climachos"a bakabilir. Ama ben, konunun eski ahit ağırlıklı bir gönderme olduğunu düşünüyorum. Jacob'ın Mısır bağlantısı (açın okuyun, her şeyi ben mi anlatacağım?) da dizideki Mısır temasını, heykelleri, tapınağı vs. açıklıyor.

Lost yapım ekibi, şu durumda, bir "Lost: Additional Material" adlı apayrı bir yapımla çıkıp, detayları açıklayabilir. Bu hem izledigini pek anlayamayan seyirciye (ki Türk seyircisinin içi Judeo-Hristiyan göndermelerle dolu bir sembolizmi şak diye anlamasını beklemek de çok gerçekçi değil) bir Walthrough olur, hem de adamlara rant. Bu da öngördüğüm diğer olasılıklardan biri. Ya da böyle dağınık bırakırlar, insanlar aylarca üstünde öyle miydi böyle miydi diye konuşur ve bittikten sonra da herhalde en uzun süreyle gündemde kalan dizi olarak rekorları kırar. Her türlü kazanıyorlar.

Ben de vesile ile çok fazla detaylara girmenin mümkün olmadığı bu altı senelik Odyssey yorumumu böylece noktalayayım, ve aslında alınan dersin biraz da insanın en iyi dostunun hayvan olduğunun (bu benim zorlama altmetnim!) altını çizeyim. Yavrum Vincent, işte gerçek candost sensin. Boone'u da son bir kez gördük, ona da sevindim. Yakışıklı çocuktu!

Goodnight, and good luck.

29 yorum:

  1. kutup ayısı meselesini açıklamışlardı dharma deney amaçlı getirdi diye. (bizimkileri tıktılardı o ayıların kafeslerine bi ara hatta.)

    YanıtlaSil
  2. yaziyi cok begendim. :) burada olur, baska bir yerde olur, dizi, film degerlendirmelerini hep bekleriz. hristiyansiniz galiba ama dediğiniz gibi turkiye'de yasayan dinlerle pek ilgisi olmayan birinin bunlari bilmesi imkansiz. :)

    YanıtlaSil
  3. bence tamamen hayalkirikligiydi. ne oldu o dharma'lar falan?

    YanıtlaSil
  4. e abi others'in amaci, kuyruktakileri amaci, cocuk sahibi olamamak, vs. bi suru sey... ben bunlari da merak ediyorum. haksizlik!

    YanıtlaSil
  5. ha bir de en sevdiğin karakterleeri falan yazmamışsın ama.. insanlar merak eder. ben ederim en azından. :) :)

    YanıtlaSil
  6. fringe'e mi baslasak ne yapsak? ://

    YanıtlaSil
  7. scugnizzi hep bu tarz konuk yazarları bekliyoruz!!

    YanıtlaSil
  8. iyi güzel yazmışında, Jacop zaten ilk doğandı? esau 2. doğandı hatta sırf bu yüzden esau isimsiz kalmıştı.
    Senaristler madem eski ahite gönderme yapıyorlar, böyle bir detayı nasıl atlıyabilirler. ,6 senedir boşuna diziden bir anlam çıkarmaya çalışıyoruz. Senaryo bütünlünlüğü adadan ayrılan altılıdan sonra kopmuştur ve senaristler nasıl toparlayacaklarını şaşırmışlardır.
    Derin anlamlar aramak faydasız...

    YanıtlaSil
  9. bence fazla girmişsiniz bu tarz dini konulara. sizin kadar gönderme yaptıklarını falan düşünmüyorum şahsen. tabii yanılıyorumdur belki. :) :)

    YanıtlaSil
  10. bir kac yorum yapayim: geleneksel olarak esau ilk dogandir. daha rahimde kavga etmeye baslarlar. gunumuzde ise ikizlerin dogum sirasi ile buyukluk-kucukluk durumlari (hangisi daha "once") farkli bakilan bir mevzu. (ornek: http://multiples.about.com/cs/familyissues/a/twinbirthorder_2.htm) senaristlerin bundan haberi oldugunu dusunuyorum. dizide kimsenin adi da tesaduf degil, bu gondermelerin de dogal olarak hepsinin bir yeri oldugundan eminim. jacob kadar klasik bir isim kullanip, hele de the substitute bolumunde merdiveni bile kullandiktan sonra bunlarin jacob ve esau olmadigini soylemek -bence- zor. senaristlik, biraz sinemada calistigim icin boliyorum, disaridan gorundugu kadar kolay ve "onu da koyalim, bunu da cakalim" bir meslek degil. aslinda insanlar epey ince ince dusunuyor ve bir hikayeyi dokuyorlar, cogu sey seyirci tarafindan farkedilmiyor. bu senaristin basarisi olarak gozlemlenebilir tabii. biz mesela kac kere senaryoyu okuyup "evet abi butun bu detaylar bariz, herkes anlar" dedik ve filmi izleyenlerin bir cogunu atladigini gozlemledik. bu kadar pahali ve uzun vadeli bir produksiyonda bu kadar "tesadufi" seyler olacagindan cok supheliyim.

    ayilari biraz laf olsun diye yazmistim, kelimesi kelimesine anlasilmasini beklemedim. cok kucuk bir detay oldugu icin. :)

    en sevdigim karakterler sorusu epey zor. ama sanirim bir numaram hep hurley olarak kaldi. jack'e arada cok cok gicik oldum ama sonunda jack kalede devlesti. bunu scugnizzi ile de tartismistik hatta, sonunda o hakli cikmis oldu! locke (kendisi olan locke) bir diger cok basarili bir karakterdi. daniel faraday/widmore, sun ve jin cifti ile elbette desmond ve penelope de diger favorilerim. atladiklarim olmus olabilir. karakter olarak (karakter derinligi) mesela benjamin linus epey karisik bir vak'aydi. iyi kotarildigini dusunuyorum nihayetinde.

    YanıtlaSil
  11. sevgili pinar, cok guzel yazmissin. begenmeyenleri kenara cekmek lazim. :P

    YanıtlaSil
  12. Çok başarılı ve güzel bir değerlendirme. Zevkle okudum, ancak ben yine de finalin böyle yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Biraz daha özen gösterilip cevaplanmamış ciddi soruları yanıtlayabilirlerdi, final den kastım son bölüm değil 6. sezonun kendisidir bu arada. Ha finale gelicek olursak karakter ve bağlama yoğunluklu bir bölümdü zaten beklenen de buydu, olayın mitlerini ve cevaplarını vermelerini beklemiyorduk, mitolojik kısımlara değinilmiyeceğini biliyordum ve değinilmedi de. Ama açık bir dile yoruma kapalı şekil de "Ada Nedir?" cevabını direkt verebilirlerdi, yada tıpa ve üstünde ki sembolleri, altında ne oldugun...Mağara yı gördük, içini merak ettik. Tam içini görücez dedik tıpa çıktı! Eee iyi de tıpanın içini niye göstermiyorsunuz mübarekler.!?

    Ama yine de ne olursa olsun Lost bir devrimdi dizi alanında. Öyle yada böyle çok sevdik...

    YanıtlaSil
  13. Puhahah ne dingil? Uzun mu geldi cumleler?

    YanıtlaSil
  14. cheja yazar falan olmasin, cekilecek gibi degil.

    YanıtlaSil
  15. Sevgili Pınar,

    Sinemadan uzaklaşman yerinde bir karar olmuş. Akademik hovardalık sana cok yakışıyor.

    YanıtlaSil
  16. sevgili adsız yorumcular, yazara yönelik eleştirilerinizi nick, isim vs. belirtmediğiniz sürece bundan sonra yayınlamayacağım. belirteyim. lost'la, finalle ilgili vs. yorum yapacaksanız tamam ama bu yakışmıyor. illa adsız yorumlara kapamam mı gerek blog'u?

    YanıtlaSil
  17. ben de tam tersine çok beğendim. seni sırf sinir etmek için aptalca yorum yapanları takma cheja.

    YanıtlaSil
  18. ya alakasız yaziyla ama bu koreli mi çinli mi bi adam vardı tapınakta bi ara hani.. onlar kimdi ya unuttum. :) :) :)

    YanıtlaSil
  19. bu detayli yazi sayesinde bilmedigim cok sey ogrendim.. tesekkuru borc bilirim...

    YanıtlaSil
  20. hooray, anonime tekrar acilmis :)
    scugnizzi sana kizmak hic yakismiyor! yapma bir daha oyle. sen hep sevimliydin hep oyle kal.

    cheja, yes dude we know you're an avid reader of wikipedia.

    YanıtlaSil
  21. içimizdeki irlandalı scugnizzi, benden başka konuk yazar da mı alıyosun?
    yazı iyi hoş. bilgiyla karışık hüzün basmış kejacan yine :) dolma kalemine sağlık.
    yalnız kate'den nasıl bahsedilmez? jack'in saçmalamalarında kate'in hiç mi payı yoktu?
    sawyer'la ikisini kafeste gördüğünde biz de onun yerine yutkunduk :(

    YanıtlaSil
  22. sevgili belgarath, ha cheja, ha sen! :) senden de galatasaray değerlendirmesi bekliyoruz ama gazeteye yazıcam derken buraları boşladın. :) yalnız evet kate'den vs. de bahsetmesi gerekirdi cheja'nın!! :)

    YanıtlaSil
  23. yine belgarath'a ve cheja'ya ilave, chejacan sana bir de 500 days of summer değerlendirmesi yazdırmalı, neler düşündüğünü merak ediyorum ben şahsen. belgarath'ın filmidir.

    YanıtlaSil
  24. portakal orda kal. 500 days of summer benim filmim.
    bank asya 1. lig'den sonra romantik komedi benim alanım nokta.
    top 5:
    500 days of summer
    high fidelity
    elisabethtown ya da garden state (konular aynı)
    love actually
    definitely maybe

    YanıtlaSil
  25. wikipedia'yi ben yaziyorum. khtxbai

    YanıtlaSil
  26. bloga ilk kez girdim. yazıyı zevkle okudum blogu da bayaa beğendim, ikinizede teşekkürler bundan sonra takipteyim..

    YanıtlaSil
  27. hala şoku atlatamadım.. koskoca lost bitti :(((

    YanıtlaSil
  28. demet akalın salağının yazdığını okudunuz mu? :))

    http://twitter.com/DEMETAKALIN2010/status/14647120669

    YanıtlaSil