26 Haziran 2010 Cumartesi

2. Tur Maçları Öncesi


Kısaca gruplardan ve eşleşmelerden bahsedeyim;

A Grubu: Turnuva öncesi gruplardaki sürprizlerimden biri Uruguay'dı ve yüzümü kara çıkartmayarak grubu lider olarak tamamladılar. Fransa bende hayal kırıklığı yaratmadı, zor da olsa 2. olarak gruptan çıkabileceklerini düşünüyordum ama bunu bile beceremediler ki, belki de Henry elle oynamasaydı da buraya hiç gelmeseydik demişlerdir. Ribery şaşırttı beni sadece Fransa cephesinde. Meksika ilk 2 maçta 4 puanı cebine koyarak, daha da önemlisi Fransa'yı kupa dışına iterek gruptan çıkmayı hak etti.

B Grubu: Grubun açık ara favorisi olan Arjantin 9 puanı da toplamasını bildi. Son dakikaya kadar mücadele edildi 2.'lik için ama desteklediğim 3 takımdan biri olan Nijerya bunu başaramadı. Yakubu'nun kaçırdığı pozisyon inanılmaz... Yıllar boyunca unutulmayacaktır. Tek bir gol Nijerya'nın gruptan çıkmasını sağlayacaktı çünkü. Tabii esas olarak 2. maçın içine eden Sani Kaita'ya kızmak lazım. Yunanistan ilk maçta çok kötüydü, son Arjantin maçlarını ise izlemedim Nijerya maçını izlediğimden. Zaten Rehhagel'e güle güle denildi. Kore'nin 2. turda ne yapacağını da çok merak ediyorum. 

C Grubu: Kupanın favorilerinden olan İngiltere, benim gibi onları destekleyenlerde büyük hayal kırıklığı yarattı. Bu ekip gruptan çıkmayı son dakikaya bırakmamalıydı. ABD'nin son maçının ilk 85 dakikasını izleyemedim ama Slovenya karşısında geriden gelerek grupta en azından 2. olmayı hak etmişlerdi. Zaten Slovenya İngiltere karşısında hiçbir şey yapmadı ve beni acayip sinir etti. ABD'yi desteklemememe rağmen maç boyunca gol atsınlar diye dua ettim. Cezayir de turnuvayı gol atamadan tamamladı fakat en azından sadece 2 gol yedi ve İngiltere'den beraberliği koparmayı başardı.

D Grubu: İlk maçların ardından kimse Sırbistan'ın Almanya'yı yeneceğini düşünmezdi ama futbol bu. Klose atılınca ve Podolski de penaltıyı kaçırınca desteklediğim Sırbistan'ın eline büyük koz geçti son maçlar öncesi. Açıkçası fazla güvenmiyordum onlara ama böylesine bir sonuç da beklemiyordum. Sen en önemli maçından ne yapıp edip alacaksın Avustralya'dan 1 puanı, alamazsan da çıkamazsın bu kadar basit.

E Grubu: Grubun favorisi Hollanda, çok da iyi bir futbol oynamamasına karşın nispeten kolay grupta 9 puanı cebine koydu. Herkes 2.'lik için Danimarka'nın daha şanslı olduğunu düşünüyordu ama Kamerun karşısında öyle defans hataları yaptılar ki ben onlardan ümidimi kesmiştim. Japonlar fazlasıyla hakettiler turu. Kamerun'un turnuvayı 0 puanla tamamlaması da başka bir hayal kırıklığı...

F Grubu: Benim desteklediğim 3 takımdan biri de daha önce yazdığım gibi Paraguay. Grup maçları öncesi sürpriz yapacaklarını düşünsem de İtalya'nın grup liderliğini kaptıracağını sanmıyordum. Ama eski kadrolarına göre bir hayli güçsüzdü İtalyanlar ve pek de şaşırtıcı olmadı elenmeleri özellikle Yeni Zelanda maçını izledikten sonra. Paraguay'ın son maçını izlemedim, rahat geçerler diyordum Yeni Zelanda'yı ama golsüz berabere kaldılar. Gruptan çıkamayan ama 3 maçı da beraberlikle tamamlayan Yeni Zelanda turnuvanın en başarılı ekiplerinden biri yine de kesinlikle.

G Grubu: Fildişi Sahili yine ölüm grubuna düştü ve yine elendi. Drogba'sız sürpriz yapamazlardı, onla da yapamadılar. Kuzey Korelilerden özür dilemiştim ilk maçın ardından ama Portekiz maçından sonra dilediğim tüm özürleri geri aldım. :) İspanya'nın grubu kaçıncı olarak tamamlayacağını bilseler son Brezilya-Portekiz maçı çok daha farklı olurdu ama İspanya'nın durumu belli olmadığından sıkıcı bir 45 dakika izledik. İlk yarı ikinci yarıya oranla çok daha keyifliydi benim açımdan.

H Grubu: Bielsa'nın Şili'si, özellikle ilk maçta oynadığı harika futbolla turnuvaya renk kattı ve Şili'yi desteklemeyen benim gibi izleyiciler de onların gruptan çıkmasını ister hale geldi. Bu arada ekleme yapayım, Alexis Sanchez hakikaten FM 2010'da yaptıkları kadar varmış, büyüleyiciydi. İyi oyununa karşın Hitzfeld'in savunmasını geçemeyen İspanya, beklendiği gibi son 2 maçını kazandı ve grubu lider olarak tamamladı. Yalnız maçın son dakikaları rezillikti, savunulacak bir tarafı yok. İsviçre kazanması gereken maçı kazanamadı ve biraz da Behrami'nin kırmızı kartının kurbanı oldu. Şili'ye karşı 11 kişi oynasalardı şimdi belki de turu onlar geçmişti.

Ve eşleşmeler;

Uruguay-Güney Kore: Bu eşleşmenin galibi ABD-Gana eşleşmesinin kazananıyla oynayacak ve dolayısıyla 4 takım da yarı final için çok şanslı. 4 takımdan en çok Uruguay'ı beğeniyorum ve onlara şans veriyorum yarı final konusunda fakat Gana çıkarsa da şaşırmam çünkü büyük güç farkı yok. Uruguay-Güney Kore eşleşmesi özelinde konuşacak olursam, Forlan ve Luis Suarez'in performansları çok önemli. Bu iki oyuncu Kore karşısında beklenileni veremezse, maçı uzamaya yakın görüyorum fakat biraz "biz buradayız" derlerse, zor da olsa Uruguay turu geçer.

ABD-Gana: İki ekibin de son maçlarını izlemedim (son dakikalar hariç). İlk 2 maça göre konuşacak olursam, bu maçın da dengeli ve ortada geçeceğini düşünüyorum. Yalnız ABD'nin son dakikalarda maçları çevirebildiğini gördük, ABD maçın başında öne geçerse Gana ne yapar, bende bu soru işareti. Belgarath'ın hatrına ABD kazansın.

Hollanda-Slovakya: Vittek'li, Stoch'lu ve Holosko'lu Slovakya, İtalya'yı dağıtarak buraya kadar geldi. İlk maçlarda umut vermemişlerdi, fakat İtalya karşısındaki performanslarını sürdürürlerse bu maçı da kazanabilirler, en azından uzatmalara götürebilirler karşılaşmayı, neden olmasın? Daha önceki turnuvalara göre daha kontrollü oynayan Hollanda'nın, ileri uçtaki yıldızlarının vasatı aşmaları halinde ortalama bir Slovakya'ya takılacağını düşünmüyorum. Stoch oynarsa Hollanda'ya karşı ilginç şeyler yapabilir.

Brezilya-Şili: Bu Şili en azından çeyrek finali görmeliydi ama lider olsalar da Cristiano Ronaldo'lu Portekiz'le eşleşeceklerdi, kura şanssızlığı diyelim. Dunga birçok yıldızı getirmek yerine daha dengeli, daha defansif bir kadro kurdu, Brezilya'yı Brezilya olmaktan çıkarttı. Şu an çocuk olsam, bu Brezilya'yı özellikle sevmezdim, bu çok net. Diego, Pato, Ronaldinho, Adriano ve diğerleri burada olsalardı Brezilya daha mı güzel futbol oynardı, bilinmez ama en azından bildiğimiz, sevdiğimiz Brezilya'yı izleyecektik. Dunga'nın takımı şampiyon da olabilir, sonuçta diğer takımların da performansları ortada. Ama bu Şili'ye elenmeleri benim gözümde sürpriz olmaz. Saldır Alexis Sanchez! :)

Arjantin-Meksika: Öncelikle belirteyim, bu karşılaşmanın galibi Almanya-İngiltere galibiyle oynayacak ki, Almanya, İngiltere ve Arjantin 3'lüsünden 2'si yarı finali görememiş olacak. Maç özeline gelirsem, Maradona'nın teknik direktör olduğu takımdan her şeyi beklerim. Meksika'ya 7 atsalar da şaşırmam Messi'nin önderliğinde, bu savunmayla 3 yeseler de. Favori elbette Arjantin ama ben Meksika'yı destekliyorum. Ki zaten Messi başta olmak üzere süperstarları coşmazsa Almanya-İngiltere galibini geçemezler.

Almanya-İngiltere: Her turnuvada bir erken final olur ve İngiltere'nin grubunu 2. sırada tamamlamasıyla birlikte bu turnuvanın erken finali de Almanya-İngiltere arasında oynanacak. İngiltere'nin özellikle ilk 2 maçta büyük hayal kırıklığı yarattığını herkes gibi ben de kabul ediyorum, ama bu Almanya'yı elemelerine engel değil. Gerrard-Lampard-Rooney üçlüsü istenilen düzeye gelirse -gelememeleri için bir engel yok- ben hala İngiltere'nin final oynayabileceğini düşünüyorum. Almanya mı? İlk maçta harikaydılar tamam. Ama son 2 maçtaki Almanya'ya baktığımızda öyle "şampiyon gibi" falan oynamıyorlar. Elenirlerse bir tek adamım Lahm için üzülürüm.

Paraguay-Japonya: Turnuva öncesi Paraguay'dan çeyrek final bekliyordum ve bu hedefe sadece 1 basamak kaldı! Grubu 1. tamamlamanın büyük avantajıyla çeyrek finale hiç de uzak değiller. Gerçi Japonya da çok tehlikeli takım, onları da beğeniyorum. Ama Paraguay'ın kulelerine karşı sıkıntı yaşayacaklarını düşünüyorum. Zor da olsa Paraguay turu geçer, 120 dakikanın sonunda turu geçen takımın belli olması da sürpriz olmaz.

İspanya-Portekiz: 2. tura kalan 16 takım arasında en çok beğendiğim ekip İspanya. Hastası olduğum David Villa da çok formda Torres'in formsuzluğun yanında. Portekiz yerine daha ortalama bir ekip olsaydı turu rahat geçerler derdim ama Cristiano Ronaldo'nun da kendini gösterme maçı. Biraz da bu açıdan bakıyorum bu karşılaşmaya. Bu sezon Messi'nin bayağı gerisine düştü ve İspanya'yı tek başına eleyerek "1 numarayım!" demek isteyecektir. İspanya takım halinde çok üst düzey bir performans sergilerse Cristiano Ronaldo da bir şey yapamaz fakat İspanya'nın biraz durgun olması halinde Portekiz turu geçebilir, sürpriz olarak görülmemeli bu. Ben bu karşılaşmaya Cristiano Ronaldo faktörünü de hesaba katarak Portekiz turu geçer bahsi oynayacağım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder