25 Eylül 2010 Cumartesi

Günün İlk Maçlarının Ardından...


Manchester City-Chelsea maçının büyük bölümünü, Gençlerbirliği-Ankaragücü maçının da 2. yarısını izledim, kısaca görüşlerimi yazayım.

Öncelikle Mancini'den özür diliyorum. :) Çok eleştirdim o kadar parayla ofansif bir takım kurmadığı için ama bugün Chelsea'yle başa çıktılar, öne geçene kadar da bölüm bölüm üstündüler. Beklediğimden çok daha iyiydiler. Geçen hafta olduğu gibi Tevez yine sahneye çıktı, orta sahadan alıp golünü yazdı. Golden sonra Chelsea beraberlik için çok bastırdı ama net pozisyona giremedi. Kale dibine kadar geldiler, son 2-3 pasta yetersiz kaldılar. Drogba bugün çok iyi değildi, zaten 75'te oyundan çıkardı onu Ancelotti. Lampard'ın yokluğu da pek tabii ki hissedildi. Ev sahibi ekip çok iyi kapanarak yine gol yemedi ve maçı 2.5 altı bitirmeyi başardı... Chelsea da böylelikle ilk puanlarını kaybetti ligde. Hafta içinden sonra bir de bu yenilgi Ancelotti'yi çok kızdırmıştır.

Gençlerbirliği-Ankaragücü maçına gelecek olursam... Eski Eyüpspor'lu, alt liglerin büyük topçusu Yasin Markal, sahadaki bütün Türk futbolculardan daha kaliteliydi desem abartmış olmam... Özellikle Ankaragücü o kadar para harcadı ama 2. yarı boyunca bir türlü organize olamadılar. Yabancıları daha etkili, onlar bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ne kadar düz Türk futbolcu varsa bugün sahada toplanmış gibiydi. Gençlerbirliği golü ilk yarının sonunda penaltıdan atmış, onlar için de çok kritik bir maçtı ve 2. yarıda üstünlüklerini korumayı başardılar. Hatta farkı 2'ye de taşıyabilirlerdi. Thomas Doll Türkiye'ye geldiğinden beri bence başarısız ama bu galibiyetle en azından bir süre daha Ankara'da kalmayı garantiledi. Ümit Özat için ise tehlike çanları çalmaya başladı.

Son olarak sakatlanan kaleci Serdar'ın yerine oyuna giren 1991 doğumlu Özkan Karabulut da başarılıydı, önemli bir hata yapmadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder