30 Eylül 2010 Perşembe

Son Günlerden Kısa Kısa...


- Bu akşam Steaua Bükreş-Napoli maçının büyük bölümünü izledim. Napoli ilk 15 dakikada 3 gol yiyerek -2. golde De Sanctis'in büyük hatası vardı- herkesi şoka uğrattı. 4. golü de atabilirdi o ara Bükreş. Napoli bu sezona hiç de iyi başlamadı, bu maçta da Lavezzi ve Hamsik kulübedeydi. 30. dakikada ev sahibi ekibin 10 kişi kalmasıyla oyuna denge geldi fakat bu dakikalarda bile Napoli kalesinde tehlikeler yaşandı. İlk yarı biterken bir gol attılar ve 2. yarıya umutlu çıktılar. Devre arasında Lavezzi, 60. dakikada da Hamsik girdi oyuna. Özellikle Lavezzi ne kadar yetenekli olduğunu bir kez daha gösterdi. Onun oyuna girmesiyle takımın performansında gözle görülür bir artış meydana geldi. Maçın son dakikalarını izlemedim dışarıda olduğum için, 2 gol daha atıp -biri son dakikada- 1 puanı almayı başarmışlar. Ama eminim ki, Bükreş 30. dakikada 10 kişi kalmasaydı, bu maç minumum 2 farkla biterdi. Geçen sene iyi işler yapan Mazzarri'nin artık işleri yoluna koyması gerek. Gruptaki ilk maçlarını da izlemiştim ve o maç da gayet sıkıcıydı...

- Alt liglerimizde ilginç olaylar yaşandı bu hafta. Örneğin, Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup'taki 9 maç da 2.5 altı golle sonuçlandı. Tek fire yok... Çok değil, hepsine 10 lira basılsa... Bunun dışında Ergün Penbe ve Suat Kaya hoca olarak rakiptiler. Seda Sayan-Sinan Engin çiftinin oğlu Oğulcan ise, 5-1 biten karşılaşmada, A-2 Ligi'nde Eskişehir'e 2 gol attı. Ben umudu kesmiştim ondan geçirdiği ağır sakatlıkların ardından ama form tutuyor belli ki...

- Bursa maçının az gollü geçeceğini tahmin etmiştim lakin beraberliği yakalamak için gerekli gol pozisyonlarına giremediler, sık sık uzaktan şut çektiler. Başka türlü gol atamazlardı. Bazı oyuncular geçtiğimiz sene şampiyonluk yolunda gösterdikleri performansın yarısını gösteremiyorlar Şampiyonlar Ligi'nde. Buna ne derseniz deyin...

- Kısa kısa yazacak birçok şey var, gün içinde aklıma 1-2 kısa paragraflık şeyler geliyor ama blog'da hepsi için ayrı post yazmak istemiyorum. Twitter'da paylaşmak daha iyi bu tarz kısa yazıları.

- Eskişehir için aklıma gelen ilk iki hoca, Samet Aybaba ve Giray Bulak...

- Hani kendi reklamımı yapmış gibi olmamak için blog'a yazmadım, sevmem bu tarz şeyleri lakin nasıl olsa yayın geçti... Dün Sky Türk'teki Blog Spor programına konuk oldum. Daha önce bir canlı yayına, telefonla dahi bağlanmamıştım -hatta heyecanlanırım diye katılmıyordum radyo programlarına vs.- bir ilkti benim için, dolayısıyla fazlasıyla heyecanlandım. :) Normalde de çok hızlı konuşan bir insanımdır, düşüncelerimi tane tane ifade edemedim stresle birlikte. Dakikalar ilerledikçe biraz daha açıldım tabii. Normal bu da... Alex'ten Bursa maçına, Rijkaard'ın Milli Takım doktorları ile ilgili söylediklerinden Beşiktaş'a birçok konudan bahsettik.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder