6 Şubat 2011 Pazar

Manisaspor Maçının Ardından


Öncelikle Fenerbahçelilerin sevgilisi Rıdvan Dilmen'e çok geçmiş olsun dileyeyim. Umarım en kısa zamanda sağlığına kavuşur... Gelen ilk haberler güzel neyse ki...

Bu akşam galibiyetin yanı sıra bir başka sevinç sebebimiz vardı, o da Alex'in 2 yıl daha Fenerbahçe'de oynayacak olması... Zaten şu performansıyla sözleşmesinin uzatılmaması saçmalık olurdu.

Maça gelecek olursam, Gökhan Gönül ve Selçuk'un yokluğunda bir yabancı kontenjanımızı Cristian'dan yana kullanmak zorundaydık ve bu da çok büyük ihtimal Dia'nın yedek kalacağı anlamına geliyordu. Öyle de oldu. Gökhan'ın yokluğunda sağ bek için iki alternatif vardı, ya orada yapamayan Bekir oynayacaktı, ya da genç Okan... Aykut Hoca Bekir'den yana kullandı tercihini. Kişisel fikrim, Semih-Alex ve Niang'ı bir arada başlattığı ve aynı zamanda da deplasmanda oynadığımız için, ofans yönü kısıtlı Bekir'i tercih etti o mevkide.

Karşılaşmaya iyi başladığımızı söyleyebilirim. Yobo'nun büyük hatası sonucu az daha golü yiyorduk gerçi ama o pozisyonun dışında ilk bölümde oyunun hakimiydik. Cristian'ın bir şutu yine direkte patladı Trabzonspor'la oynadığımız şampiyonluk maçındaki gibi... İlk yarının ortalarına doğru oyunda denge kuruldu ve net bir şekilde "kötü" oynadığımızı düşünüyorum devre bitene kadar. Sergen Yalçın'ın deyimiyle sıkıntı vardı... Trabzonspor galibiyetiyle kazandığımız avantajı kaybetme korkusu sarmıştı biz Fenerbahçelileri...

Sağ bekte yine yapamayan Bekir'in devre arasında kesinlikle çıkması gerekiyordu. Ama değişiklikle başlamadı 2. yarıya Aykut Hoca, ardından da golü yedik... Son yıllardaki tipik Anadolu maçlarımızın gidişatını almaya başlamıştı karşılaşma. İlk 11'de oynama fırsatı bulmuşken döktürmesini arzu ettiğim fakat resmen yokları oynayan Semih penaltıyı kazandırınca maçı çevirme fırsatı yakaladık. Kaleci İlker köşeyi tahmin etti, kurtardı diye de telaşlandım açıkçası ama Alex de ulaşılmaz noktayla buluşturdu topu...

1-1'i yakaladıktan sonra art arda 2 topumuz direkten döndü. Bekir'in pozisyonu tamam da, Semih'in kaçırdığı golü Güiza kaçırsa, şimdi Ekşi Sözlük'te 157 tane entry girilmişti hakkında. Bu kadar laf ettiğim Semih, nihayetinde sahada olmasının bile bazen yettiğini kanıtladı ve 2. golde de yine onun payı var. Niang'ın ise skoru 2-1'e getiren golü atması çok güzel... Zaten geriye düştükten sonra Aykut Hoca risk alarak Niang'ın pozisyonunu değiştirdi ve onu Semih'e daha fazla yaklaştırdı.

Kalan sürede Hikmet Karaman'ın öğrencileri eşitliği sağlamak için yeterince atak geliştiremediler. Zaten Makukula'yı da geç aldı oyuna. Maçtan sonraki açıklamalarını dinledim de, başka şeylere takmış, örneğin, hakemin onları 3-5 dakika önce sahaya çıkarmasına devre arasında.

Kapanışı geçen haftanın yıldızı Dia'nın yapmasına çok sevindim. Fenerbahçe'deki ilk golünü atmış oldu.

Önümüzde Beşiktaş ve Galatasaray deplasmanları varken, eğer şampiyonluğu istiyorsak bu gibi maçlardan ne yapıp edip 3 puanı almamız gerekiyor ve Trabzonspor maçındaki oyunun yarısını bile oynamadığımız bir 90 dakikada 3 golle kazanmak gayet güzel...

Son olarak, Alex ve Volkan'la birlikte benim için bu takımın vazgeçilmez 3 oyuncusundan biri olan Gökhan Gönül'ün değerini tüm Fenerbahçeliler bir kez daha anladı bu akşam...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder