13 Mart 2011 Pazar

26 Mart 2000'i Hatırla Fenerbahçeli!


Tarih 26 Mart 2000. Bundan 11 yıl öncesi... Galatasaray UEFA Kupası'nda Mallorca'yı farklı skorlarla geçmiş, 25'inde yarı finaldeki rakibi açıklanmış, Leeds United... Ligde 25 maçta 21 galibiyeti ve 66 puanı var. En yakın rakibi Beşiktaş'ın 11 puan önünde, üst üste 4. şampiyonluğuna ulaştı gibi...

Fenerbahçe ise klasik kaos dönemlerinden birini yaşıyor, hatta en kötüsünü. 3 hoca birden değişmiş takımda, son olarak eski futbolcusu Turhan Sofuoğlu görevde. Daha birkaç ay önce Pendik faciası yaşanmış. 1 ay önce Antep'ten 5 yenilmiş -4'ünü Oktay Derelioğlu atmıştı- ve son maçta da sahasında Adanaspor'a 4-2 mağlup olmuş. 43 puanı var ve Galatasaray'ın 23 puan gerisinde.

İşte böyle bir ortamda oynanan derbiyi Johnson'ın frikik golüyle Fenerbahçe deplasmanda 1-0 kazanıyor... Üstelik Galatasaray'da Hakan Şükür-Hagi-Sergen ve Emre aynı anda ilk 11'de. Bizde ise ileri uç Oulare-Preko'dan oluşuyor.

Bugüne gelelim... Yine bir 26. hafta karşılaşması. Yine Galatasaray'ın sahasında. Fakat dengeler tam tersi değişmiş durumda. Bu kez Galatasaray berbat durumda. Bizim o rezil sezonumuzda 25 maçta 43 puanımız vardı, Galatasaray'ın gün itibari ile 33 puanı var. Biz 57 puanla lideriz. Onlar 23 puan önümüzdeydi, bu sefer biz 24 puan öndeyiz. Galatasaray kazanmakta ve gol atmakta büyük sıkıntı çekiyor, biz son 13 lig maçının 12'sini kazanmış durumdayız.


Alex, Volkan, Gökhan Gönül, Niang, Lugano, Emre vs. vs. Herkesin sayabildiği ve oturmuş bir kadromuz var. Galatasaray'da ise Arda çok uzun süre sonra bugün ilk kez 10 dakika oynadı. Kewell bir var bir yok. Baros yine sakatlandı. O zamanki gibi Hakan-Hagi-Sergen'in bir arada oynamasını geçtim, acayip acayip oyuncular oynuyor takımda. Bir tarafın efsanesi Aykut Kocaman, tüm taraftarın desteğini kazanmış durumda. Diğer tarafın efsanesi Hagi için, "gitse de takım yeni hocayla önümüzdeki sezonun hazırlıklarına başlasa" deniliyor.

İşte bu şartlarda oynanacak bir maçta iddaa deyimiyle handikaplı galip gelmemiz lazım ama... Aması birkaç paragraf yukarıda. Yakın Galatasaraylı arkadaşına takılabilirsin elbette dozunu aşmayarak. Ama camiada 7 atarız, 3 farktan azına üzülürüm gibisinden sözlerle çok rahat bir hava yaratılırsa, işimiz iş.

Şu maçtan alınacak bir beraberliğe ben de çok üzülürüm ama derbilerde favorilerin genelde kazanamadığını ve özellikle de bundan tam 11 yıl önce oynanan karşılaşmayı hiçbir Fenerbahçeli unutmamalı. Sakatlık, cezalı vermeden, tek farklı kazanalım, başka da bir şey istemiyorum. Neticede yine şampiyon olamadıktan sonra Galatasaray'a 5 atsak ne farkeder?

2 yorum:

  1. Takım Konya maçındaki gibi değil de, Trabzon ve Beşiktaş maçlarındaki gibi, yani rakibi ciddiye alarak oynarsa ve yine "ilk 30 dakika presi" golle sonuçlanırsa handikaplı galibiyet gelebilir. Tabi Galatasaray'ın da nasıl oynayacağı önemli. Kendi sahalarında kapanarak oynarlarsa işler değişir. Kaldı ki biz de 2000'deki maçta doğru düzgün pozisyon dahi bulamamıştık. Ayrıca derbide kesinlikle iyice bilenmiş haldeki Stoch oynamalı.

    Not: Dikkatini çekti mi bilmiyorum, 99-2000 sezonu için Adidas bize kolları lacivert olan fotoğraftakinden daha değişik bir çubuklu forma üretmişti ve sezonun genelinde de onu giymiştik. Bu fotoğraflarda ise 96-99 yılları arasında giydiğimiz beyaz kollu çubuklular var, ki zaten ben de gayet net hatırlıyorum bu maçı. Uzun zamandır da merak etmişimdir bu maçta niye o formaların giyildiğini, acaba Beşiktaş'ın 100. yıl forması totemi gibi bir totem mi denendi? Yoksa ligi debiye eski formalarla çıkacak derecede mi boşlamışlardı? :)

    YanıtlaSil
  2. bu maç ilk 30 dk presi yapılmaz bence oldukca defansıf cıkmalıyız bence kazanmak zorunda olan daha cok onlar ciddiyim.., kontra yapabılen bi takımız bu yapılmalı

    YanıtlaSil