3 Ağustos 2011 Çarşamba

Teşvikler, Şikeler, Çikolatalar, Püskevitler...

Şike soruşturması başlayalı tam 1 ay oldu... Yeni bir yazı yazmamın da zamanı geldi.

Tekrarlayacağım bazı hususlar var, çünkü bunları tekrar tekrar yazmadığımda bu kadar hassas bir konuda yazılanlar yanlış anlaşılabiliyor, ya da farklı yerlere çekilebiliyor.

Ben Fenerbahçeliyim... Sonradan Fenerbahçeli olanlardan veya belli bir yaşa kadar futbolla/takımıyla ilgilenmeyip, sonradan fanatik olanlardan değilim. Ki zaten herkes kendine göre iyi taraftardır ve kimseye nasıl Fenerbahçeli olduğumu kanıtlama zorunluluğum yok.

Ne medyayı yönlendiren bir gazeteciyim, ne de önemli biriyim. Sıradan bir taraftar olarak kafamdan geçenleri yazıyorum...

Ben Fenerbahçe'yle dünyaya gözlerimi açtığımda Aziz Yıldırım diye birini tanımıyordum... Başkan olduğunda ve sonraki 1-2 yılda kendisini çok sevmiştim/seviyordum (bkz: Şansal Büyüka'nın programında istifa ettiği zaman) küçük bir çocuk olarak, sonraki yıllarda da -yani büyüdükçe ve bazı şeyleri iyice anlamaya başladıkça- inanılmaz bir nefret oluştu içimde. Nasıl sevme hakkım varsa, nefret etme hakkım da var değil mi? Tek düşüncesi Fenerbahçe olan, bu işlerden en ufak bir menfaati olmayan genç bir taraftar, Aziz Yıldırım'dan neden ve nasıl bu kadar nefret eder, hiç düşündünüz mü?...

1 ay önce ne yazdıysam yine aynı şeyi yazıyorum. Aziz Yıldırım bu sezon şike yapmış mıdır, teşvik primi vermiş midir bilemem... Yanında değildim... Hala ümit ediyorum ki yapmamış olsun... En azından bu sezon. Umarım beklenenden de kısa sürede gerçekler ortaya çıkar. Fakat şu var. Ben bir hukukçu değilim. Diyorum ya, Fenerbahçeliyim... 13-14 yıldır kendisinin her anını yakından takip eden bir Fenerbahçeli olarak "Aziz Yıldırım teşvik primi vermiştir, şike yapmıştır" diyebiliyorsam, sorun bende değil, Aziz Yıldırım'dadır...

Şike operasyonunun esas öznesi Fenerbahçe değil de Galatasaray veya bir başka ezeli rakibimiz olsaydı, böylesine uzun ve ağır yazılar yazmazdım, neticede bunları içim acıdığı için yazıyorum. O zaman da yazardım yazmasına da, böylesine olmazdı. Ve o kadar eminim ki, şimdi yazdıklarımı beğenen rakip takım taraftarlarının büyük bölümü o zaman bana küfredeceklerdi. Aziz Yıldırım destekçisi Fenerbahçeliler de "aslansın, kaplansın" diyeceklerdi. Bu işler maalesef böyle...

Ben en başından beri diyorum ki Türkiye'de şike vardır, teşvik primi ise gırladır, artık adeta peynir ekmek gibidir. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor, takım adı farketmez, "her takım", bu tarz pis işlere bulaşmıştır dönem dönem... Şerefli kalamayan yöneticileri sayesinde... Yapamayan da, parası ve imkanı olmadığından, şartlar oluşmadığından yapamamıştır... Ve olan da bizim gibi masum taraftarlara olmaktadır. Çünkü böylesine köklü camialarda, temiz olan, temiz kalmaya çalışan yönetici-başkan sayısı o kadar az ki... Konuyla ilgili ilk yazımın, ilk paragrafında yazmıştım... Alex, Aykut Kocaman gibi isimler, şikeyle, teşvikle suçlansa ilk karşı çıkan, en ağır protestoyu yapan, yürüyüşlerde en ön sırada olan yine ben olurum... Çünkü adamlıklarına, dürüstlüklerine o kadar inanıyorum ki... Zaten bu 2 isme de inanamayacaksam, yaşamayalım daha iyi. Veya ne bileyim, olaya siyaset karıştırmak gibi olmasın ama Kemal Kılıçdaroğlu'nun da bu tarz konulara karışacağına zerre inanmam...

Kol kırılır, yen içinde kalır diye bir söz var. Hiç sevmem... Festen isimli Danimarka yapımı harika filmin özeti de buna gelir, izleyenler bilir. Üstünü ört, süpür halının altına... Oh ne dünya... Geçen bir mail geldi, adam diyor ki, "Ben de Aziz'in yaptığına inanıyorum ama senin gibi dangalakça başkanım şike yapmıştır diye ortalıkta bağırmıyorum, rakiplere tam tersini söylüyorum ve Aziz Yıldırım'ı savunuyorum." Bu kafa yapısında taraftar o kadar fazla ki... Her takımda var, çeşit çeşit...

Blog'da anket düzenledim, "Michael Corleone'nin takımının başkanı olmasını ister miydin?" diye...
167 oydan 117'si evet, 50'si hayır... Görüyorsunuz ya, insanlar Michael Corleone gibi bir pisliği başkan olarak görmek istiyorlar. Sonra aynı insan gelip de "Benim başkanım şike yapmaz, bizi küme düşüremezsiniz" diyor.

3 Temmuz'dan beri o kadar çok insanla konuştum ki konuyla ilgili... Biri düzen aynen devam etsin diyor. Diğeri takımım için ben de şike yaparım diyor. Küçük bir azınlık benim gibi düşünüyor. Fenerbahçeliler arasında "Şike, teşvik hep vardı, neden bizden başlandı, düşürülecekse herkes düşürülsün" diyenler çoğunlukta. Ki esasında ben de bu fikirdeyim, yazı zaten çok uzayacak, sonuna kadar dayanabilen detaylı fikrimi de okur...

İş yerinde 2 yakın arkadaşım var. İkisi de Fenerbahçeli. Şampiyonluk maçından kısa bir süre önce şu soruyu sormuştum onlara, "2006 ve 2010'da şampiyonluğu son maçta kaybettik, bu sezon da son maçta şampiyonluk garanti değil, yenersek şampiyonuz... Şikeyle şampiyon olmak ister misiniz?" Cevap, milyonlarca Türk taraftarının arkadaşlar arasında söylediği gibi, "İsteriz tabii"ydi...

Şimdi de biraz konuşulan maçlardan, gündemdeki şahıslardan bahsedeyim. Fenerbahçeliler sokaklara döküldü, statta Aziz Yıldırım maskeleri dağıtıldı, rezil bir biçimde parayla Aziz Yıldırım baskılı tişörtler satıldı, Shakhtar maçında yaşananlar ortada... Yüzbinlerce Fenerbahçeli'yle tek tek konuşmadığım için net bir oran veremem tabii ki fakat gördüğüm kadarıyla "Yapmış olabiliriz ama herkes yapıyor" diyenlerin sayısı, "Kesin yapmamışızdır" diyenlerden çok daha fazla...

"Cemaat Fenerbahçe üzerinde oyun oynuyor, Ülker başkan yapılacak" deniliyordu... Tayfur Havutçu ve Serdal Adalı da içeri alınınca bu görüş biraz azaldı. E peki durum böyle, Aziz Yıldırım, Tayyip Erdoğan'ı zamanında hapisten çıkaran adamı neden kendine avukat olarak seçer diye soruyorum, ikna olacağım bir cevap alamıyorum. Medya maymunu, kendi ününe ün katmak isteyen, bu yaştan sonra Beşiktaş'ı bırakıp Fenerbahçe'ye geçtiğini söyleyen bir avukat, Vefa Küçük kendisiyle ilgili gayet de düzgün bir yorum yapınca, sinirlenip dangalakça hareketler yapıyor. Çocuklar Duymasın'daki Fısfıs İsmail kılıklı Faik Işık isimli şahsiyet, konuyu hep başka yere çekiyor, Türkiye'de her şeyde şike var diyor, önce başka konularda şikeler temizlenmeli diyor. Aziz Yıldırım böyle olaylara kesinlikle girmemiştir demedi şimdiye kadar... Zaten böyle bir adam, savunmasını yaptığı şahsın tamamen suçsuz olduğuna inansa, annesinin, karısının üstüne yemin bile ederdi televizyona çıkmışken...

Deniyor ki, Rasim Ozan Kütahyalı (Oray Eğin'le birlikte en kıl olduğum 2 gazeteciden biridir), Mehmet Baransu gibi ne kadar gazeteci müsveddesi, hükümet yanlısı varsa, bu olayda Fenerbahçe'nin karşısında... Tamam burada aynı şekilde düşünüyoruz. İyi güzel de, ne kadar fanatik Fenerbahçeli olarak bilinen, daha çok anti-Galatasaraylı olmasıyla gündeme gelen insan varsa da diğer tarafta... (Bağış Erten vs. gibi ilk günlerde ekrana çıkan isimleri tabii ki ayrı tutuyorum) Bir bakıyorum, Ömer Çavuşoğlu çıkmış, Ercan Saatçi çıkmış ekrana... Ercan Saatçi kısa süre önce "Nasıl siktik Galatasaray'ı?" temalı videosuyla rezil olan insan... Ömer Çavuşoğlu da en çok nefret edilen Fenerbahçeliler listesinde ilk sıralardadır. Ayrıca adam teşvik primi yasal olsun zihniyetinde... Ziya Şengül güzel bir konuşma yapıyor, olması gerektiği gibi... İçi kan ağlıyor... Hemen içimizdeki İrlandalı ilan ediliyor. Hasan Ali Atasoy geçen Fanatik'te sormuş, Fenerbahçe yönetimi neden bu kadar sessiz kalıyor diye... Bence cevabını herkesten iyi biliyor da kendine bile itiraf edemiyor. "Rıdvan neden susuyor, diğer hakiki Fenerbahçeliler neden Aziz Yıldırım'ı savunamıyor?" gibi sorular uçuşuyor Fenerbahçelilerin kafasında. Yönetimin önde gelenleri, Ali Koç, Nihat Özdemir vs., "Böyle bir şey yaptığına inanmıyoruz" diyebiliyor sadece Aziz Yıldırım için. Uzaktan yakından alakası olmasa böyle mi derlerdi, sessiz kalmaya devam mı ederlerdi yoksa kıyameti mi koparırlardı?...

Geçenlerde Ömer Çavuşoğlu Twitter'da şöyle bir şey yazmıştı; "Bir Fenerbahçeli, başkanının şike yaptığını nasıl düşünebilir?" Bizi yıkan, yerle bir eden cümle bu aslında. Aziz Yıldırım Fenerbahçe'yi, Cumhuriyet olduğu iddia edilen Fenerbahçe'yi, monarşiyle yönetiyor çok uzun senelerdir. Bu duruma ses çıkaran da bizim gibi azınlık... Ulan ben Fenerbahçeliyim, Azizyıldırımspor'lu değilim ki? Neden inanmayayım yani? Nefret ettiğim başkan kötü işler yaptı diye takımı mı bırakayım? Konu Fenerbahçe'yse Masumiyet/Kader'deki Bekir, Ezel'deki Cengiz Atay'ım adeta... Sonradan tutmaya başlasam belki çoktan bırakmıştım ama öyle değil. Anne-babayı seçememe gibi... Mehmet Berk'in iddia ettiği gibi eğer yapılıyorsa şikeyi benim sevdiğim Fenerbahçem yapmıyor, üçkağıtçı yöneticiler yapıyor. Ama sorun şu... Fenerbahçe taraftarının çok büyük bir bölümü Aziz Yıldırım'ı çok seviyor, tapanlar da az değil. Bu durum böyle olduğu sürece Fenerbahçe'yi başkandan ayrı tutamayız. Hani deniyor ya, "Biri bir suç işlediyse cezasını çeksin, takımlar küme düşmesin..." Bunu ancak Fenerbahçe tribünleri güçlü bir şekilde Aziz Yıldırım'ı sürekli protesto etse mantıklı bulabilirdim...

Maçlara değinmeden önce şunu da söyleyeyim. Bana kalsa bir çırpıda sayabileceğimiz Türk takımlarının %95'i en az 1 sezon küme düşer bu ağır yasayla birlikte. Galatasaray bu sezon için değil bilmem kaç sene öncesi yüzünden düşer, x takım 2-3 kez düşmeli vs. vs... Yine küme düşürme hakkım olsa, Fenerbahçe'yi 2000/01 sezonu için de düşürürüm net... (Bu yasalara göre diyorum, çünkü ben teşvik primi ile şikeyi bir tutmuyorum ve ikisinin cezası aynı olmamalı...) Ama şu an istediğimiz kadar konuşalım, üzerinde durulan maçlar ve takımlar belli... Ve ne yazık ki benim takımımın başkanı suçlanıyor, rakiplerimin değil... Benim de bir yanım neden biz diye soruyor, sormuyor değil... Fakat konuyla ilgili ezberimde 10 tane madde varsa, esas ilk 3 maddede değil bu... Medyanın tavrı, Tayyip Erdoğan-Aziz Yıldırım ilişkisi, bunlar zaten yeterince konuşuluyor. Ortada ciddi bir şike soruşturması varken, sen önce başkanının ve yöneticilerinin şike yapıp yapmadığını konuşmak yerine medyayı, cemaati ve diğer konuları gündeme getirirsen, ana maddeyi çarpıtmış olursun. Ki bunu yapanlar da benim gözümde bir yandan şikeyi desteklemiş oluyorlar... Adam diyor ki, masumiyet karinesi var... Tamam eyvallah... Fakat aynı adam rakibini zamanında şike yapmakla, teşvik vermekle suçluyor. Bu bildiğin çirkefliktir. Masumiyet herkes için geçerli, sadece senin takımın için değil...


Yıllar önce Cihan Oskay'ın açıklamalarını herkes hatırlar. Bir kısmın deli dediği Cihan Oskay... Adam 2000/01 sezonuyla ilgili bildiklerini, daha doğrusu o zaman yaptıklarını anlatmıştı... Tabii iddia bunlar ve hala kesinleşmiş bir şey yok. Ne oldu, bir şey çıkmadı... Ben ve bir grup Fenerbahçeli, adamın dediklerinin bir bölümüne o zaman inandık, ama adam toplumdan resmen dışlandı ve sonunda kıskançlık krizi sonrası hapse girdi... Şu an içeride. Bunları şimdi neden mi yazıyorum? Oktay Derelioğlu, dün akşam Cnn Türk'te, zamanında Cihan Oskay'ın kendisine teşvik primi teklif ettiğini söyledi. Ve reddettiğini de kesin bir dille ifade etmedi, "maçtan sonra konuşuruz dedim" dedi... Programı izleyen herkes Oktay'ın ne dediğini biliyor zaten... Keşke görüntü kaydı olsa da buraya da koysam... Eee? Bu adam zamanında bunları anlattı, kitap da yazdı üstelik konuyla ilgili. Adamın üşütük olduğunu iddia edenler dün akşamdan beri ne düşünüyor acaba? Oktay yıllar sonra itiraf etti, ağzından da kaçırmış olabilir. Program biraz daha uzasa onu da gözaltına alabilirlerdi. :) Muhtemelen Mehmet Ağar'dan bahsediyor, şunu söyledi, "Emniyetten bir abimiz, bana yıllar önce bir maçtan önce, iyi oynarsan bacaklarını kırarım" demişti... Adam şaka yapıyormuş, konuşmalara göre suçlama yapılacaksa dışarda adam kalmazmış... E ben de onu diyorum Oktaycım... Ben Cihan Oskay'ın teşvikle ilgili dediklerine inandım diye o olaylar zamanı, Aziz Yıldırımcı bir arkadaşımla ciddi bir tartışmaya girmiştim ve çocuk benle bir daha konuşmadı. Dün akşam utanmıştır inşallah...

Bu sezonun maçları...

Bak bu sefer tersten başlayayım... Karabük kalecisi Tomic'in bizim maçın uzatma dakikalarında, kornerde ileriye çıkışına taktım ve kolay kolay da unutamam. Maç akşamı da sinir olup bir sürü tweet yazmıştım. Teşvik varsa eğer, ilk bu olay araştırılmalı. Mesela şu meşhur Zalad'lı, 8-0'lık Ankaragücü maçı hep konuşulur ya Galatasarayla ilgili... Galatasaraylılar hep şike yapmadık der. 1-0 Galatasaray'a yetiyordu diyorlar Beşiktaş'ın moralinin bozulduğunu hesaba katmadan. Bir Galatasaraylıdan da "Tamam biz yapmış olabiliriz ama Beşiktaş da yapmıştır, diğer haftalarda atılan goller ortada" lafını duymadım. Yani insanların düşünce yapısı illa savunma mekanizmasıyla işliyor.

Ben pozisyonları ortaya koyuyorum... Diyorum ki, Korcan'ın Selçuk'tan yediği gol dışında konuşulan konulardan biri bana inandırıcı gelmiyor. (Şike kapsamında) Korcan dışında bir de Buca maçında hakemin verdiği penaltı bana şüpheli geliyor. Bünyamin Gezer'in çaldığı penaltı düdüğü ve Korcan'ın Selçuk'tan yediği gol haricinde gerisi saha içine bakınca bana hikaye geliyor. Teşvik primi kapsamında ise, Eskişehir'e vermişizdir diyorum. Ben Aziz Yıldırım 13.5 yılda belki 10'dan fazla kez teşvik primi vermiştir diyorum, adam Aziz Yıldırım'a babasıymış gibi güveniyor. Tertemizdir diyen var... İki ayrı uçtayız yani. Yine Trabzonspor'un, Antep'e teşvik primi vermiş olma ihtimali, verememiş olma ihtimalinden çok daha fazla benim için... Antep'in bize karşı oynadığı oyun ortada, Trabzon'a oyunu ortada. Aynı şekilde Eskişehir'in iki maçı da... Kanıtım var mı, yok... Bunları sadece izlediğim maçlara dayanarak yazıyorum.

İşte ben artık bundan böyle her pozisyondan şüphelenmemek için -tapelerden gördüğümüz kadarıyla hiç de paranoyakça düşünceler değil aslında, fakat bundan sonra kimse teşviğe dahi kolay kolay teşebbüs edemez- güzelce maçımı izlemek için şike operasyonunu destekliyorum... 3. Lig'e de düşsek destekliyorum. Küme düşüp düşmememiz bu noktadan sonra beni çok da ilgilendirmiyor, ben tam tersi bu kadar rezillikten sonra küme düşmeliyiz diyorum taraftar olarak. Düşünsene... Aziz Yıldırım'lar içeride... Ama bizi düşürmediler. Nefret artacak Fenerbahçe'ye, öyle böyle olmayacak... İnsanlar kahvehane köşelerinde birbirini bıçaklayacak her maç sonrası... Öyle -15 puanlarmış vs. düzenin aynen devam etmesini isteyen, aslında bizden ölümüne nefret etmesine rağmen sırf kendi çıkarları için ligde kalmamıza çaba gösteren çakalların işidir. İbrahim Akın'ın itirafı, son olarak da Uğur Uçar'ın söylediği iddia edilen laflar, Aziz Yıldırım ve Tom Hagen aka Şekip Mosturoğlu'nu iyice zora soktu zaten...

Ha bir de 19 maç konuşuluyor, ama içeride sadece 2-3 futbolcu var, şikeyi futbolcular yapar deniyor ya... Bence bu da saçmalık. Arkadaşım, yeni yasada cezalar o kadar ağır ki... İlla maçta şike olmasına da gerek yok. Konuşmalara vs. ceza verilmese, sadece sahada olanlara göre karar verilse eyvallah. İki yöneticinin konuşması yeterli. Maçı bir takım isterse 5-0 kazansın, 5 golün 4'ünü atan oyuncu, gol atmaması için kendine para teklif edildiğinden ve maç öncesi de bunu kabul ettiğinden, şu an hapiste olabilir. Ne yani, sonradan vazgeçip golleri atmış olamaz mı? Veyahut başkan sadece hocaya dedi, "bu maçta şu oyuncuları oynat, x'i acayip mevkiye koy, takıma kendilerini çok sıkmamalarını söyle..." Al bu da şike... Ortada futbolcu mu var? Şike illa parayla mı olur? Hatır şikesiyle bildiğin adam satın almanın ne farkı var? Birinde adam alıyorsun, diğerinde de kendini satıyorsun... Tanju, Rıdvan'la maç içinde yaptığı hatır şikesini defalarca, kahkahalarla gülerek anlatmadı mı? Zaten bu işlerin kaşarı olan Tanju'nun, cezaevine ziyarete gittikten sonra "Kabak bunların başına patladı" demesi, Türk futbolunun bataklık olduğunu ortaya koyuyor.


Son söz olarak... Daha önce de birkaç kez gündeme getirdiğim gibi, bu ülkede zamanında Fenerbahçe ve Galatasaray oyuncuları, Galatasaray'ın kümede kalması için beraberlikte anlaşıyorlar ve eşitliğin bozulmaması için sözleşiyorlar. (Yazdıklarıma inanmayanlar, Milliyet'in arşivine girip 5 Mayıs 1980 tarihli gazetenin 10 ve 12. sayfalarını okuyabilirler) Bu maç günü dahi konuşuluyor yıllar önce, konuyu Gökmen Özdenak "Fenerbahçe'ye bilerek gol atmadım" diyerek bir süre önce de itiraf ediyor. O patavatsızlığıyla, bir bakıma da açık sözlülüğüyle meşhur Gökmen Özdenak... Cemil Turan, Gökmen vs. anlaşıyorlar maçın berabere biteceğine... Anlıyor musun dostum? Bunun Fener'i Galatasaray'ı yok yani. Maçta Fatih Terim'inden tut, Ziya Şengül'üne, Turgay Şeren'ine kadar herkes var ve muhtemelen takımların önde gelen oyuncularının hepsi durumdan haberdar. Bu adamlar hatır şikesi yapıyorlar, taraftarlara sonucu belli bir maçı izletiyorlar. Adam ağzıyla itiraf ediyor, programdan sonra acayip tepkiler almış olacak ki, ben şaka yaptım diyor. Sen bu konuya da inanmazsın tabii... Gökmen sallamıştır, uydurmuştur kafasından dersin. Sana kalsa kendi takımın tamamen temiz ama senin takımın dışında bütün takımlar şikeci...

Ben sonucu belli maçlar izlemek istemiyorum, tertemiz bir Fenerbahçe ve Fenerbahçe başkanı istiyorum... Şu aşamada arınmaya çalışmak kafi... Hala, bu konuda tamamen suçsuz olsa koskoca Fenerbahçe'nin başkanını apar topar içeri atamazlar kafasındayım... Tamam dediğin gibi olsun, diyelim ki seçimi bekledi Tayyip Erdoğan, tamamen bir operasyon. E bundan sonra başka seçim yok mu? Adam salak mı 25 milyon Fenerbahçeliyi karşısına alsın ortada şike falan yokken.

Bu sezonki sloganımı tekrarlayıp kaçıyorum... Şampiyonlar Ligi'nde Messi'li Barcelona'yı ağırlayan, başkanı içerde olan takım senin; temizlenmeye çalışan, bundan sonra şikeyle, teşvikle işi olmayacak yöneticilere sahip, Güngören Belediye deplasmanındaki Fenerbahçe'm benim... Spor Toto 2. Lig'e düşsek bile, minumum 20 maça gitmeyen Cimbomlu olsun sbt...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder