25 Temmuz 2013 Perşembe

Formalar ve PSV Maçı...


Ne Yıldırım Mayruk'uz, ne de Cengiz Abazoğlu... Sıradan Türk taraftarıyız işte... Ama insan yine de güzel formalar görmek istiyor. Güzellikten kastım farklı olması değil. Benim çocukluğumda Fenerbahçe'nin ne yeşil, ne de turkuaz forması vardı. Ya çubuklu, ya da sarı ağırlıklı forma giyilir, maçlara çıkılırdı. (Okocha'lı dönemdeki mavi forma hariç) Ben açıkçası sade, sarı ağırlıklı forma harici Fenerbahçe forması sevmiyorum... 2004/05'te çıkan lacivert forma güzeldi, onu almıştım yalan olmasın. Öyle çubuklu forma düşkünlüğüm de yoktur. 3 tane forma yapıyorsun, şu anki renklerimizle alakası olmayan beyaz forma bile var ama sarı forma yok... Ee nerde çocukluğumun Fenerbahçesi, ilk formalarımız? Allah'tan zamanında internet aleminde Ich nickiyle tanınan Emre Başkan'a Arjantin'den en sevdiğim sarı tonunda çok güzel bir forma getirtmiştim de, maça gideceğim tutarsa onu giyerim yine...

Çubuklu desen çubuklu değil. Lacivert forma, sarı numarayla fena olmamış ama o da sanki kadınlar alsın diye yapılmış. Üstelik şortu da lacivert giydiler ve beni deli ettiler, bari şort sarı olsaydı... Beyaz formaya hiç girmiyorum, bir zamanlar bu takımın renkleri sarı-beyaz olabilir ama artık değil... Proton logolu formalarımızı çok severdim, onları da hatırlamış olalım...

 

Maça gelecek olursam... İlk yarı 3-0 biterdi, Volkan müthiş oynadı ve farkın açılmasını önledi. Devamlı hücum için saldırdığından bu kadar pozisyon verdin desen, o da değil... İlk yarıda Meireles'in pozisyonu dışında doğru düzgün atak yok... Üstelik bu PSV, Strootman, Lens ve Mertens gibi önemli oyuncularını sattı, eski gücünde değil. Ersun Yanal'dan hücum futbolu oynatmasını bekliyoruz, ama o sağ bekte maça Bekir İrtegünle başlıyor. Gökhan Gönül'ün yokluğunda bu takımın sağ bekinde Mehmet Topuz oynamalıdır... Yeni sol bekimiz de stoper özelliği olan bir isim, defansta 4 stoperle oynadık ilk 45 dakika. Orta saha, soldan sağa, Caner-Cristian-Emre-Meireles-Kuyt'tan oluşuyor. Bu 5'li sezon boyu kaç gol atabilir? (Bilerek 4-3-3 yazmadım, Fenerbahçe'nin ileri ucunda mücadeleci yapılarıyla öne çıkan Caner ve Kuyt'ın olmasını kabullenemiyorum) Takımda o kadar merkez oyuncusu var ki... Bir sayalım, Emre, Meireles, Cristian, Alper, Holmen, Mehmet Topal, Salih, Selçuk, Mehmet Topuz... Tam 9 futbolcu. Hepsi önemli oyuncular. Ama bana göre şu anki hallerinin toplamı, 2005/06 sezonundaki Appiah+Aurelio etmez... Nasıl bir yanlış yapılandırmadır bu?

2010'da Galatasaray maçına, ileride Niang, arkasında Alex, açıklarda Stoch ve Dia ile başlayan Aykut Hoca'nın (O maç 0-0 bitmiştir ayrı konu) ilerleyen zamanlarda beni en çok sinir eden özelliği, takımı "düze yakın" orta saha oyuncularıyla doldurması oldu. Eyvallah bu oyuncular iyi oyuncular fakat hiçbirinin tekniği vasatı aşamıyor. Eskiden saatlerce iki yıldız, "gerçek topçular" bir arada oynar mı tartışması yapılırdı. Tümer-Sergen gibi... Yahu ikisini geçtim bizde biri yok. Dua edelim Fenerbahçe bu kadrosuyla maçlarda geriye düşmesin. Öne geçtiği maçları öyle veya böyle kazanır ama 1-0, hele 2-0 geriye düştüğünde bekle ki oyun dönsün...


PSV'ye gol atamadan yenilmemiz iyi oldu, 1-2 milyonu düşünmeyip bir transfer yapılacaktır en azından... Düşünsene zayıf rakipleri 4'er golle geçtikten sonra PSV'yi de 3-0 yendiğimizi... Ortalık "Fenerbahçe'nin kadrosu, Galatasaray'dan daha iyi, transfere gerek yok" diyenlerle dolup taşacaktı.

Son söz, takımın defansı bugün 10 üzerinden 3'ü bile hak etmedi. Zamanında Ankaragücü'yle 72, Gençlerbirliği'yle 76 golü yakalayan Ersun Yanal, inşallah takımın defansif zaaflarını "denge futbolu"yla çözmeye çalışmaz çünkü önümüzde gol atamayan Eskişehir örneği de var... 2. devrede sadece 16 gol atabilen, bu 17 maçın 8'ini gol atamadan tamamlayan takım. Her şey Ersun Yanal'ın elinde, defansa mı, ofansa mı ağırlık verecek, önümüzdeki aylarda göreceğiz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder