10 Temmuz 2013 Çarşamba

Hangi Ersun Yanal?


Ersun Yanal'ın hayali sonunda gerçekleşti ve Fenerbahçe artık ona emanet... Lafı uzatmak istemiyorum ve başlıktaki soruyu soruyorum, hangi Ersun Yanal?

Futbolseverler olarak biz onu hücum futbolu oynatan bir teknik adam olarak tanıdık, sevdik. Onun yönetimindeki Ankaragücü, 2000/01 sezonunu 65 gol atarak tamamlamıştı. Kalelerinde 59 golü görünce ilk 5'e giremediler. 2001/02 sezonundaki Ankaragücü daha da başkaydı. Augustine'li, Hakan Keleşli, Kennedy'li kadroyu kim unutur? Hele sezon başlangıçlarını... İlk maçta deplasmanda Antalyaspor'a 8 atmışlardı... 2. maçta da Ankara'da Malatyaspor'a 6 gol... Lig tarihinde böyle bir başlangıç çok azdır, belki de yoktur. Yılmaz'ın müthiş frikikleri ve uzaktan şutları da cabası... 3. haftada ise lige fırtına gibi giren Ankaragücü'nü Kadıköy'de ağırlamıştık. Maçı nerede ve kimle izlediğim daha dün gibi aklımda. Maçın ilk bölümünde birbirinden güzel 3 golle büyük avantaj yakalayınca, Ersun Yanal'ın da yapacak bir şeyi kalmamıştı. Zaten Ankaragücü'nün o dönemki Brezilyalı kalecisi de bayağı kötü goller yemişti. Lige böyle başlayan takım, sezonu 72 golle kapatmıştı. Galatasaray son maçta Yimpaş Yozgat'a 5 atmasa, ligin en çok gol atan takımı olacaklardı. Yine kendi kalelerindeki zaafiyet yüzünden ilk 3'e giremediler, 4. oldular.

Ersun Yanal'ın Gençlerbirliği dönemi, futbol kamuoyu tarafından daha iyi biliniyor. Özellikle de Avrupa'da alınan başarılı sonuçlar sayesinde. Bu nedenle ayrıntıya girmeme gerek yok ama 2002/03 sezonunda şampiyon Beşiktaş 63 gol atarken, ligin açık ara en fazla gol atan takımı Gençlerbirliği idi. Atılan 76 gole karşılık yenilen 40 gol, 36 averaj...

Geçenlerde spor yazarı Hakan Can, Ersun Yanal'lı Fenerbahçe'nin 20 puan daha fazla toplayacağını ve bu sezon attığı gol sayısına +30 ekleyeceğini iddia etti. İnşallah Hakan Can'ın dedikleri gerçekleşir ama ben bu konuda pek ümitli değilim...

Hangi Ersun Yanal diye sormamın ve bu yazıyı yazmamın da sebebi bu. Çünkü Ersun Hoca'nın kariyerinin ilerleyen dönemlerine baktığımızda, atılan-yenilen gol dengesi açısından daha ortalama takımlar yarattığını görüyoruz. 

Biz Ersun Yanal'ı farklı olduğu için sevdik. 2 ayrı Anadolu takımıyla 70 gol barajını aşması... Gençlerbirliği döneminde gayet güçlü kadrolara sahip Blackburn, Sporting Lizbon, Parma gibi takımları 3'er golle geçmesi... UEFA şampiyonu Valencia'yla başa baş oynaması...

Bir adam düşünün, sıkı futbolseverken, son 10 yıl Türk futbolunu takip etmemiş olsun... Ersun Yanal denince aklına hep o gollü maçlar gelecektir. Peki Eskişehirspor'un bu sezon ligin 2. yarısında kaç gol attığını biliyor musunuz? Sadece 16... Maç başına 1 gol ortalama bile yok. Onu geçtim, bu 17 maçın 8'inde takım gol atamamış. 4 maç ise 0-0 bitmiş... Bilmeyen de o dönemki Ankaragücü kadrosu, şu anki Eskişehir'den çok daha iyi zanneder. Ersun Yanal'ın Trabzonspor, Manisaspor dönemlerindeki istatistiklere bakıldığında da bazı şeyler net olarak görülüyor. Ersun Hoca sanki hücum futboluyla bir yere gelinemeyeceğine kanaat getirmiş ve yıllar geçtikçe savunmaya daha fazla önem vermiş. Maçları 4-4, 4-2, 8-1 vs. biten hocanın iddaa deyimiyle "altçı"ya dönüşmesini başka türlü açıklayamıyorum.


Hadi bunları bir kenara koyalım... Ersun Yanal'ın beyanatlarında olduğu gibi gerçekten hücum futbolu oynatmak istediğini düşünelim. Kadroya bakınca içimi karamsarlık kaplıyor, adeta Ahmet Haşim'e dönüşüyorum... Gol sayısında dibe vuran, 34 lig maçında sadece 56 gol atabilen bir takım devralıyor Ersun Hoca. Eldeki oyuncularla 80-90 gole çıkmak imkansız bence... Dönüp dolaşıp yine aynı noktaya geliyorum kusura bakmayın ama bana Fenerbahçe'de oyuna girip maçı çevirebilecek tek bir adam söyleyin? Tek bir futbolcu diyorum... Stoch demeyin, 15 aydır golü yok. Belki Sezer'di, o da gitti... Sevdiğim ve özellikle bu sezon çok başarılı bulduğum Caner Erkin'in duran top kullandığı bir Fenerbahçe'den söz ediyoruz. Meireles, Cristian gibi isimler satılmalı ve Fenerbahçe'nin en azından Milan Rapaic ayarında bir yıldızı olmalı... Belki biraz daha ofansif oynayabiliriz bu sezon ama bence eninde sonunda Ersun Yanal da Aykut Kocaman'ın son 2 yıldaki dengeli, "Pas yap, gol olana kadar sabır, sabır, sabır" oyununa yaklaşacak. Meireles'le, 33'üne gelen Emre ve Kuyt'la, çakma Alex-Aurelio karışımı Cristian'la fazlası mümkün görünmüyor. Dikine oynamasını sevdiğim Alper Potuk kendini aşarsa, Emre'leri kesip Salih'i oynatırsa, Stoch yeniden patlarsa, bilmem kim coşarsa... Sa, sa, sa... (Bu kısmı sadece Cardozo transferi yapılacağından hareketle yazıyorum. Gerçi onun frikikleri iyidir ama bize 2000/01 sezonunda Mustafa Denizli'nin sahip olduğu yaratıcılık gerekiyor)

Fenerbahçe taraftarı farklı galibiyetler istiyor, frikik golleri istiyor, Pierre van Hooijdonk'u, daha öncesinde Revivo-Rapaiç'li dönemi özlüyor... Yaşça büyükler 103 gollü 1988/89 sezonunu... 

Son olarak Ersun Yanal'ın bana göre en büyük avantajı, takımın Avrupa kupalarına gitmeyecek olması. Bana kalsa son 2 yılda kazanılan Türkiye Kupası'ndan da çabucak elenirim ve sadece 34 maça odaklanırım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder