31 Mayıs 2009 Pazar

Tim Cahill


5 sezondur Everton'da oynuyor, yaşı da 30'a geldi, hadi Cahill gel Fener'e diyoruz...

Haberi Alınca Yüklendik


Selçuk Şahin'in dün akşamki maç ile ilgili açıklamasının Fenerbahce.org'daki başlığı. Aslında Fenerbahçe'nin bütün bir sezonunu açıklıyor. Galatasaray önce geçince, daha fazla yüklenmişler. Bütün sezon dedik, bu oyuncular, hatta taraftarlar maç seçiyor dedik, kimseye inandıramadık. Kendi ağzıyla itiraf etmiş bunu Selçuk. Yahu sen adam gibi oynasana, ne yani Galatasaray gol atmasaydı beraberliğe razı mı olacaktın Trabzonspor maçında?

http://www.fenerbahce.org/fb2008/detay.asp?ContentID=15916

Ertuğrul Sağlam


Beşiktaş'ın başında kalsaydı şu an Beşiktaşlılar seviniyorlar mıydı bilinmez ama bir gerçek var, son 18 haftaya damgasını vuran teknik direktördür Ertuğrul Sağlam... Bursaspor'un başında 18 lig maçına çıktı ve 10 galibiyet, 6 beraberlik, 2 mağlubiyetle sezonu tamamladı. Yani 36 puan toplamış Bursaspor. Diğer takımlara bakalım, Beşiktaş aynı dönemde 43, Sivasspor 32, Trabzonspor 31, Fenerbahçe 29, Galatasaray 28 puan toplamış. Son 18 hafta değerlendirilse şimdi Bursaspor Şampiyonlar Ligi'ndeydi fakat ondan önceki kötü durum sebebiyle Avrupa'da yok önümüzdeki sezon Bursaspor...

Patrick Kluivert


Benim için efsane bir isimdir Kluivert. Bir ara uzun uzun ya buraya, ya da sözlüğe yazacağım bir şeyler onun hakkında. En son 28 yaşında Portakallar'ın formasını giymesine karşın hala en çok gol atan futbolcu Hollanda'da...

Ne Olacak Bu Fenerbahçe'nin Hali?


Fenerbahçe en son Daum gelmeden önce (2002/03 sezonu) 6. olmuştu ve sonraki 5 sezon hep ilk 2'ye girdi. Ekonomik olarak rakiplerinden bu kadar üstünken, bundan da doğal bir şey yoktu. 5 sezon aradan sonra Fenerbahçe yine ilk 2'ye giremedi ve 4. oldu. Bu sezon yapılan hataları çok konuştuk, önemli olan artık bundan sonrası.

Birçok sorun var Fenerbahçe'nin önünde. Başkan, köklü değişikler yapılacak dedi ama nasıl yapılacak? Öncelikle teknik direktör ile yolların ayrılması gerekiyor. Yapılacak ilk iş, "takım kadrosuna göre sistem kuracak bir antrenör getirmek". Fenerbahçe'nin sene kaybına tahammülü yok, deneme tahtası da değil burası. Aragones kalsaydı 2-3 yıl daha belki sistemini oturtacaktı fakat dediğim gibi olan taraftara oluyor. Onun için eldeki kadroya göre sistem kuracak, oyuncularla iyi anlaşabilen bir antrenör gerekli. Geçen gün başkanı dinledim, 6+2 anlayışı olduğu için, +2 vasat futbolcular olacak gibi bir açıklama yaptı. Yani 8 tane çok kaliteli yabancı almanın yanlış olduğunu söyledi +2 olayı varken. Dolayısıyla sahadaki 6 yabancının çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Takımda direkt ilk 11 oynayabilecek türk oyuncu alınabileceğini sanmıyorum, belki Mehmet Topuz olabilir. Sakat Edu kalacak mı, Deivid'in durumu ne olacak, sözleşme yenilenen Alex ve Roberto Carlos ile yola devam edilecek mi, bunlar bütün sezonun kaderini etkileyecek sorular. Yaz uzun, tartışacak bol vakit var.

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Christina Hendricks


Tek kelimeyle hastasıyım. Mad Men'i izleme sebeplerimden biri.

Kıyamam


Figocan Euro 2004 finali sonrası bu halde. Kupaya bakamıyor bile. İbrahim Erkal'ın bir şarkısı vardır, "Sen aldırma, giderim buralardan, bir pantolon, bir ceket" demek istiyorum kendisine...

Mourinho&Kezman


Mourinho zamanında uyarmış görüldüğü gibi Kezman'ı. Fakat Kezman onu pek dinlememiş anlaşılan. Ne diyor sizce Mourinho ona?

- Bak koçum, bugünlerine dua et, Fenerbahçe ve PSG'de rezil olacaksın, demedi deme!

Çaresiz Vonk


Fransa 98'de yeni yeni parlamaya başlayan TH14'ün Güney Afrika maçında attığı gol. Aradan 11 yıl geçti ve ben Henry'mden bugün de bir gol bekliyorum Manchester karşısında...

Bir Penaltı Neler Değiştirir?


Temmuz 1998. 11 yıl olmuş ve Fransa 98, Euro 2000 ile birlikte en sevdiğim turnuva olduğundan, daha dünmüş gibi aklımda bu an. Çeyrek finalde Fransa ile İtalya karşılaşıyor. İtalya, turnuvanın flaş ismi Vieri'nin golüyle Norveç'i, Fransa ise Blanc'ın altın golüyle Paraguay'ı eliyor bir önceki turda. Maç penaltılara gidiyor ve son penaltıyı Luigi Di Biagio kaçırıyor. Sonrası bildik hikaye, Zidane ve saz arkadaşları başarıdan başarıya koşuyor. Eğer Di Biagio bu penaltıyı atsaydı, futbolda çok şey değişecekti belki de... Fotoğraf her şeyi özetliyor zaten.

26 Mayıs 2009 Salı

Ne Farkeder



Bu şarkıyı bayağı sevsem de uzun zamandır dinlememiştim, birden aklıma geldi ve bloga da koymak istedim. Dinleyin, dinletin...

En Ucuz Kombine 700 TL


Evet, kötü bir sezon geçiren Fenerbahçe'nin önümüzdeki sezon için kombineleri satışa çıkıyor, fiyatlar da açıklandı. Telsim Tribünü'nün (yeni adıyla Türk Telekom Tribünü) kombineleri 700 TL. Yaklaşık %15 zam yapılmış. Maraton Üst A ve B Bloklarını, yeni düzenlemelerle "Taraftar Blokları" adı altında Genç Fenerbahçeliler ve KFY'ye ayırdılar, geçende de bahsetmiştim. Kombine alımında en çok öğrenciler sıkıntı çekiyor ve öğrenciler için hiçbir uygulama yapmıyorlar. Örneğin; Galatasaray'da açık tribün öğrenciye 500 YTL iken, normalde 800 YTL idi. Fenerbahçe de böyle bir şey yapabilir, yapması da gerekir...

http://www.fenerbahce.org/fb2008/detay.asp?ContentID=15842

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Özlenilen Tofaş

Fulham'ın Sezonu


Premier Lig'in 2008/09 sezonu tamamlandı ve Fulham 7. olarak, ilk defa düzenlenecek UEFA Avrupa Ligi'ne katılmaya hak kazandı. Baktığımızda Fulham'ın 8 gol atan bir ismi yok. Andy Johnson ve Clint Dempsey 7'şer gol attılar. Fulham en az gol atan 7. takım, küme düşen Newcastle'dan bile az gol attılar. Fakat ligin ilk 3'ü dışında en az gol yiyen ekip de onlar. Sadece 3 kez 3 gol yemişler, 4 ve üzeri gol hiç yememişler. Teknik direktör Roy Hodgson'ı kutlamak lazım. Yılın en flaş ekiplerinden biri onlar hiç kuşkusuz...

24 Mayıs 2009 Pazar

Rangers Şampiyon...


Glasgow Rangers bugünkü galibiyetiyle 3 yıl aradan sonra şampiyon oldu. Bir Celticli olarak üzüldüm gerçekten fakat bu sene onlar daha çok haketmişti bence, kutluyorum tüm Rangerslıları... Rangers'ın golcüsü Kris Boyd da 26 golle gol kralı oldu İskoçya'da.

Böyle mi Olacaktı?


Evet, sonunda düştü Newcastle United. Hull City'nin Manchester United'a yenilmesine rağmen, onlar da Aston Villa'ya mağlup olunca, Middlesbrough ve West Bromwich Albion ile birlikte bir alt lige düştüler. Shay Given Manchester City'ye verildiğinde anlamıştım aslında ben böyle olacağını. Bilmem kaç milyon pound'a alınan Coloccini, Damien Duff, Nicky Butt, Obafemi Martins, Michael Owen, Alan Smith, Mark Viduka ve Ameobi... Tabii son haftalarda takımın başında olan efsane Alan Shearer'ı unutmamak lazım. Çok büyük ihtimal dağılacaktır bu kadro ve bu kadronun düştüğü unutulmayacaktır uzun zaman...

İyi Oynayan Değil Kazanması Gereken Taraf Kazandı


Aslında bu akşamki düşüncem Fenerbahçe'nin maçını izlemekti fakat babamın ısrarıyla derbiyi izledim. Maç beklediğimden iyi geçti, özellikle de Galatasaraylı futbolcular kendilerinden beklenmediği kadar iyi oynadı. Beşiktaş'ın iyi oynadığını söylemek zor ama gerekli mücadeleyi gösterdiler. Sonuçta bu dakikadan sonra güzel futboldan çok doğru futbol önemli. Bu konuda objektif davranamıyor olabilirim ama Rüştü çok kritik kurtarışlar yaptı, Orkun Beşiktaş'ta, Rüştü Galatasaray'da olsaydı, bu maç bu şekilde sonuçlanmazdı. İki takım da birçok kontratak yakaladı, ben daha az pozisyonlu bir karşılaşma olmasını bekliyordum açıkçası. Yanılmıyorsam Bülent Korkmaz hiç oyuncu değişikliği yapmadı, bayağı şaşırdım bu duruma. Beklenilen oldu ve kazanması gereken taraf kazandı diyebiliriz. Bu sonuçla Beşiktaş bana göre %95 şampiyon oldu...

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Müjdat&Tanju

Biletler 90 TL


Bilet fiyatlarının, "nasıl olsa stad full dolacak" düşüncesiyle belirlendiğini anlayabilmek zor değil. Zaten Beşiktaş'ın açık tribünlerdeki kombine fiyatlarının ucuzluğu düşünüldüğünde, kombine parası 5-6 maçta çıkıyor. Tabii şampiyonluk maçı, kimsenin 90 TL'nin hesabını yapacağını sanmıyorum. Olan Galatasaraylılara oldu, o kadar para verirler mi, tartışılır...

VIP Üst B-E: 750 TL
VIP Üst A-F: 500 TL
VIP Alt A-F: 425 TL
VIP Alt B-E: 450 TL
VIP Alt C-D: 500 TL
Numaralı Orta: 425 TL
Numaralı Kenar: 375 TL
Kapalı Üst: 300 TL
Kapalı Alt: 250 TL
Yeni Açık: 90 TL
Eski Açık: 90 TL
Rakip takım: (Eski Açık) 90 TL

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Taraftar Tribünü


Fenerbahçe'nin önümüzdeki sezondan itibaren Maraton üst A ve B bloklarının adı "Taraftar Tribünü" oldu. Resmi sitede bu şekilde yazıyor. Yani kısaca deniyor ki, bu iki blok dışındakiler taraftar değildir, seyircidir. Genç Fenerbahçeliler, Kfy ve onlar gibi maç boyu tezahürat yapanlar Taraftar Tribünü'nden kombine alacaklar önümüzdeki sene. Bilet fiyatları ise şu şekilde;

A blok - 800 ve 900 tl
B blok - 900 ve 1000 tl

http://www.fenerbahce.org/fb2008/detay.asp?ContentID=15762

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Leighton Meester


Aşkım ya, bi tanem :)

Ah Şu Sakatlıklar


Bazı futbolcular takım için çok önemlidir, takımın yarısıdır. Bu gencimiz de onlardan biriydi. 1984 doğumlu İbisevic, oynadığı 17 maçta 18 gol attı ve en son 14 aralıkta Schalke maçında oynadı. Onun oynadığı 17 maçın 11'ini kazandı Hoffenheim, 2'sinde berabere kaldı, 4'ünde yenildi. O sakatlandıktan sonra ise, oynanan 16 maçın sadece 3'ünü kazandı Hoffenheim. 8'inde berabere kaldı ve 5'inde yenildi. O sakatlanmasaydı, şimdi Hoffenheim belki de Wolfsburg'un önünde olacaktı, o da rekor bir golle gol kralı olacaktı fakat ah şu sakatlıklar...

United Şampiyon!


Manchester United'ı hiç sevmem fakat adamlar hak ederek şampiyon oldular yine, tebrik etmezsek ayıp etmiş oluruz.

Ayvalıkgücü-Kağıtspor


Bu yazıyı Yerel Futbol için yazmıştım, buraya da koyayım dedim...

Efkan Abi'yle uzun yıllardır tanışmıyoruz, fakat kısa sürede çok sevdim kendisini. Bugün maça geleceğini söyledi, ben de Eyüplüyüm, yıllardır Eyüpspor'un maçlarını izlediğim stadda onunla maç izlemek istedim ve maç saatine doğru buluşup stada doğru yola koyulduk. Esasında amatör futbolla ilgilendiğimi söylersem yalan olur, takımların isimlerini de bilmiyorum maç öncesi. Efkan Abi'nin yardımıyla takımları ve futbolcuları kısaca tanıdım maç öncesi.

Maç beklediğim gibi başladı aslında, karşılaşmanın ilk yarısında iki ekipten birinin üstünlük sağladığını söyleyemeyiz. İzlediğim alt lig maçlarının -özellikle de elemeli olanların- ilk yarıları bu şekilde geçmiştir. Mesela şu anda da Kasımpaşa-Altay maçı uzatmalarda, gündüz de Karşıyaka-Bolu maçı uzatmalara gitti. Bu karşılaşmanın da bu şekilde kontrollü geçmesini bekliyordum, öyle oldu.

2. yarıda hatta yanımdakilere söyledim, "bu maç 0-0 biter" dedim, fakat Ayvalıkgücü pozisyonlar bulmaya başladı. 60. dakika sularında önemli bir pozisyonu değerlendiremedi Ayvalıkgücü. Sonra da golü geldi ekibin. Fakat bence golde kalecinin büyük hatası vardı. Pek tabii tek maçını izlemekle yorum yapmak doğru olmaz, belki normalde çok iyi oynuyordur, bugün kötü gününe denk gelmiştir fakat Kağıtspor'un daha iyi bir kalecisi olsaydı bugün, bu maç böyle bitmeyebilirdi. Ortalama bir 2. lig kalecisi o golü yemezdi benim görüşüm.

Maç böyle bitecek derken -hatta Kağıtspor'un kalecisi de çıktı bir pozisyonda ileriye- Kocaeli ekibi birçok pozisyon buldu ve uzatmaların 3. dakikasında golü buldu. Hatırladığım kadarıyla ceza sahasının solundan bir futbolcu orta-şut karışımı denedi sol ayağıyla, kale dibinde tamamladı bir takım arkadaşı ve maça eşitlik geldi. Yıllar önce Şampiyonlar Ligi'nde Manchester United'ın uzatmalarda 2 gol atarak Bayern Münih'i yendiği gibi, az kalsın Kağıtspor da Ayvalık'ı yeniyordu uzatmalarda fakat uygun pozisyonda kafa vuruşu az farkla dışarı gitti.

Tabii bugün çok sıcaktı, sık sık ara verdi hakem. Uzatmaların ilk 15 dakikasında önemli bir pozisyon yaşanmadı, ben de dahil herkes penaltılara gitmesini istiyordu karşılaşmanın fakat maçın ikinci 45 dakikasında olduğu gibi, uzatmaların ikinci yarısında da Ayvalıkgücü üstündü. Bence de karşılaşmayı hak eden taraftı. Önce bir serbest vuruş organizasyonu sonucu gol geldi, o moral bozukluğuyla -ki maçın bitmesine 4-5 dakika kalmasının verdiği panik de vardı- kaleci çok büyük bir hata yaptı ve Kağıtspor kalesinde 3. golü de gördü.

Ayvalıkgücü maç 3-1 önde olduğu halde gereksiz hatalar da yaptı baktığımız zaman. Örneğin, Ayvalıkgücü'nün beğendiğim 6 numaralı futbolcusu -kırmızı bandana takan ve uzun saçlı olan, ayrıca maçta en çok beğendiğim futbolculardan biriydi- gereksiz bir sarı kart gördü ve sonrasında serbest atış kullandı rakip, az kalsın gol oluyordu ve 3-2'de yine panikleyebilirlerdi.

Fakat maç bu şekilde bitti. En sevdiğim olay ise, maç sonunda hiçbir olay yaşanmamasıydı. Van-Eyüp maçında olanları gördükten sonra, hep bugünkü gibi karşılaşmalar izlemek istiyoruz Türkiye'de...

15 Mayıs 2009 Cuma

Ben Bugün


Öncelikle Yalın kusura bakma. O kadar borcum var, gidip de albümünü alamadım. Ama çıktığı gibi indirdim hemen, Ekşi Sözlük'e de tek tek uğraşarak yazdım sözlerini. Saatlerdir de dinliyorum.

Yalın'ı erkekler fazla sevmezler. Zaten sevenler çok severler, sevmeyenler "ııyyyy Yalın mı?" derler. Yalın, Candan Erçetin'den sonra en sevdiğim pop şarkıcısıdır. Bundan önceki 3 albümündeki şarkıların çok büyük bir bölümünü ezbere bilirim, çok severek dinledim yıllar yılı. Bu albümü de beğendim diyebilirim. En azından kesinlikle hayal kırıklığı yaratmadı, beklentimi karşıladı. Dinleyin, dinlettirin diyorum...

Albümdeki şarkılar şu şekilde;

1. Başka Hayatların Kadını
2. Uzaktan Dünyalı
3. Nerden Nereye
4. Nezaketten
5. İki Kişi
6. Ah Be Kardeşim
7. Ask İstiyoruz
8. Ki Sen
9. Bit Pazarı
10. Terazi
11. Duyulurum
12. Bir Tek Sen Eksiksin

Evleniyorlar!

Blogu boşladığımın/boşladığımızın farkındayım. Sözlükte uzun bir süredir yoktum ve acayip bağımlılık yaratan bir yer olan sözlük, beni adeta esir aldı son zamanlarda. Üstüne bir de 24 Nisan tarihine kadar bir kez bile izlemediğim Lost'u izlemeye başladım ve 5. sezonu da bitirmek üzereyim bu günlerde...

Uzatmadan konuya geleyim. Ekşi Sözlük'ün herkesce tanınan, bana göre en iyi yazarlarından biri olan İch evleniyor. Aslında kendisiyle tanışalı çok uzun bir süre olmadı. 9.5-10 aylık bir süredir tanışıyoruz, fakat kısa sürede İch çok sevdiğim bir abim oldu. Gerçi heyecanlıyım, ilk defa annem/babam olmadan bir nikaha gidip, takı merasimine katılacağım. Tabii onlar kadar heyecanlı olamam. Buradan da duyurmak istedim, bir ömür boyu mutluluklar diliyorum ikisine de...

8 Mayıs 2009 Cuma

Fevzi Layiç


Onu çoğunluk hatırlamaz. Fotoyu da Facebook'ta adına kurulan gruptan aldım. 1970 doğumlu. Kariyerinde yükselişi Karabükspor'un 1993/94 sezonu başı 1. Lig'e yükselmesiyle oluyor. Bir sezon 1. Lig'de oynadıktan sonra 2 sezon 2. Lig'de Sakaryaspor forması giyiyor ve 1996/97 sezonu başı Fenerbahçe'ye transfer oluyor. O sezon 7 lig, 2 Türkiye Kupası maçında Fenerbahçe'nin kalesini koruyor. Murat Şahin 3. kaleciydi o sezon. 3 Beşiktaş, 1 Galatasaray maçında görev alıyor. Bir sonraki yıl da Fenerbahçe kadrosunda bulunuyor fakat hiç forma şansı bulamıyor ve Fenerbahçe'den ayrılıyor. Çeşitli ekiplerde oynadıktan sonra şimdi 39 yaşında ve Gaziosmanpaşaspor'un kalesini koruyor.

Kendisiyle ilgili kişisel fikrimi söyleyecek olursam, öyle aşırı derecede yetenekli bir kaleci değildi. Şimdiki adıyla Bank Asya ayarında bir isimdi bana göre. Fenerbahçe'ye transfer olarak da kariyer zirvesini yaptı.

Bremen Finalde


Bremen'e 3-4 yıldır büyük sempati duyuyorum. Özellikle adamım Diego ve Thomas Schaaf'ın oynattığı oyun sayesinde. Bugün yine koyuldum maçı izlemeye. İtv SPORT adlı kanalda izledim karşılaşmayı net üzerinden. Nette yüzlerce maç izledim, ilk defa bir kez bile kesilmedi yayın. Maça da 2.5 üstü oynamıştım.

Gayet zevkli bir karşılaşma oldu. Beklediğim gibi bol gollü geçti. Olic'in ilk golü güzeldi. Diego da aynı güzellikte bir golle karşılaşmaya eşitlik getirdi. O golü her futbolcu atamaz, Diego kendini gösterdi. O gol olmasaydı, belki de şimdi turu Hamburg geçmişti. Maç böyle giderken sahneye Pizarro çıktı uzak bir mesafeden kaleyi yokladı ve seken top ağlarla buluştu. Son dakikalara da bol pozisyonla girildi, verilmeyen goller vardı. Bremen'in 3. golünden sonra her şey bitti dedik fakat Olic hemen cevap verdi ve son saniyelere de büyük heyecanla girildi. Hamburg kalecisi Rost uzatma dakikalarının büyük bir bölümünü rakip yarı alanda geçirdi. Hatta son saniyede topa vurdu, penaltı gibi gördüm fakat tekrarını izleyemediğim için tam yorum yapamayacağım.

Bu arada Diego gördüğü sarı kartla cezalı duruma düştü ve final maçında oynayamayacak...

7 Mayıs 2009 Perşembe

Yazık Oldu


Bana kimse şimdi hikaye anlatmasın. Tur Chelsea'nin hakkıydı. Hiddink ve ekibi 180 dakikada çok iyi iş çıkardı. Barcelona Henry'nin yokluğunda tökezledi. Real Madrid'e deplasmanda 6 gol atan takımın Chelsea'ye 2 maçta attığı gol sayısı 1. O da 93. dakikada... Chelsea'de en beğendiğim isim Bosingwa'ydı. Ballack ve Lampard beklenileni veremedi. Barcelona cephesinde ise, özellikle Yaya Toure çok iyiydi. Onun dışında Sabri Sarıoğlu muamelesi gören Victor Valdes, İniesta, Xavi gibi isimler de bayağı iyilerdi. Eto'o, Messi (son dakikada verdiği pas haricinde), Dani Alves yokları oynadı. Hiddink, Messi nasıl etkisiz hale getirilirin dersini verdi dün akşam. Bu sene gösterdiği performansa baktığımızda Barcelona finali hatta kupayı haketti şimdiden. Fakat 180 dakikaya baktığımızda, Chelsea'ye yazık oldu. Hakemlerle ilgili konuşmayı sevmiyorum ama biraz daha dikkatli olsa tur şimdi Chelsea'deydi...

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Amanda Harrington

Dev Maç Öncesi


Barcelona'nın bu sezon oynadığı futbol bundan yıllar sonra çocuklara anlatılacaktır herhalde. Dolayısıyla Barcelona üzerine fazla konuşmaya gerek yok. Chelsea'de ise teknik direktör değişiminden sonra hakikaten değişim yaşandı. Hiddink bir numaralı hocamdır, kendini burada da gösterdi. Küçüklüğümden beri çok güçlü takımları sevmem, Almanya'da Bayern yerine Dortmund'u, İngiltere'de 4 büyük yerine Newcastle'ı, İtalya'da Parma'yı tutarım. Ha Fenerbahçe'yi niye tutuyorsun diyenler için de, Fenerbahçe'yi neredeyse emeklediğimden beri tuttuğumu belirteyim :) Barcelona özellikle Kluivert-Rivaldo'lu dönemde en sevdiğim takımdı, büyük sempatim vardır fakat Real Madrid'e duyduğum nefret son yıllarda, özellikle de bu yıl onlara geçti. Chelsea gibi takımlardan nefret eden ben, bu akşam Chelsea'ye tutacak hale geldim Barcelona sayesinde. Bir yanda Hiddink var, bir yanda Henry... İlk maç gibi bu maçın da 2.5 altı biteceğini düşünüyorum. Ama inşallah tam tersine bol gollü bir maç izleriz.

Anlaşılmaz Bilet Fiyatları


Fenerbahçe için sezon bitti. Ki iddiamız olduğu zaman bile derbiler ve Avrupa Kupası karşılaşmaları haricinde stat dolmuyor, bu bir gerçek. Buna rağmen Denizlispor maçının bilet fiyatları yine 44 TL olarak belirlenmiş. En azından öğrenciye %50 indirimli yapar insan. Stadın boş kalmasının ne mantığı var ki? Bu yönetimi anlamak çok zor çok...

Kaçırılmayacak Fırsat


Protokol Vip B1: 250 TL
Takım Arkası Vip 3: 100 TL
Saha İçi Localar: 100 TL
Pota Arkaları: 75 TL
Tribünler
G-1, G-3, G-5, A-1, F-1, H-1: 50 TL / Öğrencilere 25 TL

Evet, Fenerbahçe Ülker'in play-off maçları için kombine fiyatları bunlar. Bence öğrenci fiyatları çok ucuz, İstanbul'da olan ve gidebilme imkanı olan her Fenerbahçelinin alması lazım...

Fenerbahçe'nin 94/95 Kadrosu


Öncelikle belirteyim bu sezon Fenerbahçe için çok da iyi geçmemişti. Beşiktaş şampiyon olmuştu, Fenerbahçe ise liderin 12 puan arkasında 4. tamamlamıştı ligi. Tek teselli Aykut'un Boliç'in 1 gol önünde gol kralı olmasıydı.

Kadroyu yazacak olursam, sol baştaki kişiyi tanımıyorum. Hemen yanındaki Tayfur. Kim bilebilirdi ki daha sonra Beşiktaş'a gideceğini ve uzun yıllar kaptanlık yapacağını. Tayfur'un yanındaki amcayı da tanımıyorum. Onun hemen yanındaki İmparator Oğuz. Oğuz'un yanındaki, o zamanlar çok genç olan Murat Şahin. 4. kaleci olmalı. Onun yanındaki kaleci Kazım. O da 3. kaleciydi. Kazım'ın yanındaki Cemil Turan. Sıradan Müjdat, Semih Yuvakuran, Kemalettin, Pingel, Rüştü. 88'liyim ben, dolayısıyla bu kadro en çok sevdiğim kadrolardan biridir. Pingel'i bile çok severdim :) Rüştü'nün yanındaki isim de Holger Osieck.

Alta geçersek, baştaki Cem Pamiroğlu. Osieck'in yardımcısı olmalı. Yanındakini tanımıyorum. Onun yanındaki o zamanlar çok sevdiğim Ali Nail. Ali Nail'in yanındaki futbolcuyu tanımıyorum. Onun sağındaki Nuri Kamburoğlu. Aykut'un solundaki amcayı da tanımıyorum. Aykut'un sağındakiler ise, İlker, o zamanlar iyi oynayan Mecnur, Hakan Tecimer ve Nielsen.

Alt sıra ise, Engin, yanındakini tanımıyorum, onun yanındakini de tanımıyorum, sağındaki Burhan olmalı, iki yaşlı amcanın arasındaki de Aygün.

Tabii o sene oynayıp da bu posterde olmayanlar var. Feyyaz, sadece 2 maç oynasa da Rıdvan, Uche, Emre Aşık, Asker Bülent, Toprak... Kadronun as isimleri şu şekildeydi; Engin, Uche, Feyyaz, Oğuz, Bülent, Aykut, İlker, Nielsen, Kemalettin... Diğer 2 isim ise değişiyordu...

Aykut 27 gol atmıştı, onu 13 golle Feyyaz, 9 golle Bülent, 6 golle Oğuz takip ediyordu.

Mircea Lucescu



Gerçi blog okuyucularının çoğu Lucescu'nun zamanında Fenerbahçe'de oynadığını biliyordur ama ben yine de bilmeyenler için koyayım dedim. Kemal Belgin'in yaptığı haber de süper bu arada :)

Üçü Bir Arada


Koca bir Barcelona efsanesinin özeti belki de...

Lejyonerlerimizin Form Durumları


Tugay Kerimoğlu: Tugay cephesindeki gelişmeleri herkes biliyordur herhalde. Tam 10 sezondur yurt dışında forma giyiyor (2 sene Glasgow, 8 sene Blackburn). Yaşı da 39'a geldi. Türkiye'de olsa, 3-4 sene evvel futbolu bırakmıştı herhalde. Kendisinden 1 yaş küçük olan Bülent Uygun yıllardır teknik direktörlük yapıyor. Bu sezon 26 lig maçında görev aldı, 14'üne sonradan girdi ve 1 gol attı.

Tuncay Şanlı: Tuncay çok büyük bir ihtimal bu sene takımından ayrılacak. Oynamış olduğu 30 lig maçında 6 gol attı, bunların 3'üne sonradan girdi. Geçtiğimiz sezon da 34 lig maçında 8 gol atmıştı. Newcastle, Everton, Tottenham gibi kulüplerden birine transfer olması çok iyi olacak.

İbrahim Kaş: Bu sezon sadece 7 maçta forma giydi. 5'ine ilk 11'de çıktı. Tabii daha 23 yaşında, önemli olan senede 25 maç ve üstü oynayabilmesi...

Marco Aurelio: Bilindiği gibi ağır bir sakatlık geçirdi Aurelio ve sezonu kapattı. 29 maçta 4 golü var. Takımında en çok süre alan 4. futbolcu.

Ersen Martin: 12 maçta görev aldı ve bütün maçlarda sonradan oyuna girdi. 289 dakika oyunda kalabildi. Tek golünü pazar günü attı.

Nihat Kahveci: Ah şu sakatlıklar olmasa neler yapar diyor insan... Bu sezon 16 lig maçında oynadı, 9'unda sonradan oyuna girdi ve golü yok maalesef.

Necati Ateş: Nereden nereye geldi diyebileceğimiz isimlerden o da... Bilindiği gibi 2. Lig'de Sociedad forması giyiyor. 29 maçta oynadı, 19'una sonradan girdi ve tek golü var. Bu hafta son dakikalarda attı o golü ve takımına beraberlik kazandırdı.

Nuri Şahin: Dortmund'da 21 maç oynadı bu sezon, 8'ine sonradan girdi. 1 golü var, Aralık ayında attı onu da.

Hamit Altıntop: Sakatlıklarla boğuşan bir oyuncumuz daha. 10 maç oynayabildi ligde, ve 6'sında sonradan oyuna girdi. 2 gol attı, bunlardan birini bu hafta sonu kaydetti. Takımının galibiyet golüydü.

Sinan Kaloğlu: 17 maçta forma giydi, 8'ine ilk 11'de başladı. 3 golü var, bunlardan birini deplasmanda Bayern'e atmıştı.

Ümit Özat
: Başına gelenleri herkes biliyor. 3 maç oynadı sezon başında...

Çağdaş Atan: 25 maçta forma giydi şimdiye kadar, 1'inde sonradan oyuna girdi. 2 gol kaydetti, biri Dortmund'a, diğeri Hertha Berlin'e. En istikrarlı lejyonerlerimizden...

Halil Altıntop
: 27 maçta forma giydi, bunların 7'sinde sonradan oyuna dahil oldu. Maalesef 4 gol atabildi. En önemli golünü geçtiğimiz ay Bayern deplasmanında attı, takımına 3 puan kazandırdı.

Yıldıray Baştürk: Fazla bir şey yazmak istemiyorum Yıldıray ile ilgili... 4 maçta forma giydi, sadece 1'inde ilk 11'de başladı. Golü yok. Bir an önce eski günlerine döner inşallah...

Mesut Özil: Aslında bu listeye koymam doğru mu tam olarak bilemedim ama yine de yazayım dedim. 88 doğumlu futbolcu, 24 maçta oynadı bu sezon şu ana dek, 18'ine ilk 11'de başladı. 3 gol attı.

Serdar Taşçı: Aynı şekilde Serdar'ı da almalı mıyım bilemedim. 27 lig maçında oynadı, 1 golü var.

Ali Güneş: Bilmeyenler için yazayım, kendisi 2. Lig'de Freiburg forması giyiyor. Sadece 7 maç oynadı ve 2'sinde sonradan oyuna girdi. 1 de golü var.

Mevlüt Erdinç
: O da ayrılacak büyük bir ihtimal takımından. 32 maçta oynadı ve 9 golü var.

Tümer Metin: 9 maçta oynadı, 4'üne sonradan girdi ve 2 gol attı.

Caner Erkin: Rusya'da ligler Avrupa'yla aynı vakitte oynanmadığı için geçtiğimiz sezonu da yazacağım. Caner geçtiğimiz sezon 18 maçta forma giymiş. Bu sezon ise geride kalan 7 maçta sadece 1 kez oynamış, onda da son dakikalarda oyuna girmiş.

Gökdeniz Karadeniz: Geçtiğimiz sezon 27 maçta oynamıştı ve 6 gol atmıştı. Bu sezon ise geride kalan 7 maçın 5'inde oynadı, 2'sinde sonradan oyuna girdi. Golü yok.

Hasan Kabze: Geçtiğimiz sezon 23 maçta oynamış, 2 gol atmıştı. Bu sezon ise sadece 3 maçta oynadı ve hepsinde son dakikalarda oyuna girdi.

Fatih Tekke: Geçtiğimiz sene 22 maçta 8 gol atmıştı. Bu sezon ise 5 maçta oynadı, 3'ünde sonradan oyuna girdi ve 3 gol atma başarısı gösterdi.

5 Mayıs 2009 Salı

Bank Asya'da Son Hafta


İlkokul ve ortaokul yıllarımda 2. Lig'i çok yakından takip ederdim. Trt'de cumartesi ve pazar günleri gündüz 12.00'de maçlar yayınlanırdı, onları hiç kaçırmazdım. Sonra benim yatılı okul günlerim başladı ve 2. Lig'den uzaklaştım maalesef. Yine haberleri falan takip ediyorum fakat maç izlemedikten sonra gerisi boş. Tabii bunda maçların şifreli kanaldan yayınlanmasının da etkisi var. Trt yayınlasa yine hiç kaçırmadan izlerim.

Neyse, son haftaya girildi Bank Asya'da. Manisa ve Diyarbakır bir üst lige yükseldi, Malatyaspor ise B Kategorisi'ne düştü. Kasımpaşa, Altay, Boluspor ve Karşıyaka Play-off oynayacaklar. Bu haftaki karşılaşmaların sonuçları bu 4 takım için de çok önemli. 3. sıradaki takım 6. ile oynayacağı için 3. olmak büyük avantaj. Fakat geçtiğimiz yıllara baktığımızda, genelde Süper Lig'e yükselen 3. takımın hep sürpriz olduğunu görüyoruz. 3. Kasımpaşa, mutlak 3 puana ihtiyacı olan Sakaryaspor ile oynayacak. Altay, yine düşme hattında bulunan Erciyes ile, Boluspor Sakaryaspor ile aynı puanda olan Güngören ile, Karşıyaka ise Rize ile oynayacak. Maçlara baktığımızda, sadece Karşıyaka'nın iddiasız bir ekiple oynadığını görüyoruz.

Alt sıralara baktığımızda ise, yukarıda da söylediğim gibi Erciyes, Samsun, Giresun, Sakarya ve Güngören yarışıyor. Sakaryaspor son 15 haftada 27 puan toplayarak bir imkansızı başardı diyebiliriz. İlk 18 haftada topladıkları 9 puana ilave edebilselermiş, şimdi hiç bu durumda olmayacaklardı. Erciyes ve Samsun'un durumu rakiplerine göre çok daha iyi 38 puanları var. Giresun ise düşen Malatya ile oynuyor. Bu yüzden Giresun'un düşeceğini sanmıyorum. Bekleyip göreceğiz, bütün takımlar için gerçekten çok zor bir hafta...

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Kartal Bunu Hep Yapıyor


Dakika 59. Toraman sakatlıktan doğan bir pozisyonun ardından rakibe geçsin diye topu taça atmak istiyor. Taç çizgisinin iki metre yanı, Toraman topa vuruyor o top taca çıkmadan çizgiye paralel gidip Fenerbahçe defansına teslim oluyor.

Delgado kötü oynamış, Bobo gol kaçırmış, Ernst çıkmış Serdar girmiş, hepsi hikaye. Sen takım olarak 35 bin taraftarının önünde 2 metreden topu taça atamıyorsan o maç için analiz manalize gerek yoktur.

Dün akşam bir Beşiktaş klasiği daha yaşandı darısı 24 mayıstaki Galatasaray maçına.

3 Mayıs 2009 Pazar

Seri Bozulur mu?


18 Eylül 2005... Fenerbahçe İnönü deplasmanında 2-1 kazanıyor. Goller Anelka ve Tuncay'dan.

Bir sonraki sezon. 5 Mayıs 2007, Fenerbahçe yine deplasmanda 1-0 kazanıyor. Gol Kezman'dan.

Geçtiğimiz sezon, 29 Mart 2008. Fenerbahçe yine deplasmanda 2-1 kazanıyor. Goller Alex'ten.

Ligdeki son 3 Beşiktaş deplasmanını kazandı Fenerbahçe, bir 4. galibiyet niye gelmesin ki? Ha bu kadar eksikle, özellikle de Alex'in yokluğunda çok zor Fenerbahçe'nin galip gelmesi. Fakat futbol bu, her şey olur. Güzelliği burada zaten... Cem Dizdar Fanatik'te 5-3 Beşiktaş yener demiş, ben de 5-3 Fenerbahçe kazansın diyorum...

İt's a Wonderful Life


İzlemeyen kalmış mıdır bilmiyorum ama, izlemediyseniz eğer, ilk işiniz bir şekilde edinip izlemek olmalı. Sorunlarınız varsa ve bunları nasıl aşacağınızı bilmiyorsanız, bu film ilaç gibi gelecektir. Çekilen en iyi filmlerden biri. Kalbimde yeri ayrıdır. James Stewart amcamızı da analım buradan...

Bu Sefer Olmadı


Evet, Lyon dün almış olduğu 2-0'lık mağlubiyetle, art arda 8. şampiyonluğu yakalama fırsatını kaçırdı. Valenciennes'in gollerini Audel attı. Lider Marsilya ile 7 puanlık fark var ve ligin bitmesine de 4 hafta kaldı.