31 Mayıs 2012 Perşembe

Aradan Geçen 10 Yıl...


Öncelikle tanımayanlar için yazayım, kendisi Fenerbahçe tribünlerinin amigosudur... Lakaplarıyla anacak olursam, "Sarı-Lacivert Yücel" ve "Başbakan Yücel". Tam adı da Yücel Aslan'dır... 

Şimdiye dek Fenerbahçe tribünlerindeki hiçbir tribün grubunun üyesi olmadım. Hem gerek duymadım, hem de zaten herkes aynı takımı tutuyorken gruplaşmalar olması bana garip gelir. Ama maçlara salt tezahürat yapmaya gittiğim lise dönemimde kendisinin peşinden çok koşmuşluğum, birkaç kez de uzun süre konuşmuşluğum vardır... Şöyle söyleyeyim, çok değil, biraz muhabbet edildiğinde, bizim tribünlerle pek alakası olmayanlar tarafından Fenerbahçe'nin amigosu zannedilen, "Reis" lakaplı Genç Fenerbahçelilerin lideri Sefa Kalya'dan çok farklı olduğu görülür. 


Neyse... Lafı yine uzattım, konuya geleyim... İlk fotoğraf, Galatasaray'ı 6 Kasım'da 6-0 yendiğimiz maç öncesinden... İkinci fotoğraf da bu sezonun son derbisinden... Arada 10 yıl var... 30 yaşında henüz genç sayılabilecek yaşta bir amigoyken, artık 40'ında bir adam... Tribünler, Fenerbahçe, hayat, ben, sen, o... Hepimiz çok değiştik...

De Souza Çifti

Tam adlarıyla, Daiane Mauad ve Alexsandro de Souza...







30 Mayıs 2012 Çarşamba

3'ü 1 arada...


Sergen, Hami ve Gökdeniz... Bugün hangi takımda var böyle bir üçlü? Bu takımda Oktay Derelioğlu ve Erman Özgür de vardı. Söylenecek söz yok...

Not: Trabzonspor 2000/01 sezonunu 5. sırada tamamladı. Fenerbahçe'yi de az daha şampiyonluktan ediyorlardı. 30. haftadaki maçı Hami'nin golüyle 1-0 kazanmıştı Karadeniz ekibi ve Fenerbahçe bu yenilgiyle Galatasaray'ın 3 puan gerisine düşmüştü...

29 Mayıs 2012 Salı

Halef Selef


Mehmet Topal...


Takımın daha Avrupa'ya gidip gidemeyeceği belli değilken transfer konuşmak boşa geliyor bana şu an ama, eğer söylentiler doğruysa ve Mehmet Topal'ı transfer ediyorsak, bu benim için bir değil, iki güzel haber demek, çünkü bu transfer büyük bir sürpriz olmadığı takdirde, Emre'nin de gönderileceği anlamına geliyor...

Galatasaray'a gelir gelmez oynadığı Liverpool maçında gözüme girmeyi başarmıştı, bu sezonun sonlarında da Barcelona'ya karşı oynamış olduğu oyunla kendini ne kadar geliştirdiğini gösterdi.

Eski takım arkadaşı, bana göre Galatasaray'ın şampiyonluğunda en önde sayılması gereken Selçuk İnan'ı alamadık, sahada 5 Türk olması gerektiğinden ve bu oyunculardan biri maalesef 5 yıl sonra bile Gökay Iravul olamayacakken, verilen bonservis bedeli normalden fazla olsa da, Topal'ın transferi gayet de yerindedir...

Şimdi aylar öncesine gitmek zor olur ama Twitter'a yazdığım biraz abartı bir transfer kehanetim vardı, Mehmet Topal Fener'e, Tuncay ve Semih Galatasaray'a, Emre Belözoğlu da -son 1 haftada Emre'ye Kasımpaşa'yı da ekledim- Beşiktaş'a gider diye. Bakalım tutan olacak mı?...

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Batırmışsındır inşallah!


Normal bir insan, aşırı zengin değilse lotodan kaç para çıkarsa çıksın sevinir değil mi? Bu abim 89 senesinde çıkan 5.5 milyarı beğenmemiş görüldüğü gibi... Gerçi elektrik mühendisiymiş... Ama maaşı 396 bin... Ulan 5.5 milyar nerede, 396 bin nerede... Bunun gibilere acımak yok. İnşallah parayı kısa sürede batırmıştır. :)

Ha unutmadan yazayım, habere göre devlet o zaman paranın %20'sini rekor bir vergiyle almış. Yani adama 4.4 milyar gibi bir para verilmiş...

Not: Haber yine Gürcan Bilgiç'in...


"Bayrampaşa Salkım Saçak"


Fenerbahçe, 11 Ocak 1989'da Bayrampaşa ile deplasmanda hazırlık maçı yapıyor, tribün kapasitesi yeterli gelmeyince yandaki apartmanın hali ortada...

Tama yakın bir kadroyla mücadele eden Fener, maçı da yıldızlarının golleriyle 6-0 kazanmış.

Fotoğrafı da Gürcan Bilgiç çekmiş Milliyet adına...

26 Mayıs 2012 Cumartesi

120...


Engin İpekoğlu (1999)
Recep Çetin (1997)
Gökhan Keskin (1995)
Bülent Korkmaz (2005)
Arif Erdem (2003)
Oğuz Çetin (1998)
Ogün Temizkanoğlu (2002)
Abdullah Ercan (2003)
Orhan Çıkırıkçı (1996)
Hakan Şükür (2007)
Saffet Sancaklı (1996)
Sergen Yalçın (2003)
Mutlu Topçu (1995)

***

Bu 13 futbolcu, Rüştü'nün de ilk kez A Milli Takım forması giydiği 5-0'lık İzlanda zaferinin kahramanları... Tarih 12 Ekim 1994. Aradan 18 yıl geçti, dile kolay...

Yanlarındaki tarihler ise milli takımda son oynadıkları yıllar... Hakan Şükür ve Bülent Korkmaz'ı bir kenara koyarsak, en yakını 9 yıl önce Ay-Yıldızlı forma için ter dökmüş... Bülent'in 7, Hakan'ın ise 5 yılı geçti...

Özetle, Rüştü'nün yaptığı iş, "boru değil"...

Bir Dönem Sona Erdi...

2008'den 2012'ye geçen 4 yıl... Tarihin en iyi takımının hocası işte böyle yaşlandı...


5 Haziran 2008'de 2 yıllık sözleşmeye imza atarak Barcelona'nın başına geçti...



Saçlar falan yerli yerinde o zamanlar...


İlk bakışta yedek kulübesi gibi duruyor değil mi?


İdmanlarda klasını konuştururken...


Adamım Henry'yi yedek bırakıyor diye az küfretmemiştim zamanında...



Kendi döneminin büyük futbolcusu Klinsmann'la...


Saçlar gitmeye başlıyor... :)


Muhtemelen Ibrahimovic klasik küfürlerinden birini ediyor burada hocasına...


Nisan 2010, belalısıyla...


Şanslı çocuklarla...


Bir başka önemli bakış...



Efsane görüntü... Eee, Manchester United'ı yenip Şampiyonlar Ligi'ni kazandılar...


Saçlar gitti ama karizma gitmedi...


4 yılda nasıl yaşlandığının özeti... Dert sahibi olmuş.



1999'dan, 2011'e...


Unutulmayacak...


Messi'yle vedalaşma...


Ve mutlu ayrılık...

24 Mayıs 2012 Perşembe

Daniella Semaan


25 yaşındaki Fabregas'ın ondan 12 yaş daha büyük olan sevgilisi... Üstelik kadının eşek kadar 2 çocuğu var. Ama Fabregas onu çok seviyor olmalı... Birlikte verdikleri pozlardan da fazlasıyla belli. Burayı küçük kardeşlerimiz de okuyordur, şimdi sakıncalı fotoğraflarını koymayayım bu çiftin. :)




Frank de Boer...


İzlediğin en iyi defans oyuncularını say deseler, Cannavaro ve Pique'yle birlikte Frank de Boer'u da kesinlikle sayarım her seferinde... Bu kadar sevdiğim adamı Türkiye'de oynamışken hiç canlı izleyemediğime yanarım...

Çoğu Galatasaraylının söylediği, "Bize tatile gelmişti, futbolu kafasında bitirmişti" sözlerinin elbette haklılık payı var ama ne Özhan Canaydın, ne de Fatih Terim bunu bilebilirdi. Denediler, olmadı. Hatta Frank de Boer dışında Revivo, Baliç ne kadar deli gibi sevdiğim adam varsa o dönem almaya başlamıştı Galatasaray, neyse ki hiçbiri başarılı olamadı. :)

Futbolunun da ötesinde, "Frank Başkan" kadar karizma az futbolcu görmüştür futbol tarihi...

Unlar&Yumurtalar

Belki de özellikle kendime yapılmasından hoşlanmayacağım için bu yumurtalı doğumgünü kutlamalarından hiç hazzetmezdim bizim takımdaki ama fotoğraflara baktıkça anlıyorum ki, bu unlu-yumurtalı halleri bile çok özlemişim...

Yalnız ilk kareye dikkat... Tuncay yumurtayı hocasının kafasında patlattıktan sonra, Daum'un saniyesinde dönüp de tekme tokat girişmek hakkı...





22 Mayıs 2012 Salı

Volkan&Recep


2003/04 sezonu... Ligin ilk maçında, Aykut Kocaman'ın İstanbulspor'u Kadıköy'de 3-0 galip gelince, fatura Enke'ye kesilmişti... (Enke dışında Erhan Albayrak ve Hakan Bayraktar'ı da şutlamıştı Daum bu maçtan sonra ama hep es geçilir) Tek 90 dakikada... Ve kalan haftalarda, kaleyi bu 2 genç kaleci korumuştu... Şampiyonlukta ikisinin de büyük payı var. Sergen'den yediği frikikle birlikte adeta Fenerbahçe kariyeri noktalanan Recep ve efsane oluşunu hep birlikte izlediğimiz Volkan... Postun konusuna gelince...

Elbette şu anki konumlarını kıyaslayacak değilim ama o zamanlar Recep'in Volkan'dan daha iyi olduğunu düşünmüşümdür hep. Özellikle birebirlerde ve refleks olarak.

Ama salt yetenek yetmiyor, çalışma, psikoloji ve şans çok önemli özellikle kaleciler için.

Recep'e sorsan da, Fenerbahçe'ye transfer olurken delikanlı gibi Beşiktaşlı olduğunu açıkladığı için takımda tutulmamış sonraları. Bence etkisi yoktur ama bunu da not edelim...

Bana göre çok yetenekli olan Fevzi Tuncay'ın kariyerini nasıl 3 maç (Galatasaray, Denizli, Rize) bitirdiyse, Sergen'den yediği gol sonrası Recep'in üstüne de çok gidildi ve bence Daum o maçtan sonra ne kadar yetenekli olursa olsun Recep'le devam etseydi, şampiyonluğu zor görürdük... Engin'in bacağı kırılmasaydı Rüştü efsanesi doğmayacaktı denir ya, Recep de o golü yemeseydi, Volkan müthiş fiziğiyle yine bu noktaya gelirdi bir ihtimal ama Fenerbahçe formasıyla mı, işte ondan hiç emin değilim...

Bana Yüzünü Dön Hoca!


Emre'nin İnter günlerindeki en komik fotoğraflarından biri... Şampiyonlar Ligi maçında, Valencia'lı Albelda ile bizim Emre Belözoğlu birbirine giriyor, Şansal Büyüka'nın kankası Markus ikisini de oyundan atıyor... Buraya kadar anormal bir durum yok da... Tuhaf durumu fotoğraf anlatıyor... Herkes birbirine girdiğinden olmalı ki, Markus Merk kırmızısını Emre'ye bakmadan çıkartmak zorunda kalmış. Zaten birkaç yıl sonra, 2007 yılında, İnter ve Valencia'lı oyuncular bir kez daha birbirlerine girmişlerdi...