17 Mart 2011 Perşembe

Ne Günlermiş...


5 Ekim 1991'de, Ali Sami Yen Stadyumu'nda oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçındaki Fenerbahçe tribünü... Düşünebiliyor musun Haşmet bundan sonra böyle bir şey olabileceğini!?!

UEFA Avrupa Ligi Kuponu


Liverpool-Braga: Luis Suarez Ajax formasıyla da Avrupa'da mücadele ettiği için karşılaşmada oynayamayacak. Ayrıca büyük kaptan Gerrard da yok... Bu iki futbolcunun yokluğunda, Liverpool bu akşam kazansa bile turu geçemez bana göre. Braga kapanır ve maç 2.5 altı skorla sonuçlanır.

Manchester City-D. Kiev: İlk maçı İngiliz ekibi 2-0 kaybettiği için, bu akşam sonuçtan öte 2.5 üstüne girmek lazım...

Zenit-Twente: Aynı şey bu maç için de geçerli. Twente evinde 3-0 kazandı ve Rus temsilcisi mucize arayacak. 2.5 üstü...

Villarreal-B. Leverkusen: Direkt 0...

Derbi Öncesi Fenerbahçeli Gözüyle Kısa Kısa...


Fotoğraf: Hüseyin Kırcalı

1- 27 Nisan 2008, Galatasaray-Fenerbahçe: 1-0
    22 Kasım 2008, Ankaragücü-Fenerbahçe: 0-0
    12 Nisan 2009, Galatasaray-Fenerbahçe: 0-0
    21 Kasım 2009, Beşiktaş-Fenerbahçe: 3-0
    28 Şubat 2010, İst. Belediye-Fenerbahçe: 2-1

Bu 5 maçı neden yazdın diyenler olacak. Şunun için... Fırat Aydınus'un yönettiği ve bizim deplasmanda oynadığımız son 5 karşılaşma yukarıdakiler... 3 yenilgi, 2 beraberlik. Sadece tek golümüz var. Sırf bu bile derbi öncesi Fenerbahçelilerin büyük konuşmaması için başlı başına bir neden.

2- Alex, Lugano, Yobo, Niang ve Andre Santos kesin oynayacak. Geriye kalan tek kontenjan için 3 aday var, Cristian, Dia ve Stoch. Emre'nin oynamayacağı ve Selçuk'un henüz hazır olmadığı göz önüne alınırsa, forma %51 Cristian'ın. Bu noktada akıllara hemen önemli maçlarda rakiplerin sağ kanatlarını çökerten Dia geliyor... Önce sezonun en kritik maçında Serkan Balcı, ardından Beşiktaş maçında Ekrem. E Galatasaray'da da Sabri'nin sakatlığı var. Onun mevkisinde Serkan Kurtuluş oynarsa -onun da hafif bir sakatlığı varmış- al sana maden... Dia, Serkan'ı paramparça eder. Dolayısıyla gerekirse 6 yabancı kontenjanı nedeniyle Caner oynamalı Andre Santos'un yerine ama Dia kesilmemeli.

1. ilk 11 tercihim; Volkan/Gökhan-Lugano-Yobo-Andre Santos/Mehmet Topuz-Özer-Selçuk-Dia/Alex/Niang. Selçuk'ta sıkıntı varsa da, Volkan/Gökhan-Lugano-Yobo-Caner/Mehmet Topuz-Cristian-Özer-Dia/Alex/Niang...

3- Bizim oynadığımız rakiplerle Trabzonspor'un bizden 2 hafta sonra oynaması, ligin kalan bölümünde bizim için çok büyük dezavantaj... Neden mi? Galatasaray camiasında konuşulanlara bir bakalım. "Ligin finali", "Bu maçla sezonu kapatıyoruz", "Bu maçı kazanın da kalan maçları kaybetseniz de farketmez" vs. vs... Çok sıkıldım bunlardan. Elbette farkındayım içinde bulunulan durumun. Bu yollardan Fenerbahçe olarak biz de geçtik, şu günleri yaşayan Galatasaraylıları yine en iyi biz anlarız. Ama bu maç sezonun en önemli maçı da, 2 hafta sonra oynanacak olan Galatasaray-Trabzonspor maçı gazozuna mı oynanacak? Hatırlatırım, biz şu anda Trabzonspor'la aynı puandayız ve bir yarış halindeyiz. Yarın akşam olay yaşanmasını hiç istemem ama birkaç sene önce yaşanan maç aklıma geldikçe acaba diyorum. Galatasaray taraftarının yapacakları yüzünden Galatasaray'ın sahası kapansa, belki sezonu kapattıkları için çok da önemli değil onlar için. Fakat bize karşı 52.000 taraftarla mücadele etmişken, 2 hafta sonra Trabzonspor'la oynayacakları maçta taraftarsız olacaklar ve bu da yine bizim aleyhimize...

Bu konuyla ilgili son olarak şunu hatırlatmak istiyorum. Birkaç post önce 1999/2000 sezonundaki Johnson'ın golüyle kazandığımız derbiyi yazmıştım. O sezonun sonlarında Galatasaray UEFA Kupası'na ağırlığını vermişken, bize de yenilince, Beşiktaş ile aralarındaki puan farkı azaldı. 32. hafta sonunda 6 puan önündeydi Galatasaray Beşiktaş'ın. Ama 33. hafta kümede kalma mücadelesi veren Altay'a yenildiler. Aynı hafta biz o kadar kötü gitmemize rağmen -bu maçtan önce de sahamızda Gençlerbirliği'ne 3-1 mağlup olmuştuk- deplasmanda Beşiktaş'ı yenerek Galatasaray'ın şampiyonluğunu ilan ettik... "UEFA şampiyonluğuna giden Galatasaray'ı deplasmanda yendik, Beşiktaş maçını rahat rahat oynayalım" demedik.


4- Taraftar kartımın süresi birkaç ay önce dolmuştu ve ben de yeniletmemiştim. Deplasmana giderken başımıza şimdi bir de bunu çıkardılar. Daha önce deplasman tribününe bilet alırken taraftar kart istendiğini hatırlamıyorum. Zaten buna her sene 35 tl yenileme bedeli vererek kulübe bir nevi aidat ödüyoruz... Neticede çok istememe rağmen bilet alamadım. Sanırım bu uygulamayı maça çekirdekçi taraftarlar gitsin ve Bursa maçını seyircisiz oynamayalım diye getirdi yönetim...

5- Galatasaray'da şu şartlarda en çok çekindiğim iki isim Pino ve Yekta. Pino'nun da son vuruşları ligimizdeki bazı çok yetenekli hücum oyuncuları gibi kötü -Sercan, Dia vb.- ama arada bir güzel goller atıyor. Geçen hafta olduğu gibi. İlk maçta birkaç kez zorlamasına rağmen bize deplasmanda gol atamamıştı, umarım bu sefer de atamaz. Arda, Kewell vs. değil de neden mi Yekta? Geldiğinden beri Hagi onu bir oynatıyor, bir oynatmıyor. Yedek kalıyor son haftalarda. Azımsanmayacak bir bonservis ödendi Yekta'ya ve henüz taraftarların beklentisini karşılayamadı. Fanatik Galatasaraylı olduğunu da söyledi zaten çocuk, bu maçta taraftarın iyice gözüne girmeye çalışacaktır. Eğer oynarsa -hem Pino'nun, hem de Yekta'nın yedek kalma ihtimali var- Galatasaray'da en çok o mücadele edecektir bana kalırsa. Yabancıların çoğu çoktan evlerine dönmeyi kafalarına koydular ve kazansalar da, kaybetseler de onlar için çok da önemli değil ama Yekta yeni geldi ve bir yere gittiği yok. Yeteneği de ortada...

6- Son 3 büyük maçta -sırasıyla Fenerbahçe-Trabzonspor, Beşiktaş-Fenerbahçe ve Beşiktaş-Trabzonspor- toplam 6 tane kırmızı kart çıktı. Tehlikenin farkındasınız değil mi? Özellikle Lugano ve Neill takımlarını yakabilirler. Cana'yı da ekleyebiliriz bu iki isme. Maçın başında gol atarsak Galatasaray'a, kırmızı kart kesin gelir...

Kapanışı Galatasaray'ın Ergun Gürsoy'dan hatırladığım bir sözle yapayım, "Yarım-sıfır olsun, bizim olsun..." Oyunun kilidi de bahsettiğim gibi Dia'nın oynayıp oynamaması olacak Fenerbahçe cephesinde. Tabii karşısında da kimin olacağı. İnşallah sağ bekte abisi Serdar'ın yeteneğinin yarısına sahip olmayan Serkan oynar... :)

13 Mart 2011 Pazar

26 Mart 2000'i Hatırla Fenerbahçeli!


Tarih 26 Mart 2000. Bundan 11 yıl öncesi... Galatasaray UEFA Kupası'nda Mallorca'yı farklı skorlarla geçmiş, 25'inde yarı finaldeki rakibi açıklanmış, Leeds United... Ligde 25 maçta 21 galibiyeti ve 66 puanı var. En yakın rakibi Beşiktaş'ın 11 puan önünde, üst üste 4. şampiyonluğuna ulaştı gibi...

Fenerbahçe ise klasik kaos dönemlerinden birini yaşıyor, hatta en kötüsünü. 3 hoca birden değişmiş takımda, son olarak eski futbolcusu Turhan Sofuoğlu görevde. Daha birkaç ay önce Pendik faciası yaşanmış. 1 ay önce Antep'ten 5 yenilmiş -4'ünü Oktay Derelioğlu atmıştı- ve son maçta da sahasında Adanaspor'a 4-2 mağlup olmuş. 43 puanı var ve Galatasaray'ın 23 puan gerisinde.

İşte böyle bir ortamda oynanan derbiyi Johnson'ın frikik golüyle Fenerbahçe deplasmanda 1-0 kazanıyor... Üstelik Galatasaray'da Hakan Şükür-Hagi-Sergen ve Emre aynı anda ilk 11'de. Bizde ise ileri uç Oulare-Preko'dan oluşuyor.

Bugüne gelelim... Yine bir 26. hafta karşılaşması. Yine Galatasaray'ın sahasında. Fakat dengeler tam tersi değişmiş durumda. Bu kez Galatasaray berbat durumda. Bizim o rezil sezonumuzda 25 maçta 43 puanımız vardı, Galatasaray'ın gün itibari ile 33 puanı var. Biz 57 puanla lideriz. Onlar 23 puan önümüzdeydi, bu sefer biz 24 puan öndeyiz. Galatasaray kazanmakta ve gol atmakta büyük sıkıntı çekiyor, biz son 13 lig maçının 12'sini kazanmış durumdayız.


Alex, Volkan, Gökhan Gönül, Niang, Lugano, Emre vs. vs. Herkesin sayabildiği ve oturmuş bir kadromuz var. Galatasaray'da ise Arda çok uzun süre sonra bugün ilk kez 10 dakika oynadı. Kewell bir var bir yok. Baros yine sakatlandı. O zamanki gibi Hakan-Hagi-Sergen'in bir arada oynamasını geçtim, acayip acayip oyuncular oynuyor takımda. Bir tarafın efsanesi Aykut Kocaman, tüm taraftarın desteğini kazanmış durumda. Diğer tarafın efsanesi Hagi için, "gitse de takım yeni hocayla önümüzdeki sezonun hazırlıklarına başlasa" deniliyor.

İşte bu şartlarda oynanacak bir maçta iddaa deyimiyle handikaplı galip gelmemiz lazım ama... Aması birkaç paragraf yukarıda. Yakın Galatasaraylı arkadaşına takılabilirsin elbette dozunu aşmayarak. Ama camiada 7 atarız, 3 farktan azına üzülürüm gibisinden sözlerle çok rahat bir hava yaratılırsa, işimiz iş.

Şu maçtan alınacak bir beraberliğe ben de çok üzülürüm ama derbilerde favorilerin genelde kazanamadığını ve özellikle de bundan tam 11 yıl önce oynanan karşılaşmayı hiçbir Fenerbahçeli unutmamalı. Sakatlık, cezalı vermeden, tek farklı kazanalım, başka da bir şey istemiyorum. Neticede yine şampiyon olamadıktan sonra Galatasaray'a 5 atsak ne farkeder?

Pazar Maçları...



Şanlıurfaspor-Eyüpspor: Ekrem Al devre arasında Urfa ekibinden ayrıldı ve yerine Erol Tok geçti. 17 maçta 22 puanları vardı o dönem ve şimdi 25 maçta 38 puanla 4. sıradalar. Son 6 maçta 16 puanları var, müthiş bir yükselişe geçtiler. Sahalarında oynadıkları son 3 maçı da kazandılar. Eyüpspor ise bir hayli tuhaf devam ediyor sezona. İç sahada umulmadık puanlar kaybedip, deplasmanda lider Elazığ'ı yenebiliyor. Tecrübeli futbolcu İlyas Kahraman yokken takım fazla pozisyona giremiyor ama o varken durum farklı. Sezonu şampiyonun ardında tamamlayacak 4 takım play-off oynayacak dolayısıyla 5. olabilmek bile hayati önem taşıyor. Eyüpspor 36 puanla 5. sırada ama 9. Pendik'in de 34 puanı var. Her şey 2 haftada değişebilir. Bu maça 1-0 çifte şans oynamak en mantıklısı...

Ankaragücü-Galatasaray: Baros'un da oynamayacağı maçta Galatasaray yine gol atmakta çok zorlanır. Arda'nın en azından yedek kulübesinde olacağı söyleniyor ama onun da kafası herkes gibi derbide olacaktır. Ankaragücü'nün büyük kulüplere karşı performansı da düşünüldüğünde, direkt 1...

Giresunspor-Rizespor: Rize yenilmez, 0-2 çifte şans...

Fenerbahçe-Konyaspor: Fenerbahçe'nin formda ileri uç elemanlarının hepsi oynuyor, defansta İlhan vs. oynayacak, e karşıda da Yılmaz Vural var. +7 deneyin... 4-2, 5-2 falan bitebilir.

Milan-Bari: Premier Lig 5.'sinden daha güçsüz olan Serie A lideri Milan, son sıradaki Bari'ye -küme düştü sayılır- acımaz. Handikaplı 1...

Cagliari-Udinese: Udinese kaybetmez... 0-2 çifte şans.

13 Mart Sendromu


Bundan tam 2 yıl öncesi... 13 Mart 2009. Sahamızda Kocaelispor'la 1-1 berabere kalıyoruz.

13 Mart 2010. Gençlerbirliği-Fenerbahçe: 0-0...

Ve yarın... 13 Mart 2011. Fenerbahçe, Yılmaz Vural ile pardon Konyaspor'la karşılaşıyor. Umarım şu 13 Mart krizini atlatırız da sahamızda yeterince güzel bir futbol oynayıp 3 puana uzanırız...

İlhan, Bekir, Cristian ve Caner'in yarın aynı anda ilk 11'de başlama ihtimali beni korkutmuyor değil...

12 Mart 2011 Cumartesi

Aykut Hoca'nın Yaptığı Doğru İşler


Devre arasına Trabzonspor'un tam 9 puan gerisinde girdiğimizde, Fenerbahçelilerin çok büyük bir bölümü şampiyonluktan umudunu kesmiş, bari Bursa ve Beşiktaş'ı geçip 2. olalım diyordu. "Yemişim efsanesini" deyip Aykut Kocaman'ın kellesini isteyenlerin oranı da hiç de az değildi. Ama gelinen nokta ortada, ikinci yarıda oynadığımız tüm maçları kazandık ve averajla da olsa öndeyiz. Son 12 maçta 33 puan aldık ki, bu küçümsenecek bir başarı değil.

Mayıs 2006'nın ardından geçtiğimiz Mayıs ayında bir büyük yıkım daha yaşadık ve Aykut Hoca yaklaşık 8 aydır görevde. Bu 8 ayda hangi önemli doğruları yaptığını elimden geldiğince yazmaya çalışacağım.

1- Yaptığı transferler... Niang, Yobo, Stoch ve Dia... Nobre'den sonra hem Kezman'da, hem de Güiza'da büyük hayal kırıklığı yaşadık ve Niang'ın attığı gol sayısı, performansı ortada. Bir dönem performansı düşse de -gerçi sakatlıktan çıkmıştı- toparlanmasını bildi ve ağları sarsmaya devam ediyor. Soruyorum size, 2007/08 sezonunda Kezman yerine Niang olsaydı, şampiyonluğu verir miydik? Kezman'ın penaltıyı ben atıcam diye tutturmasını ve kaçırmasını hala unutmadım... Peki Şampiyonlar Ligi'nde etkisiz eleman oluşu... Geçen seneye değinmek istemiyorum, Bursalısından Galatasaraylısına herkes Güiza'nın yerine Niang olsaydı şampiyon olacağımızı söyleyecektir. Niang'a artıyı yazdık mı...

Geleyim Yobo'ya. Bilica'nın yaptığı sürüyle kritik hatanın ardından -Beşiktaş maçında penaltı sırasında yaptığı da bardağı taşırmış oldu- kesinlikle bir stoper almamız gerekiyordu, Yobo'yu kiraladık. Yobo'nun bonservisini almayalım diyen Fenerbahçeli çıkar mı? Sezon başından beri hatasız oynuyordu, geçenlerde nazar değdi, saçma bir hata yaptı ama eminim o da aynı şekilde devam edecektir... Dia ve Stoch ikilisini birlikte değerlendireyim. Dia şu ana kadar Stoch'a oranla kat kat başarılı olsa da, iki transferin de çok doğru olduğunu söyleyebilirim. Stoch'tan verim alamamamız yanlış transfer olduğu anlamına gelmiyor. İkisi de genç, geçtiğimiz sezon çok başarılı olmuşlar -özellikle de Stoch, Hollanda'da yaşayan Flying Dutchman'e sorun onu daha detaylı bilgi almak istiyorsanız- bonservisleri çok yüksek değil, sorunlu çocuklar da değiller. Stoch, Kazım karakterli bir çocuk olsa onu da silerdim ama henüz 21-22 yaşında olduğunu unutmayalım.

2- Bu madde de ilk maddeyle bağlantılı. Roberto Carlos, Alex, Vederson, Andre Santos, Deivid, Edu, Bilica, Cristian vs. vs. Bir sürü Brezilyalı futbolcumuz vardı. Brezilyalı futbolcuların yeteneklerine laf edemeyiz ama genelinin rahat insanlar olduklarını da bunca yıldır çözmek zor değil. Her Brezilyalı Alex gibi olmuyor maalesef. İşte Aykut Hoca bu Brezilyalı ordusunu dağıttı. Şu an Alex ve Andre Santos dışında direkt oynayan Brezilyalımız yok. Santos da tahminim gider sezon sonu. Cristian-Bilica ikilisi sezon sonu ilk ayrılanlar olur. En büyük istediğim buydu ve seneye de birkaç İskandinav-Alman alırsa değmeyin keyfime...

3- Aykut Kocaman'ın kafasında hızlı oyuncularla 4-3-3 oynamak vardı. Hala da var. Stoch-Niang-Dia onun ileri üçlüsü olacaktı. Ama hem sezona kötü başlanınca, hem Stoch bekleneni veremeyince, hem de 34'üne gelen Alex 27'sindeki performansını sergilemeye başlayınca, oyun planından, bir anlamda inadından vazgeçti. Çok da iyi yaptı. Şu an geçtiğimiz sezonki Daum'un Fenerbahçesi gibi oynuyoruz. Sadece birkaç oyuncu farklı. Alex çok daha iyi, Güiza'nın yerine Niang var, Bilica'nın yerine Yobo var, ve de Dia var. Alex'i yedek oturtsaydı, veya erken oyundan almaya devam etseydi, bugünleri kesinlikle göremezdik. Bu da bir başka artısı Aykut Hoca'nın.

4- Takımın devre arası transfere ihtiyacı yok muydu? Vardı... Sol bek ve ön libero kesinlikle alınmalıydı. Ekstra olarak da Tümer benzeri Alex'in sakatlığında oynayacak ve 2. yarılarda oyuna girip maçı kurtarmaya çalışacak bir anahtara ihtiyacımız vardı. Bu transferlerin yapılmaması ileride bir hata olarak da görülebilir. Ama o hem risk almadı -bakınız geçen sene Galatasaray'ın, bu sene Beşiktaş'ın devre arası transferlerine...- hem de oyuncu krizini iyi yönetti. Andre Santos örneğin. "Brezilya Milli Takımı'nın sol bekinin neden yedek kaldığını bana değil, ona sorun" diyerek mesajı verdi. İkinci yarıdaki performansı kesinlikle daha iyi Santos'un.

5- Yıllardır neden hiç altyapıdan çocuklar şans bulamıyor Fenerbahçe'de denilir. Daum dönemi çok genç harcadık, sağolsun kendisi hiç sevmez genç oyunculara şans vermeyi... Ama Aykut Hoca öyle mi? Okan ve Gökay'a şans verdi, onlar da hocalarının güvenini boşa çıkarmadılar. Bu çocukların oynadığını görünce, insanın "hoca şu futbolcuya takmış şans vermiyor, haksızlık yapıyor" gibi söylemlere inanası gelmiyor. Gökhan Gönül'ü iyi bir paraya satsak 1-2 sene içerisinde, gözüm arkada kalmaz çünkü Okan var. Hem kontenjan avantajı, hem de neresinden baksan en az 5-6 milyon euro kar.

6- Bir teknik adamın kamera karşısında söyledikleri çok önemli. Ben ve benim gibi on binlerce taraftar, hocaların ağzından çıkacak kelimelere bakıyoruz. Onlara inanıp inanmamamız her şeyden önemli. Her şeyden önce bir güven meselesi. Bazı teknik adamlar kendini Mourinho zanneder, her şeyin en iyisini bildiğini sanır ve hatalarını kabul etmez. Ama işte ben Aykut Kocaman'ın en çok, çok dürüst ve net bir insan olmasını seviyorum. %100 Futbol'a çıktığında, Rıdvan ve Güntekin Onay'la sohbet ederken, birçok hata yaptığını açıkça söyledi. Bir başkası bunu itiraf edemez kolay kolay. Mırın kırın eder. Beşiktaşlı olmamama rağmen beni sinir eden Schuster'in söylediği lafa bakın, "Beğenmeyen gelmesin, gitsin evinde izlesin." Aykut Kocaman'ı bunu söylerken hayal bile edemememiz, Fenerbahçeliler olarak en büyük sevinç kaynağımızdır.

7- Hem Young Boys'a, hem PAOK'a eleniyorsun, Türkiye Kupası yine bir başka bahara kalıyor, ligde 9 puan geridesin. Başka bir hoca bir sürü oyuncuyu kadro dışı bırakabilirdi, devre arasında 5-6 adam birden alabilirdi, gerekli ya da gereksiz medya önünde oyuncularını, hatta taraftarlarını eleştirebilirdi. En kötüsü de baskıyı kaldıramayıp istifa edebilirdi. Rıdvan Dilmen'in MTK maçının ardından istifası hala akıllarda. Ama Aykut Hoca bunların hiçbirini yapmadı, sadece takımına güvendi, devre arası çok iyi çalıştırdı ve kondisyon yüklemesi yaptı.

Devre arasında 2. yarıda Fenerbahçe'den puan beklentim 41-42 idi. Şampiyonluk bir kenara, bu puanı aldığımızda teknik heyeti ve oyuncuları başarılı sayacaktım. 7 maç geçti, 21 puan cepte. 17'de 17 gibi söylemleri bir kenara bırakalım, kalan 10 maçta 8 galibiyet bizi kesin şampiyon yapar. Yapmasa da hem Aykut Hoca'nın, hem oyuncuların canı sağolsun. Kalan 10 maçta alınacak 2 mağlubiyete değil, kızacaksanız sezon başı yapılan hatalara kızın... Düşüncesi bile kötü ama şampiyon olamazsak Aykut Kocaman'ı göndermek gibi bir saçmalık yapmaz umarım Aziz Yıldırım her zaman yaptığı gibi.

Hatırlatma: Onun döneminde Lorant dışında sezonu şampiyon olarak tamamlayamayan tüm hocalar kovuldu. Zaten Lorant da devre arası gelmişti ve olağanüstü bir performansı vardı o 2. yarıda... (Son 14 maçta 38 puan gibi)

11 Mart 2011 Cuma

Çıplak Ayaklılar


Engin, Aykut, Tanju ve Oğuz... 30.07.1991 tarihli Milliyet'ten. Bu arada o zaman Schumacher'in jübilesinde Bayern Münih'i yenmişiz ve Almanya'da bayağı konuşulmuş bu galibiyet...

Aykut Kocaman İstifa Facebook Sayfası


Öncelikle şuradan görebilirsiniz...

Eveeet, şimdi sadece okuyoruz yazılanları. Nedense (!) 17 Ocak'tan sonra buradaki gençlerin hepsi yalan olmuş... Allah bilir tribünde Aykut Hoca'ya tezahürat bile yapıyorlardır...

Peki ettikleri küfürler, hakaretler vs. için hiç pişmanlık, utanç duyuyorlar mıdır? Sanmam. Takım kötü giderken küfret, takım son 12 maçın 11'ini kazanınca övgüyü geçtim, hala geri vites yapmamak için rererörö de. Olmaz canım öyle, başka kapıya... Bunları yazdıktan sonra, sezon sonu şampiyon olursak sevinme hakkın yok...

Antu'daki manşeti de unuttum sanılmasın...

Benzerler #1


Çocukluk yıllarımın efsanelerinden Mehmet Scholl ve Pickpocket filminin yıldızı Martin LaSalle. Sizce de çok benzemiyorlar mı? Harika bir film olan Pickpocket'i izleyenler benzerliği daha iyi farkedecektir, filmi izlemeye başladığım andan itibaren Mehmet Scholl'ü düşünmekten filme konsantre olamadım...

7 Mart 2011 Pazartesi

Doğuştan Şanslı Bir Takım: FK Krasnodar


Sevgili abim Efkan Bucak, blog'umuza özel bir yazı yazdı. Kendisine bir kez daha teşekkür edip sizi bu güzel yazıyla baş başa bırakıyorum...

Rusya Süper Ligi’nin ‘Moskova Büyükşehir Belediyespor’u sayılabilecek FK Moskova’nın geçen sezon maddi sıkıntılarla liglerden çekilmesinden sonra ikinci bir yaprak dökümü bu sezon yaşandı. Biz Torpedo Moskova taraftarlarının kardeş kulüp bellediği ve ilişkilerimizin çok iyi olduğu Saturn Ramenskoye Kulübü faaliyetlerini sona erdirdi. Moskova Eyaleti (Oblast’ı) Yönetimi’nin sahibi olduğu ve tam ismi Satürn Moskova Bölgesi Ramenskoye geçen sezon ligi 10. sırada bitirmesine karşın, 800 milyon ruble’ye yaklaşan borçları nedeniyle kepenkleri kapattı.

Bu durumda lige yeni bir takım alınması gerekiyordu. Geçen sezon FK Moskova’nın yerine 2. lig'de üçüncü olan Alania Vladikavkaz alınmıştı. Kurallar gereği Saturn’ün yerine üçüncünün alınması gerekiyordu ancak ne üçüncü Nizni Novgorod ne de dördüncü Kamaz ‘kriterleri yerine getirmedikleri’ için Rusya Süper Ligi yönetimi tarafından tercih edilmediler (İlk ikiye girseler alınacaklardı ama değil mi!) ve piyango, beşinci sıradaki FK Krasnodar’a vurdu. Böylece, Rusya Süper Ligi tarihinde ilk kez Moskova dışından bir kent ligde birden fazla takımla temsil edilme hakkını elde etti.

FK Krasnodar’ın yükselişi epey hızlı… Rus petrol ve metal zengini Sergey Galitsky tarafından 2007 yılının sonlarında kurulan kulüp, 2008’de 2. Lig’den mücadelesine başladı. İlk senelerinde üçüncü oldular ancak üstlerindeki iki kulüp maddi olarak bir üst ligde mücadele edecek güçte olmadıklarından 1. Lig’e çıktılar. Burada iki sezon geçiren Yeşil-Siyahlılar, yukarıda anlattığımız şekilde Süper Lig’e alındılar.

FK Krasnodar, Rusya’da özel şahsa ait ender kulüplerden. Çok Modern bir antrenman tesisleri var ancak maçlarını Kuban Krasnodar’la aynı sahada oynuyorlar. Maçlarını ortalama 6.250 kişiye oynuyorlar ki bu rakam Rusya standartlarında oldukça yüksek!

Kuban Krasnodar’ın Rusya’da asansör takım olarak ün yaptığını bilen biliyor. FK Krasnodar, kentin makus talihini değiştirebilecek mi, göreceğiz…

6 Mart 2011 Pazar

Rezilsin Be Haco...

Onun Adı İbrahim Akın...


Bursaspor'un çok iyi bir kadrosu var ama bir İbrahim Akın'ları yok... Sezon sonunda Volkan Şen'i iyi bir paraya satıp alabiliyorlarsa İbrahim Akın'ı alsınlar... Zaten Bursa olmazsa da 4 büyüklerden birine kesin transfer olur sezon sonunda. Yusuf Şimşek, Ceyhun, Burak Yılmaz vs. derken o da 2. baharını yaşar... Ne kadar çalışırsan çalış bir yere kadar, adam yetenekli beyler.

Bursaspor'un ileri uç oyuncularının maç boyunca yapamadığını bir kerede yaptı ve verdiği adrese teslim pasla takımına puanı getirdi.

Sergen & Fenerbahçe...


Sergen Fenerbahçe'deki ilk maçına çıkmadan önce kulübede otururken... Sergen'in son dakikalarda dahil olduğu karşılaşmayı Moldovan ve Balic'in üstün performansıyla 3-0 kazanmıştık Ankara'da...

2 Mart 2011 Çarşamba

Blogspot'a Erişimin Engellenmesi Üzerine...

Sınırsız internet bağlantısına sahip olduğumdan beri, net üzerinden birçok -sanırım 15'in üzerindedir ülke sayısı- farklı ülkeden, yüzlerce maç izledim. Çünkü bahislere meraklıyım... Normalde Ligue 1'i bile takip etmezken, konu bahis olunca, Katar Ligi'nden, İsrail Ligi'ne, Norveç Ligi'ne kadar insan manyaklaşabiliyor. Tabata ile Keita'yı karşılıklı izlerken izledim geçenlerde Katar'da, var mı bunun ötesi?

Şu an Spor Toto Süper Lig maçlarını Digiturk Web Tv üzerinden izliyorum ve arada sıkıntı yaşasam da genel olarak memnunum. Derbilerde sorun çıkıyor, e bunu biliyorsun, bir zahmet sen de derbileri küçük ekran karşısında izleme. Zaten ben hasta, çok yorgun falan değilsem Fenerbahçe'nin maçlarını dışarıda izliyorum. (Bunu da Digiturk'e direkt bir gıcığım olmadığını belirtmek maksadıyla yazıyorum)

Konumuza geleyim, yüzlerce maç izledim dedim net üzerinden, Türkiye'de yaşayıp da net üzerinden benim kadar maç izleyen sayısı çok azdır. Bunu bir üstünlük maksadı veya ukalalık olsun diye söylemiyorum, zaten belirttiğim gibi bahis hastalığı olmasa, iyi bir futbol izleyicisi ile izlediğim maç sayısı aşağı-yukarı aynı olurdu... Sıradan bir futbol dilencisiyim sadece...

İşte bu yüzlerce maç içerisinde, bir kez dahi blogspot.com uzantılı bir site üzerinden maç izlediysem, Allah belamı versin. Bu kadar net konuşuyorum. Digiturk'un mahkemeye engellettiği sitelere baktım, çoğunu biliyorum. Zaten Atdhe.net, Rojadirecta.com da kapatılmıştı bir süre önce. Örneğin, bu iki siteyi yasaklatsalardı ağzımı açmazdım. Çünkü direkt olarak illegal maç yayını yapan siteleri bir arada topluyorlar. Gerçi Türkiye'de yayınlanan ligler belli, bir haftada izleyebilme imkanımız olan maç sayısı da ortada. Eee adam diyelim milyar bastı Tel Aviv'in lig maçına, ne yapacak? İzlemesin mi?

Bizim evde uydu anten olduğu için, Ntvspor'da La Liga'yı izlerken şifre giriyor. Sanırım Bundesliga için de geçerli aynı şey Trt'de. Tivibu olmasa onları da izleyemeyeceğim ve yine yapacağım şey belli, net üzerinden illegal yayın...

Görüyorsunuz ki Digiturk'un patronu abilerim, sen ne dersen de bu şartlarda ben malum siteler üzerinden güzelce maç izlemeye devam edeceğim. Sırf ben değil, benim gibi binlerce insan da...

Blogspot.com uzantılı bir site üzerinden bir kez bile maç izlememişken -Allah belamı versin diye sert çıkmıştım, tekrardan hatırlatırım- sen benim onca emek verdiğim blog'uma girişi engelletiyorsan, aynı şekilde sevdiğim blog'ları okumama mani oluyorsan, birkaç yıl sonra evime Digiturk bağlatma imkanına sahip olduğumda, çok beklersin... Kusura bakma.

Digiturk'un avukatları, blogspot.com'un, diğer engellettikleri sitelerden daha farklı bir konumda olduğunu, binlerce insanın ister hobi amaçlı, ister günlük tutma amaçlı saatlerini harcayarak yazı yazdıklarını bilmiyorlar mı? Biliyorlar.

Ben Digiturk'un esas sorununun Digiturk Web Tv abone sayısını arttırmak olduğunu düşünüyorum. Şu an için çaktırmasalar da asıl amaçları bu. Acayip acayip dandik sitelerden ligimizin maçlarını takip eden hatırı sayılır bir kitle var. Dandik siteler diyorum, çünkü yurtdışındaki maçlarla ligimizin maçlarının yayın kalitesi arasında o kadar büyük bir fark var ki. (illegal yayın bazında) E bu adamların interneti sınırsız. En az 50 lira buna veriyorlar ayda. Digiturk Web Tv'nin yıllık abonelik ücreti ne kadar? 149 lira. (Uzun bir süre indirim vardı ve ben 99 liradan abone oldum bu sene, geçen sene devre arasında yine indirimle abone olmuştum.) Digiturk'un bu birimdeki müdürü diyor ki kendi kendine, "ulan pezevenk 100-150 lira nedir ki bir yıl için, dandik sitelerden maç izlemek için link arayacağına, ayda 2 paket az sigara iç de bizim Web Tv'ye abone ol, haftada 9 tane maç izleme imkanın olsun." Bu müdür haksız mı, haklı. Haklı ama bunun çözümünü saçma sapan bir şekilde bulma yoluna gitmişler.

Bunla uğraşacaklarına, "Link aramaya son. Digiturk Web Tv'ye erken abone olanlara %50 indirim, derbilerde de kesinti olmayacağının garantisini veriyoruz" gibisinden bir kampanya yapsalardı, eminim çok daha fazla kara geçerlerdi.

Son olarak kampanyaya destek vereyim tabii ki, "blog'uma dokunma!"