3 Şubat 2010 Çarşamba

Kar

Sivas Maçı & Oyuncu Tercihleri


Maç günü ve ertesinde arkadaşımlarımda kaldığımdan maçla ilgili yazı yazamamıştım, anca şimdi vakit bulabildim.

1- 22 Kasım 2009 tarihinde Uğur Boral ile ilgili bir yazı yazmıştım blog'a.
2- Fenerbahçe'nin kadrosunun söylendiği gibi birçok transfere ihtiyacı olmadığını, sadece 8. yabancı hakkımızı vasatın üstünde, gelecek vadeden bir isimle doldurmamız gerektiğini düşündüğümü birçok kez belirttim.

Sivas maçı bunların bir yansıması oldu aslında. Tamam, maçın 2. yarısında Sivas bayağı kötüydü ama maçın ilk yarısını 3 Galatasaraylı arkadaşımla seyrettim, onlar da gol yememize rağmen rahat kazanacağımızı düşünüyordu. Takım o ışığı veriyordu çünkü.

Fenerbahçe'nin ideal 11'i nedir? Volkan/Gökhan Gönül-Lugano-Bilica-Andre Santos/Mehmet Topuz-Cristian-Emre-Özer/Alex/Güiza. Sivas maçında takımın yarısı yoktu, Lugano, Andre Santos, Cristian, Emre ve Güiza. Yerlerine oynayanlar, Deniz, Vederson, Selçuk, Uğur Boral, Semih.

İyi bir özellik olmasa da, bazı oyuncular "gaza getirilmeden", "aslansın, kaplansın" denilmeden, istenilen performansı sergileyemezler. Özellikle de "yedek" olduğunu biliyorsa. Bunlardan biri Uğur Boral'dır. Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi, Uğur Boral bana göre çok yetenekli bir futbolcudur. Bu, "her maç ilk 11 oynamalıdır" dediğim anlamına gelmiyor. Ama Uğur'a yetenekli ve takıma gerekli bir futbolcu olduğunu hissettirmezsen, ondan hiçbir zaman yeterli verimi alamazsın.

Maçtan sonra yorumları dinledim, yorumcuların %90'ı Uğur'u yeniden keşfetmiş. Yahu Uğur kendini 1 ayda geliştirmedi ki? Uğur hep aynı Uğur'du. Soldan içeriye girip sağ ayağıyla şut çekmeyi yeni mi öğrendi bu çocuk? Uğur şartlardan dolayı Sivas maçında erkenden oyundan çıkmayacağını biliyordu. Onun mevkisinde oynayabilecek olan Andre Santos yoktu, Özer de sahadaydı.

Bundan sonra Daum'un yapması gereken basit. Oynadıkları güzel futbolla formayı hakeden Uğur ve Semih'te en azından bir 3-4 maç ısrar etmek. Bu isimlere ben Vederson'u da dahil ediyorum. Gerçi o R. Carlos ayrıldığından beri daha çok şans buluyor. Daum, Bursa maçında -kardan dolayı ertelenmezse tabii- ve hafta sonunda oynanacak Diyarbakır maçında bu çocukları oynatmazsa ve daha sonra ayda yılda bir şans verdiğinde kötü oynarlarsa, hiçbir şey demeye hakkı yok.

Baktın olmuyor, Bursa maçında da, Diyarbakır maçında da, Manisa maçında da vasatı aşamadılar, çekersin kenara. Ama iyi oynamaya devam ederlerse forma onlarındır. Sonuçta yerlerine oynadıkları adamlarla kalite olarak dağlar kadar fark yok aralarında..

Şampiyonluk Yarınlara Kaldı


Dün akşam Kilmarnock-Celtic mücadelesini ev sahibi ekip 1-0 kazandı. Böylelikle 23. maçlar sonunda Celtic, Rangers'ın 10 puan gerisine düştü. Rangers kalan haftalarda enteresan bir şekilde dibe vurmazsa, bu sezon da şampiyon diyebiliriz.

Aslında maç başladığında yeni transferler Robbie Keane ve Diomansy Kamara'yı sahada görünce galibiyete inancım bir kat daha artmıştı. Fakat istenen futbol sahaya yansıtılamadı.

Özellikle Kilmarnock kalecisi Cameron Bell'i kutlamak lazım. 24 yaşındaki kaleci, çok başarılıydı, kalesini gole kapattı. Başta Robbie Keane'le olmak üzere birçok pozisyona girdi Celtic fakat beraberlik golünü atamadı.

İlk yarıda maç daha çok ortada geçerken, 2. yarının başında Kilmarnock golü atınca, normal bir şekilde Celtic daha baskılı oynadı. Son kornerde kaleci Boruc bile ileriye çıktı. 1 puanın bile ne kadar kritik olduğunu biliyorlardı fakat olmayınca olmuyor. Rangers'ın puan kayıplarını beklemekten başka çare yok.

Adamım Aiden McGeady de beklenileni veremedi.

2 Şubat 2010 Salı

Robbie Keane Celtic'te


Arsenal sevdam biteli beri Avrupa'da en çok Celtic'e sempati duyuyorum. Fakat takımda işler iyi gitmiyor. 3 sene arka arkaya şampiyonluğun ardından geçtiğimiz sezon Rangers'a kaptırıldı kupa. Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Arsenal'e elenildi, UEFA Avrupa Ligi'nde de hezimet yaşandı. Ben en kötü 2. oluruz derken, 6 maçta sadece 6 puan toplayabildik ve 3. olduk.

Lig'e gelince... Son 5 maçta 7 puan kaybedildi ve Rangers'ın tam 10 puan gerisine düşüldü. Gerçi bir maç eksiği var ama bir şeyler yapılmak zorundaydı. Transferin son günü Robbie Keane ve Diomansy Kamara transfer edildi. Kamara Fulham'da 9 maçta sadece 1 gol atabilmiş, oynadığı maçların çok büyük bir bölümünü 90 dakika izlemediğim için takıma yararı hakkında ne desem yalan olur. Ama Robbie Keane takımı bir üst seviye taşıyacaktır uyum sorunu yaşamazsa kısa sürede. Sezon sonuna kadar kiralandı, zaten bonservisinin alınması hiç aklımdan geçmiyordu. Keane alınmadan önce şampiyonluk gitti gözüyle bakıyordum ama şu an bayağı umutluyum, gerçekten çok sevindim bu transfere.

Bu akşam deplasmanda Kilmarnock ile karşılaşacak Yeşil-Beyazlılar, evde olursam izleyeceğim maçı. Bir şeyler yazarım...

Dergiden Kareler

 

 


 

  

 

Altan Eyüpspor'da


Bilindiği gibi geçtiğimiz sezon Mersin İdman Yurdu forması giymişti ve Zafer Biryol ile beraber takımın iki yıldızından biriydi. Takım Bank Asya'ya yükseldi, fakat Altan sezon sonu herhangi bir kulüple anlaşmadı. Üstelik Devler Ligi'nde mücadele etti. Son resmi maçını oynayalı 8 ay geçti, antreman yaptı mı, form durumu nedir bilemiyorum tabii ki ama Altan gibi çok yetenekli bir ismin Eyüpspor'da oynayacak olması bile çok önemli. İnşallah başarılı olur... Zaten geçen gün Hakan Şükür ile birlikte kulübü ziyaretinden bir transfer ihtimali olduğunu anlamıştım.