2 Ekim 2012 Salı

Kahrolmamak Elde Değil...


Fenerbahçe'nin "Dünyanın en narsist insanları" sıralaması yapılsa, top 10'u zorlayacak bir başkanı var. Hem de 14.5 yıldır... İçeride koca 1 yıl geçirdi, belki biraz kendi hatalarını düşünmüştür diyordum ama çok daha beter hala gelmiş.

Kafamdakileri oldukça açık yazmaya çalışacağım.

Bana göre yaptı, sana göre yapmadı, ona göre sadece teşebbüste bulundu... Bunlar çok da önemli değil. Ortada bir gerçek var ki, mahkeme Aziz Yıldırım'a şikeden ceza verdi. Yargıtay tarafından bu ceza onanırsa, Aziz Yıldırım tekrardan hapse girip 2-3 yıl daha yatacak ve muhtemelen bir daha Fenerbahçe başkanı olamayacak. Tarihte adının "şikeci başkan" olarak anılacak olması da cabası.

Dolayısıyla Aziz Yıldırım çok zor bir durumda. "Şu günden sonra sportif olarak Fenerbahçe'yi çok iyi yerlere getirmeliyim ki, şike mevzuları unutulsun" düşüncesinde. Olacağı yok ya, diyelim ki Fenerbahçe 2013/2014 sezonunda Avrupa'da final oynadı. Bu balık hafızalı ülkede kim hatırlar/takar şikeyi? 

Aykut Kocaman'ı gönderemiyor. Biliyor ki, gönderirse takım tamamen dağılacak. Başkanlık döneminde sezon ortası hoca değiştirip de şampiyon olduğu tek bir sezon yok. Üstelik Aykut Kocaman'a borçlu. O olmasa, Fenerbahçe belki de 2011/12 sezonunda kümede kalmaya oynayacaktı. Herkes tarafından alay konusu olan Türkiye Kupası alındı, lig de efsane bir şekilde Galatasaray'dan alınmak üzereydi.

"Ben bu Aykut'u gönderemem. Hem sözümü dinliyor, hem de hakkımda her şeyi biliyor. Guardiola'yı bile getirsen risk. Hem beni dinler mi böyle? E bu adam Alex'i istemiyor. Alex de saçma saçma tweet'ler atıyor. Zaten sezon sonu gidecek. Eski performansında da değil. Heykelini de diktiler işte. Ben şimdi bununla ilgili sert konuşurum, Alex efsane mi derim, heykel açılışına da gitmem. Taraftarı şöyle bir güzel arkama alırım. O kadar tapeden sonra bile beni tamamen savunanlar, takım da iyi giderse Alex'i falan unutur" diye düşündü... Ama bilmediği bir şey vardı. Alex'in kendisinden binlerce kat daha fazla sevildiği...

***

Konuya bir de Alex ve Aykut Kocaman açısından bakalım. Aziz Yıldırım'ı yazdım ettim ama ileride "Alex'i göndermişti, onu hiç sevmem" sözleriyle kulağı sık sık çınlatılacak Aykut Kocaman'ın...

Ben ilk aşkım dediğim Aykut Kocaman'la son aşkım Alex arasında hiç tercih yapmadım, yapmam da... Elbette neredeyse oynadığı tüm maçları 90 dakika izlediğim Alex'i daha fazla seviyorum, onun kadar kimseyi sevebileceğimi de düşünmüyorum. Böyle ayrılmayı kesinlikle hak etmese de, bu süreçte "onun da" hatalı olduğunu söylemezsem ve son 24 saatte milyonlarca Fenerbahçeliden küfür yiyen Aykut Kocaman'ın hakkını korumazsam, içim rahat etmez.

Aykut Kocaman'ın kafasında hep mücadeleci, genç, hızlı futbolcularla pasa dayalı oyun vardı. Zamanında Alex'e sürekli sallayan Altan Tanrıkulu ve Gökmen Özdenak'a ettiğim küfürler aklıma gelse de, Aykut Hoca'nın bu fikrine hep saygı duydum. Adam isterse 3-5-2 oynatır, isterse 4-3-3... Farklı şeyler düşünebilir, ilk 11'inde Alex'e yer olmayabilir. 

Arkadaşlarla uzayıp giden muhabbetlerde konu Alex'in yaşına ve yedek kalmasına geldiğinde, belli futbolcular örnek gösterilir. Zidane, kafayı atıp 34'ünde noktayı koydu. İstese en az 2 yıl daha üst düzey oynar mıydı, oynardı... Onla yaşıt Rivaldo, 40 yaşında ve hala Kabuscorp diye bir takımda top oynuyor. Del Piero, 38'inde ve Juventus'ta son yıllarında kulübede oturmayı sorun etmedi. Az oynadı, öz oynadı ama frikikten yazmasını her zaman bildi. Futbolu bırakmayı tercih etmedi, şimdi Avustralya'da. Son örnek ise Madrid efsanesi Raul... Real'den 33'ünde ayrıldı, yanlışım varsa düzeltin, Mourinho kalmasını istedi ama o ön planda olamayacağının farkındaydı, ayrılmayı tercih etti. Schalke, Al Sadd derken takılıyor. 

Her futbolcunun, her efsanesinin yapısı, karakteri aynı değil. Alex, Zidane gibi futbolu zirvede bıraksa, örneğin bu sezon sonu, jübile falan derken herkes mutlu olacaktı. Alex'in de futbolu 37-38'de bırakma kararına, daha bir arka planda kalmayı kabullenememesine, Aykut Hoca'ya olduğu gibi saygı duyuyorum.

Şimdi Alex ve Aykut Kocaman arasında olanları toparlayalım. Aykut Hoca daha ilk geldiği sezon dahi Alex'i yedek bırakmayı planlıyor. Oyun planı 4-3-3 ve ileri üçlüsü Stoch-Niang-Dia. Ama Avrupa iki turda da fiyasko olunca ve ligde kötü bir başlangıç yapılınca, Alex'i kesemiyor. Alex de belki biraz yedek kalma korkusunun verdiği hırsla şova başlıyor... Daha önceki iki sezon ligde 11'erden toplam 22 gol atmışken, bir sezonda 28 gol atarak hiç ulaşamadığı rakama ulaşıyor. Şikeden dolayı sancılı geçen bir sonraki sezonda belki Emenike-Niang ikilisi ayrılmasa, Alex attığı 28 gole rağmen yine zaman zaman yedek kalacak. Ama kadro darlığından oynuyor, sakatlanmadığı zamanlar dışında iyi de oynuyor.

Ve bu sezona gelelim... Aykut Hoca'nın kendi ağzından söyledikleri... Alex sezon öncesi kampta çok iyi çalışıyor. Çok formda. Fakat İstanbul'da biraz form düşüklüğü yaşıyor. E rakip de Burak Yılmaz'ı, Hamit'i, Amrabat'ı alan Galatasaray. Kuyt, Krasic gibi tüm Avrupa'nın tanıdığı hücum silahlarını da transfer edince, Aykut Hoca, Alex'i çağırıp konuşuyor. Diyor ki, "Bu sezon zaman zaman yedek kalacaksın. Buna hazırlıklı ol. 50 maç oynayacaksak, çoğunda oynayacaksın ama yaş itibari ile de bazı maçlarda yanımda olabilirsin. Yavaş yavaş takımda abiliğe hazırlan. Ama unutma ki seninle ilgili kesinlikle bir tasarrufum yok, sözleşmen bitene kadar bizimlesin." Şansal Büyüka'nın programında söyledi Aykut Hoca bunları. Alex tarafından da herhangi bir yalanlama gelmedi şu ana kadar.

Çağırıp konuşmasa, bunları demese anlarım. Ama sonra Alex'ten beni yıkan, kahreden "kıskanç" tweet'i geliyor. 5 hafta önce Ekşi Sözlük'te şunu yazmıştım, hala da aynı fikirde olduğumdan tekrarlamama gerek yok.

Sonrası çorap söküğü gibiydi... Kadın taraftarların "Aykut söyle, Alex nerede?" tezahüratı, başkanın anonsu... Aziz Yıldırım'ın "Alex efsane değil" açıklaması, heykelin açılışında Aykut Kocaman'ın olup Aziz Yıldırım'ın olmaması...

Alex'i deli gibi seven bir Fenerbahçeli olarak bu sezonki performansından ben de hiç memnun değildim, blog'a da yazmıştım. Alex'in sonsuz kredisi olduğundan, Marsilya maçındaki golü dışında uzun süredir gol atamamasına da kimse ses etmiyordu. Edilmemesi de gayet anlaşılır fakat yedek kalsa sorun, oynasa 45'te çıksa sorun...

Aykut Hoca, Alex başta olmak üzere, Cristian-Stoch gibi futbolcuların takımı sabote ettiklerini düşündüğünden mi böyle bir karar aldı bilmiyorum. (Alex'in böyle bir şey yapacağı da aklımın ucundan bile geçmiyor) Ama net olan bir şey var ki, son gelişmelerden sonra Alex'in kaldığı her gün Fenerbahçe'de huzursuzluk demekti.

Böyle söyleyince sanki Alex'e küfrediyormuş gibi algılanıyor ama ben hala eğer Şansal Büyüka'nın programında anlattıkları doğruysa ve sezon başı Alex'i çekip durumu anlattıysa haklı olanın Aykut Kocaman olduğunu düşünüyorum. Alex birgün içini dökene ve bilinmeyenleri anlatana dek de böyle olacak.

***

2 saattir yazıyorum ama hepsi boşa... Artık Alex yok... Beni son 8 yılda en çok mutlu eden adamı bir kez daha canlı izleyemeyeceğim. İnanılmaz acı veriyor...

Bir taraftan Alex'e kızıyorum yedek kalmayı kabullenemediği ve iş bu noktaya kadar geldiği için. Diğer taraftan Aykut Hoca'ya kızıyorum bir türlü Alex'i mutlu edemediği ve bu şekilde gitmesine ön ayak olduğu için. Ve en çok da kendime kızıyorum elimden hiçbir şey gelmediği için...

Kuyt, Krasic gibi takımın kilit isimleri zamansız sakatlandılar, Meireles henüz uyum sürecinde, Sow çok formsuz, ben takımın bir şekilde toparlanacağı kaanatindeyim ama Gladbach ve Beşiktaş maçlarının sonuçları ne olursa olsun Aykut Kocaman bırakacak söylentileri de var. Hoca, Alex bu sezon nasıl formsuzsa, onun iki katı kötü yönetim sergiledi son 2-3 ayda ama onun gidişiyle de hiçbir şey çözülmeyecek Aziz Yıldırım ve saz arkadaşları istedikleri gibi at koşturmaya devam ettikçe. Umarım Alex'in kovulurcasına gönderiliş şekli, resmi sitedeki kadrodan isminin hemen çıkartılması ve gereken vedanın yapılmamasıyla ortalama Fenerbahçeli bazı şeylere biraz da olsa uyanır.

Not: Ne zaman dönerim bilmem ama kapattım Twitter'ı falan... Dayanamıyorum okuduklarıma. Alışmak çok zor...