26 Mayıs 2017 Cuma

Aykut Kocaman meselesi...



Şu sıralar hükümet ile Aziz Yıldırım arasında adeta bir köprü olan Rıdvan Dilmen, son zamanlarda Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'nin başına geçeceğini sıklıkla söylemeye başladı ve iki taraftan da bir yalanlama gelmediğine göre, Aykut Kocaman Fenerbahçe'ye döndü diyebiliriz.

Sonda yazacağımı başta yazayım, bir Fenerbahçe taraftarı olarak Aykut Kocaman'ı teknik direktör olarak asla Fenerbahçe'de görmek istemiyorum. Gelsin başkanımız olsun, çok isterim. Çok da yakışır... Ama İsmail Kartal-Vitor Pereira-Dick Advocaat dönemi sonrası Aykut Kocaman'ı 1 dakika dahi Fenerbahçe teknik direktörü olarak görmeye tahammülüm yok... Aykut Kocaman'a değil, onun oynattığı "bayık" futbola dayanamıyorum.

***

Başa dönelim... İlk futbol efsanem Aykut Kocaman. Rüştü'ler, Boliç'ler, Okocha'lar öncesi... Hala da en sevdiğim 5 Fenerbahçe futbolcuyu saysam, yeri bankodur. Ekşi Sözlük'te, Twitter'da ve bu blog'da kısa bir arama yapıldığında Aykut Kocaman'ı bir zamanlar ne kadar çok sevdiğim görülecektir.

İsteyenler için birkaç örnek koyayım buraya...

https://eksisozluk.com/entry/14476693 (Bu yazıyı yazdığımda 20 yaşındaydım.)

https://eksisozluk.com/entry/15848445 (Mart 2009, Fenerbahçe'nin başına geçmesini en çok isteyen insan olabilirim)

https://eksisozluk.com/entry/19731673 (Aykutbahçeliyim yazmışım, romantikliğe gel)

***

Fenerbahçeli taraftarlar arasında Alex'in ayrılığı sonrası bir kırılma olduğu açık. Alexçiler ve Aykutçular olarak ikiye bölünüldü. Sırf Alex'in Fenerbahçe'den bu şekilde gönderilmesine yol açtığı için bile Aykut Kocaman'ı istemeyen Fenerbahçeli sayısı oldukça fazla. "Alex-Aykut" meselesinde Aykut Hoca'ya hak verdiğim yönler var. Alex'in de hatası var, Twitter'da hocası için "Kıskanç" yazmak gibi. Ama iki tarafı da okuyup dinlediğimde, %80 oranla Alex'in yanındayım ve bu hiç değişmeyecek. Fakat Alex meselesi hiç yaşanmamış olsa dahi, ben bugün de Aykut Kocaman'ı teknik direktör olarak istemiyor olacaktım ve bu yazıyı yazma nedenim de bu... Lafı uzatmadan Aykut Hoca'yı istememe sebeplerimi sıralayayım...

1- Nuri Bilge Ceylan filmi yavaşlığı

Sinemamızın yüz akı Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerini bilirsiniz. Çoğu insana ağır gelir. Çok yavaş ilerler. Filmlerini yarıda bırakan, izlerken uyuya kalan çok arkadaşım var. Sinemaya gönül veren bir insan olarak ben bile bazı filmlerini fazlasıyla sıkıcı buluyorum. İzlemesi sabır gerektiriyor. Maalesef ama maalesef Aykut Kocaman futbolu da böyle. Bayık, yavaş, ağır... Üstelik Nuri Bilge Ceylan filmlerindeki kalite de asla yok. Şu da var, Nuri Bilge Ceylan, Tarkovski gibi yönetmenlerin film sayısı sınırlı. Ağır da olsa izlemek isterseniz kısa sürede hepsini izleyebilirsiniz. Fakat futbol öyle mi... Yılda 50-60 tane Fenerbahçe futbol maçı izliyoruz ve bu yavaşlık eziyete dönüşüyor, çekilmez bir hal oluyor.

2- Efsane golcünün golü sevmemesi

Hepimiz çocukluğumuzdan itibaren "top" oynadık. Bu oyunu icat edenler bir top, iki kale var demişler. En önemli şey de eskiden beri "Gol". Bu oyunun varlık sebebi gol atmak. Gol yoksa futbol da yok.

Aykut Kocaman Türk futbolunun efsane golcülerinden biri. Zaten bunu herkes biliyor ve fazla bahsetmeye de gerek yok. Süper Lig'de 200 golü geçen 5 isimden biri ve 3 kez de gol kralı oldu.

Bunları niye mi yazdım? Böylesine efsane bir golcü olduğu halde, teknik adamlık döneminde golden bu kadar nefret eden az insan gördüm... Gerçi bu ayrı bir yazı konusu, Mancini, Ertuğrul Sağlam gibi örnekler de var. Ama bu dalda oscar Aykut Hoca'ya gider.

Ben bir taraftar olarak takımımın olabildiğince çok gol atmasını istiyorum, gelene 4, gidene 5 atmayı hayal ediyorum. 2003-2006 arası Daum dönemi yaptık bunu. Daum'la 2005/06 sezonunda tam 90 gol attığımızı unutmayalım. Biz yetişemesek de bu kulüp 103 golle rekor kırdı, rekorda en büyük pay da Aykut Kocaman'a ait. O ise her maçı 1-0 kazanmayı yeterli görüyor. Hele skor 2-0 olmuşsa 3. golü asla düşünmüyor. Böyle garanticilik olmaz olsun...

"Futbolun katili Türk hakemleri" diye bağırılır tribünlerde.. Ben de elinde yeterince imkan olduğu halde takımına defans futbolu oynatan hocalara "Futbol katili" diyorum ve maalesef Aykut Hoca da bu örneklerimin başında geliyor. Bu mesele açıldığında "Defansif diyorsun, gol attırmıyor diyorsun peki öyleyse 2010/11 sezonunda nasıl 84 gol attık?" sorusu soruluyor. Benim de yanıtım hep aynı.. "Unutma, beğenmediği, istemediği 34 yaşındaki Alex o sezon tam 28 gol attı."

Not: Alex'in 2008/09 ve 2009/10 sezonlarında 11'er golü vardı.


3- Düz futbolcu sevdası, yıldız futbolcu düşmanlığı

Fenerbahçe'nin kadrosunda her zaman "gerçekten" yetenekli futbolcular olmuştur. 2000/01 yılındaki şampiyonluğu Revivo/Rapaiç'le kazandık, 2003/04'te Van Hooijdonk olmasa şampiyonluk imkansızdı. Kısa sürede ayrılsa da Ortega'nın yeteneğini, çalımlarını kim unutabildi? Alex döneminden iyi biliyoruz ki Okocha, Ortega, Revivo, Rapaiç gibi aklımıza gelen ne kadar gerçek yıldızımız varsa, Aykut Kocaman hepsinin karşısında. Onun yıldızı Cristian. Cristian'a bir Alex'miş gibi yaptığı övgüleri unutamıyorum.

Kadromuzda şu an bulunan Hasan Ali Kaldırım, tam Aykut Kocaman futbolcusu... Yeteneği kısıtlı Hasan Ali'nin azmini çok takdir ediyorum ama Aykut Hoca maalesef takımın tamamını Hasan Ali Kaldırım ve benzeri futbolculardan oluşturmak istiyor. "Düzlük" Aykut Kocaman futbolunun yapı maddesi olmuş. Yönettiği Anadolu takımlarında dahi Alexander Hleb gibi Arsenal ve Barcelona'da oynamış bir isme dayanamaması da bunun kanıtı.

4- Zirveye oynayan Anadolu takımı ekolü

Bu tweet'i Mayıs 2013'te yazmıştım... "Sezon bittiğine göre artık yazabilirim. Aykut Kocaman Fenerbahçe'yi oyun olarak "Zirveye oynayan Anadolu takımı"na çevirdi."

Sanırım en uygun tanım bu. Vitor Pereira, Dick Advocaat dönemi de maalesef devam eden bu anlayışı Fenerbahçe'ye Aykut Kocaman getirdi.

Geriye dönelim. Benim Aykut Hoca'dan çok umutlu olduğum dönemler. 24 Ekim 2010. Galatasaray ile Kadıköy'de oynuyoruz. Meşhur Pino'lu maç... 0-0 bitiyor, iyi de oynamıyoruz ama Aykut Hoca maça Alex, Niang, Stoch, Dia dörtlüsüyle başlıyor. Üstelik orta sahanın ortasında da Emre Belözoğlu ve Mehmet Topuz'u oynatıyor. Kariyerindeki en hücumcu 11 olabilir. Böyle ofansif 11'le başladığı için benim için sorun yok.



7 Aralık 2011.. Yine bir Galatasaray maçı. Aykut Hoca maça öyle korkak bir 11'le başlıyor ki, şu tweet'i atmışım maçtan önce.. "Deli gibi sevdiğim Aykut, soyadına yakışır kadro çıkartamadı. Sanki Fenerbahçe değil Küçükköy" Bienvenu ve Alex dışında gerçek hücumcu yok. Sonuç mu, Alex son dakikada attığı golle skoru farkı ikiye indiriyor: 3-1. Hatırlayamayanlara Eboue'nin gol attığı maç diyeyim.. Fenerbahçe'de 5 yıl kalmalı dediğim Aykut Kocaman'ın hocalığını sorguladığım günler..

Son bir derbi örneği daha vereyim. Unutulmaz Süper Final maçı... Maç 0-0 bitti herkesin hatırlayacağı gibi. Fenerbahçe'nin kaç tane gol pozisyonu aklınıza geliyor? Benim hiç gelmiyor ne yazık ki. Aklıma gelen şey "İyiyim, oynarım" diyen Alex'i 75'te oyuna sokması... 1-0'cı Aykut Hoca bu maçı da sonlarda atacağı bir golle kazanmayı hedeflemişti ama Dia'nın kırmızı kartı planları bozdu...

Şimdilerde Beşiktaş'a son dakikada attığımız golle beraberliğe sevinir olduk ya... Bu takım 3 yıldır şampiyonluğa uzak ve işte bu derbilerde oynadığımız Anadolu Takımı oyununu Fenerbahçe'ye monte eden isim de Aykut Kocaman'dır... Alex-Niang-Stoch-Dia'lı dörtlüyle devam etseydi desteğim sonuna kadardı ama Fenerbahçe'ye böyle korkak, çift ön liberolu bir anlayışın hakim olmasını kabullenemiyorum...

5- Başkana paravan olacak olması

Aziz Yıldırım'ın canlı yayında söylediği sözler var ve insanlar bunları unutmuş değil. "Ersun Yanal benden sonra da bu kulübe giremez. Aykut Kocaman ise benim dönemimde bu kulüpte çalışamaz" dedi. Aykut Kocaman'ın bu sözlere rağmen takıma dönecek olmasını geçtim, Aykut Hoca'yı takımın başında görmek isteyen, onun için tribünlere gidecek azımsanmayacak bir kitle var. Aziz Yıldırım'ın, "İstifa" diye bağıran tribünleri uyutmak için Aykut Kocaman'ı paravan olarak kullanacağı çok açık.

Hoş, Advocaat defalarca "Benden iyisini bulabiliyorlarsa düşünmesinler hemen getirsinler" dedi alaycı bir şekilde. Adamın haklı olduğunu bildiklerinden kovamadılar...

***

Aykut Kocaman Fenerbahçe'yi şampiyon yapabilir, yapamaz diye bir şey yok. Keşke yapsa. Ama benim bahsettiğim şey şampiyonluktan daha önemli.

Bu sezon hiç Napoli'yi izlediniz mi? Beşiktaş'la eşleştiler, herkes izlemiştir az çok... Sarri'nin yönettiği Napoli bu sene Avrupa'da en çok beğendiğim takım... Şampiyon mu oldular? Hayır. Avrupa'da final mi oynadılar? Ona da hayır. Fakat öyle güzel hücum futbolu oynuyorlar ki benim için gönüllerin şampiyonu... Fenerbahçe, Napoli'nin bu sezon oynadığı futbolun yarısını oynasın başka bir şey istemem zaten.

***

Kapanışı Mehmet Demirkol'la yapalım... "Aykut Hoca'nın gelmesi bir daha Alex'lerin, Anelka'ların olmaması demek. Bunu kabul ediyor musunuz? Kabul ediyorsanız tamam gelsin Aykut Hoca."

Ben kabul etmiyorum, siz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder